1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 123 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 23
Like Tree34Likes

Konu: Şampiyonların seçimi

  1. #1
    ZIPKINCI Cem Kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03-07-2011
    Bulunduğu yer
    Maryland, ABD
    Yaş
    37
    Mesajlar
    928

    Şampiyonların seçimi

    merak ettiğim, ufaktan araştırıp da cevabını bulamadığım bir soru var;

    son 10 yıllık bir süreyi baz alsak, milli takımlarda yarışan yarışmacıların kullandıkları zıpkın marka-modelleri nelerdir? fikri veya bilgisi olan var mı?
    SaT01 likes this.
    Cem Kul

    Maryland, ABD

    daha öncesi;
    Ören - Burhaniye / Balıkesir
    Gülbahçe / Urla - İzmir

    http://www.zipkinci.com/senkop-sig-s...ye-kurali.html

  2. #2
    TRAKYA KIYISI ZIPKINCISI Samet YILMAZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24-04-2009
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    27
    Mesajlar
    2.828

    Cevap: Şampiyonların seçimi

    hakan doğukan şamlının tercihi apnea nemrod, 60 lık apnea ile agaşonda sinarit vurdu gözümün önünde. balığı vuran malzeme değil, kişinin kendisidir

  3. #3
    Deniz Cura
    Guest

    Cevap: Şampiyonların seçimi

    Güzel bir konu olmuş.

  4. #4
    ZIPKINCI Cem Kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03-07-2011
    Bulunduğu yer
    Maryland, ABD
    Yaş
    37
    Mesajlar
    928

    Cevap: Şampiyonların seçimi

    yabancı forumlarda da gezdim pek bşi yok...asıl merak ettiğim, yarışmacıların kendi dalışlarında ne ile daldıkları...yarışma sırasında sponsor markanın tüfeği olur varsa da diğer dalışlarda ne yapıyorlar. ben ayda 2*3 kere dalıyorum, değişik koşullarda kullanımı en iyi olabilecek tüfeğin ne olduğunu merak ettim...
    böyle bi istatistik çıkar mı diye merak ettim ..du bakalım ne çıkacak
    Cem Kul

    Maryland, ABD

    daha öncesi;
    Ören - Burhaniye / Balıkesir
    Gülbahçe / Urla - İzmir

    http://www.zipkinci.com/senkop-sig-s...ye-kurali.html

  5. #5
    ZIPKINCI wolfenstein09 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    05-12-2009
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Yaş
    37
    Mesajlar
    1.724

    Cevap: Şampiyonların seçimi

    O donem hangi firma sponsorsa onun zipkini kullanilir diye dusunuyorum ben bundan baska zipkin kullanmam diyen yoktur heralde..
    Rifat KARABABA (ab rh+)

    İzmir

  6. #6
    Berk Gülörten
    Guest

    Cevap: Şampiyonların seçimi

    Sponsor ne verirse onu kullanırlar. Ayrıca Hakan abinin bir yazısı vardı milli takımla ilgili, bulursan bir oku bence milli takım neymiş anlarsın.

  7. #7
    ZIPKINCI Cem Kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03-07-2011
    Bulunduğu yer
    Maryland, ABD
    Yaş
    37
    Mesajlar
    928

    Cevap: Şampiyonların seçimi

    diyelim ki A firması sponsor oldu ve tüm ürünler bu firmanın belli bir alışkanlık kazanana kadar da bu ürünleri idmanlarda kullandılar. yarışma yapıldı bitti, aynı tüfeği kullanmaya devam ettiklerinden şüpheliyim.. o kadar dalış deneyimine sahip olan bu dalgıçların favori tüfekleri ve şampiyon oldukları tüfekleri aynıdır diye düşünmüştüm...

    hangi hakan abinin yazısı acaba ? yazıyı okumak isterim..
    Cem Kul

    Maryland, ABD

    daha öncesi;
    Ören - Burhaniye / Balıkesir
    Gülbahçe / Urla - İzmir

    http://www.zipkinci.com/senkop-sig-s...ye-kurali.html

  8. #8
    ZIPKINCI Cem Kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03-07-2011
    Bulunduğu yer
    Maryland, ABD
    Yaş
    37
    Mesajlar
    928

    Cevap: Şampiyonların seçimi

    Hakan Gençer olsa gerek, yazı da şu olmalı ki durum gerçekten içler acısı imiş...

    "Yaşanan sefalet ve dram tam olarak Kuşadasında federasyon başkanı sayın İnkılap Obruk’un “zıpkınla balık avı milli takımını gerekirse kendi cebimden verip en az 15 gün önce gönderirim” sözleriyle başladı.
    Milli takım aday kadrosu belirlendi ve seçmeler tam bir belirsizlikle Sinop’da yapıldı
    Milli takım Volkan Demircioglu, Selim Konya ve Hakan Gencer olarak belirlendi.
    Aynı gün Sinopta Zıpkınla Balıkavı Kurul Başkanı Sayın Mustafa Öztürk, Milli takım Antrenörü Murat Bölükbaşı ve diger üyeler asbaşkan Yılmaz Akyunus’a “Hocam, cocuklar kac gün önce gidiyorlar?” sorusuna “Organizasyon günü” diye “Antrenör olarak da ben gidiyorum” cevabını aldılar.
    Bu duruma Sinoplu eczacı Mustafa Erşahin tarafından itiraz edilince asbaşkan “Başarı erken gitmekle gelmez vurulacak balıkların fotoğrafları ezberlenecek siz benden daha mı iyi biliyorsunuz” cevabını aldılar.
    Bu arada araya milli takıma iki sporcu veren Gökceada Spor Kulübü Başkanı Sayın Murat Suluoglu girdi ve “Biz cocuklarımızın ve hocalarının masraflarını karşılıyoruz” dediler.
    Yılmaz Akyunus buna da karşı cıkarak reddetti, ve milli ruh taşıyan bu teklif zıpkınla balık avından sorumlu mustafa öztürk ve diger üyelerin yogun ricasına ragmen federasyon başkanı tarafından da reddedildi.

    Milli takım kadrosu Venezuela ya gitmeden bir hafta önce federasyona cagırıldık.
    Bize “Balıkcı oldugumuz sporculukla alakamız olmadıgı ve bizim onların dediklerini yapmamız” söylendi.
    Biz başimızda hoca, asistan olmadan koordinasyonu kurmadan ve erken gidip calışma yapmadan başarılı olmanın zor oldugunu ilettigimizde federasyon başkanından aldıgımız cevap şuydu:
    “Yılmaz hocanız iki üç kez oraya gidip su altı fotografları cekti sizin hocanız ondan iyi mi bilecek Yılmaz hocanızı dinleyin antrenöre ihtiyacınız yok yarışmada su altında size balık vurmayı mı ögretecek balıkcılıgı bırakın artık sporcu olun”
    Daha sonra “Masraf 20bin ytl başarılı olmazsanız bu parayı üçe böler sizden alırım” diyerek bizi gönderdiler.

    Sefaletimizi ilk anda hissettigimiz 19 ekim sabahı yeşilköy hava alnında buluştuk tüfek ve malzemelerimizi gören Yılmaz Akyunus bize “Bu kadar canta bu kadar büyük tüfek getirilir mi, siz balık vuramıyor musunuz, bu kadar büyük tüfek getiriyorsunuz” diye fırcalayarak bize başimiza gelecekleri hissettirdi.
    Daha sonra bagajları vermeye gittik ve görevli bayan bize “kilolarımızın fazla oldugunu daha önce milli takımların fazla kiloları bildirdigini” söyledi.
    Yılmaz Akyunus bu parayı bizden talep ettiginde şaşkınlık içinde “bu kadar paramız olmadıgını orada ihtiyaclarımız olabilecegini” söyledik ve Yılmaz Akyunus kadına dönerek kabaca konuşmaya başladı görevli kadın da bize orayı terketmemizi söyledi.
    Çaresizlik içinde lufthansa hava yollarının Alman uyruklu sefinden biz sporcular olarak rica edip mağduriyetimizi bildirdik kendisi de sadece sizin hatırınıza diyerek bagajları kabul etti.
    Daha sonra Yılmaz Akyunus bize dönerken agırlıklarımız ve gereksiz malzemelerimizi atmamızı söyledi.

    4 saat sonra Frankfurt hava alanındaydık ve bize günlük 10 eurodan 80 euro verildi hocamız asistanımız koordinasyon ve haberleşmek için hiçbir caremiz yoktu ve bize verilen paralarla hava alanından telsiz aldık.

    Karnımızın aç olduğunu söylediğimizde Yılmaz Akyunus bize “Buradan bir yere ayrılmamamızı, orada beklememizi yemegi de ucakta yememizi” söyleyerek gitti.
    Biz 6 saat ucak yemegini bekledik. Ucak yemegi kalktıktan 1 saat sonra verildi biz hostese yemegi sorduğumuzda domuz olduğunu öğrendik, müslüman oldugumuzu söyledik o da bize müslüman menüsü hazırlatmak için daha önce söylemeniz gerektiğini açıkladı. Ve biz 10 saat daha ac kaldık.
    Caracas hava alanına geldigimizde biletlerimizin olmadıgını yarışma yerine nasıl gidicegimizin belli olmadıgını ögrendik.
    Tam 13 saat hava alanında hala hiç birşey yemeden bekledik bu bekleyiş üç sporcu arasındaydı. Yılmaz Akyunus sürekli yiyip elinde cikolata ve purolarla dolaşıp duruyordu.
    Artık bitmiştik 14 saat sonra Margarita adasındaydık ve 1 saat sonra otelde otelin önüne gelip beklemeye başladık. Yılmaz Akyunus elinde küçük cantası ile karsıdaki bara gidip biz cantalarla ayakta beklerken 4 adet tekilayı şat yapıp cantasını alıp villa tarzında odaya gitti ve bize 1,5 saat sonra diplerde leş gibi kokan beton yataklı bir oda verdiler. Hala birşey yememiştik ve yattık.

    Sabah kaktıgımızda her takım dalmaya gidiyordu. En gec gelen takım 20 gün önce gelmiş olan Ukrayna’ydı.
    Kahvaltıya gittik ve Selim Konya bir lokma yedi, açlıktan midesi tuhaf olmuş kusmaya gitti o günü dinlenerek gecirdik.
    Ertesi gün kalkıp dalmaya gitmemiz gerektigini söyledigigimizde cevap şuydu “Gidemeyiz ben hava alanına Anna’yı almaya almaya gideceğim”.
    Anna kimdi ve bizden ne kadar önemliydi?
    Ertesi gün tekrar gitmek istedigimizde “tekneye 150 euro, veremeyiz gidin vurulacak balıkların resimlerini ezberleyin” cevabıyla karşılaştık.
    Biz “hocam aramızda toplayıp verelim” dedigimizde cevap şuydu “siz kimsiniz federasyondan daha mı büyüksünüz benden iyi mi biliyorsunuz” oldu
    Sonradan öğrendiğimize göre yan taraftaki balıkcı kasabasında günlük tekne ücreti 30 euroydu bütün yabancı sporcu arkadaşlarımız oradan cıkıyorlardı.
    Yarışmaya bir gün kala organizasyon üçretsiz tekne veriyordu. Yılmaz Akyunus “saat üçte gideceğiz” demişti.
    Saat 4:30 ile 5:00 arası hava kararıyordu yine de 3’de gittik.
    Biz tekneye malzemeleri taşırken Selim Konya tekneye benim arkadaşımdan ödünç aldığım sualtı radarını baglıyordu. Yılmaz Akyunus “bu radarı getirirken bana sordunuz mu, kim size getirin” dedi “benden iyi mi biliyorsunuz” diye azarlamaya başladı.
    Biz alkollü oldugu için alttan almaya calıştık teknenin etrafına meraklı küçük cocuklar toplandı ve İspanyolca konuşmaya başladılar. Yılmaz Akyunus elindeki su ve şapkayı cocuklara fırlatıp bagırdı ve cocuklar kactı az sonra balıkcılar bizi dövmeye geldiler. Araya bizim tekneci cico adındakı genc girdi ve biz adamlara lokum dagıtıp sakinleştirip denize cıktık. Çico bize balık olan bir yer gösterdigi için Yılmaz Akyunus Çicoyu sus diyerek azarladı.
    Biz hava kararınca moral bozukluguyla otele döndük. “Herkes sabah erkenden gitti hocam” dedik “Sana ne” dedi.

    Bütün takımlar bütün gün otelin içinde gezen hiçbirşey yapmayan bu takıma gülüyorlar ve hayret ediyorlardı.
    Akşam kuralar çekildi her takımdan bir kişiye 2 motorlu, digerlerine tek motorlu bot düşüyordu 2 motorlu Selim’e, bana ise Mamaguo adında tek motorlu güzel bir tekne çıktı.
    Sabah yarışma alanında herkes teknesini buldu ve benim teknemde başka bir sporcuyu buldum. Bana gecekondu gibi bir bot gösterdiler. Yılmaz Akyunus’a koştum “Banane başının caresine bak” dedi. Organizasyon komitesine gittigimde Yılmaz Akyunus’un tekneyi değiştirttiğini öğrendim. Yapacak bir şeyim olmadığı için bota geri döndüm.

    Tekneler cıktı. Start alanına 500 metre kala benim teknemin aynası koptu motorla birlikte denize düştü her taraf su ve benzin içinde kaldı. Radarın aynası da motorla beraber sualtına gömüldü.
    Selim çırpınıyor “hocam hakanın teknesi batıyor” cevap şu “eeeee noooollllmuuuş?”
    Yüzerek yanına gittim “hocam kimse yardım etmiyor herkes gidiyor ne yapacağım? cevap şu “eeeeee ben ne yapayım? Banane organizasyonun sorunu” San Marinolu fotografcı ve apnea magazinden arkadaşlarım beni teknelerine aldılar. Akşama kadar göz yaşları içinde oturdum ve maskelerim o kargaşada kayboldu.

    Ertesi gün sabah bana fiber bir tekne verdiler ve arkadaşlarım maske verdiler. Yılmaz Akyunus otelde kalarak gelmedi. Start alanında bir karışıklık oldu 20 tekne beş dakika sonra geldiler. Hakemler başla deyince 20 tekne başlamış Selim de içlerinde. Diskalifiye ettiklerinden Venezuella, Peru ve İspanya’yı affettiler. Tam bir kabus başımızda kimse yok derdini anlatanı affediyorlar. Selim derdini anlatamadığı için elendi.
    Yarışma başldı ben en uzak noktaya giden olmaz diyerek ilerledim atladıgımda yanıma İtalyan Maurizio Ramaciotti geldi. Ben bakarken yanına Pedro Carbonell atladı ve maurızio daha önceden calıştıkları o balıgı vurdu.
    50 metre solda bir taş buldum ve altında 5 tane zapatero vurdum minimum 2 kilo olarak sayılıyor.
    Ortalık sakinleşti baştan 20 tane tekne vardı sonra gittiler. Taş sakinleşsin diye bırakıp kıyıdaki kopüklere girdim cok balık vardı ama 2 kilo gelmiyordu aralarında cok iri iki tane vurup taşa geri döndüm ve 2 tane daha vurdum. 9 balıgım vardı birinci gün en fazla vuranda 8 balık vardı. Yarışma 4 saate düştügü için erken bitti.

    Ağzına kadar dolu 1 cuval balıgım vardı. Havaya kaldırdım Selim cok sevindi Marco Bardi ve Yannis Sideris geldi. “Balıkların 1 tanesinin gecmeme ihtimali var” dediler digerleri cok büyük bu arada Volkan abi geldi ve herkesin neşeli kahkahalar attıgı an “gitmessek ucak kacıcakmış acele edin” dedi ve biz balıklarımızın tartılmasına kalamadık. En cok balıgı vuran bendim o gün ve biz jüri karşısına çıkamıyorduk. Bütün ülkeler bize güldü. Onlar yarın sabah dönüyorlardı bütün takımlar niçin döndügümüzü anlamadı. Tabi biz de anlayamadık.
    Hava alanına girdiğimizde karşımızda üstünde bizim milli takım eşofmanımız olan bir kadın duruyordu. Orada tanışma şerefine nail olduk Rus Bayan Anna ile. Bizimle Check-in yaptırdı ve uçağa bindik.
    Ben Rus Bayan Anna ile yan yana oturuyorum sordum “siz ne zaman dönüyorsunuz”, “sabah 7” dedi “yetişmem için bu akşam dönmem lazım”. Ensemde bir ses “sen benim yerime gec” ben Yılmaz Akyunus’un yerine gectim Yılmaz Akyunus da türkiyenin 4üncü sporcusu Rus bayan Anna’nın yanına oturdu. Bir gece Caracas’da kalacaktık. Ama bizim ucagımız ertesi gün akşam 6 daydı.
    Bizi federasyona cagırdıklarında milli eşofman üstünüzdeyken sakız bile çigneyemezsin demişlerdi peki ya Rus bayan Anna o eşofmanı neden giyiyordu. Hangi branştan olduğunu soramadık.
    Ertesi gün hava alanında bütün takımlar vardı. Marco Bardi geldi ve dedi ki “1 balık gecmedi diger 8 balık cok güzel geldi” ve herkes uçaklarına bindi. Geri gelmeden yolda sonucları ögrendik: SONUNCUYUZ. Boş cuvalında balık olmayan venezuellalının cuvalı kendi kendine dolmuş.

    Geldiğimiz günden beri uyku uyuyamıyoruz. Yarışmacı veya kaptan tartılan balıgının başında nasıl olur da durmaz? Sen bu ülkenin bu spora ne kadar önem verdigini böyle hissettirirsen, senin balıgın herkesin cuvalına girer. Adamlar bizi kaale bile almadılar, takımdan saymadılar.
    Hocası yok, kaptan takımın başında yok ve sürekli alkollü.

    Her sporcucun asistanı var ilk 6 yı ***ürüyorlar aylar önce gidilmiş. Hocaları başlarında radarlar, gpsler ellerinde. Asistanlarla beraber calışıp markalıyorlar strateji belirliyorlar hergün denize cıkıyorlar. Moraller üst düzeyde yarışma başlıyor. Asistan plana göre birinci taşa Gps ile cıkıyor radardan bakıp atla diyor ve yarışmacı sadece dalıyor. Balıgı vurup tüfekle beraber tekneye atıyor, hazır tüfegi alıyor asistandan ve devam ediyor. Orada işi bitince asistan bir diger taşa ***ürüyor sporcuyu ve böyle devam ediyor.

    İnanınki biz ülke olarak cok iyiyiz ama sartlar bu. Biz bayragımızın son sırada olmasından dolayı kendi adımıza utanç duyuyor ve hepinizden özür diliyoruz.
    Hakan Gençer "
    Cem Kul

    Maryland, ABD

    daha öncesi;
    Ören - Burhaniye / Balıkesir
    Gülbahçe / Urla - İzmir

    http://www.zipkinci.com/senkop-sig-s...ye-kurali.html

  9. #9
    maviufuklar
    Guest

    Cevap: Şampiyonların seçimi

    sevgili Cem

    tüfekler çok fazla bir şey değiştirmez.Marka modellerde değişen tek bir şey vardır oda konfor.Şimdi sana şöyle bişey söylemek isterim kendi kullanımlarımı karşılaştırırsam.Elimde bir çok markadan tüfek geldi geçti ve halada var.yılmaz picasso seatec c4 blue birkaç ahşap markası omer patos şimdi en çok kullandığım tüfeğim c4.Atışlarda değişen çok fazla birşey söz konusu değil tüm tüfeklere alışıyorsun.Eline aldığın tüfeğe ilk dalışlarda yabancı kalırsın sonrasında alışmaya başlarsın ve atış kabiliyetin ona göre alışkanlık kazanmış olur.Ama konfor ap ayrı bişeydir şöyle söyleyeyim blue bana göre çok güzel bir tüfek ama manevrası yok, picasso ile gözü kapalı atış yapıyordum kabzesi ve rahatlığı vardı ama c4 gibi manevra yoktu, ahşap tüfeklerde manevra ve bakım derdi var, seatec torando geko sniper diye bilirim ama agaşon tüfeği bileğin ağır demka her anlamda sevdiğim bir tüfektir taş altı kullanıyorum.carbon olması bakım derdinin olmamasını ve dayanıklılığı getiriyor.şindi şampiyonların yarışmada kullandığı her ne olursa olsun avı yapan tüfek değil tüfeğin görevi belli 1 2 mt arasında şişi sürmesidir.yarışmalarda balığa yaklaşmasını bilen nefesini iyi kullanan en önemliside şansınında yaver gitmesi gerekecektir.İşin harbisi ben yılmazla zamanında ne levrekler vurdum şimdi onları göremeden c4 le blue ilevsvs hiç birşey vuramazsın.
    Scarface84, Cem Kul and Ekrem34 like this.

  10. #10
    Baltazar Divers Sertaç UYAR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01-09-2011
    Bulunduğu yer
    Istanbul, Turkey, Turkey
    Mesajlar
    2.551

    Cevap: Şampiyonların seçimi

    Gulsen mi aglasan.mi. bu nasil is yaaa.
    Sertaç UYAR
    İSTANBUL / Avcılar
    31.03.83

    A Rh +




    0554 117 53 25

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. lastik seçimi
    By Kaan 01 in forum Zıpkıncı Kahvesi
    Cevaplar: 20
    Son Mesaj: 11-11-2012, 11:16
  2. Bıçak Seçimi
    By süleyman.akman in forum S.S.S
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 01-07-2011, 23:37
  3. palet seçimi
    By Süleyman Akman in forum Malzeme Araştırma
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 17-01-2010, 18:16
  4. Şiş seçimi
    By Eren Yılmaz ÇABUK in forum Serbest Dalış Malzemeleri - Genel
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 17-07-2009, 19:27
  5. Lastik Seçimi
    By StorM71 in forum Serbest Dalış Malzemeleri - Genel
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 23-12-2008, 20:11

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202