Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 10

Konu: DALIŞ GÜVENLİĞİ

  1. #1
    Gökhan PEKTAŞDAN
    Guest

    DALIŞ GÜVENLİĞİ

    Tüm deniz tutkunlarını ve zıpkıncıları saygıyla selamlıyorum;
    Ben gerçek anlamda zıpkınla balık avına henüz başlamış bir arkadaşınız olarak bu spora gönül vermiş herkesin güven ve sağlıkla nasıl balık avlanabileceği konusunda durmak için bu forumu açmak istedim. Eminim ki birçoğunuz bu konuda çeşitli ve geniş bilgi birikimine sahipsiniz ancak el elden üstündür prensibi ile bilginin kimseye zararı olmayacağını aksine başımız zorda kalınca bunlarla nasıl başa çıkılınabileceğini öğrenmek herkesin arzusu ve ilk önceliği olduğunu düşünmekteyim. İnternetten elde ettiğim bazı yabancı makaleleri elimden geldiğince türkçeye çevirerek hem kendime hemde sizlere kazandırmak için bazı çevirileri yayımlıyacağım umarım sizinde katkılarınızla bu bilgileri olabildiğince çok arkadaşla paylaşarak sağlık içinde dalışlar yapabiliriz
    Saygılarımla Gökhan PEKTAŞDAN

  2. #2
    Gökhan PEKTAŞDAN
    Guest
    SAĞLIKLI SUALTI
    SIĞ SU BAYILMASI

    OLGU 1:
    19 yaşında erkek dalıcı, sualtında en uzun ne kadar kalabileceğini sınamak amacıyla 20-25 derin soluk alıp vererek yüzme havuzuna dalmış. Kronometre tutan arkadaşından dipte hareketsiz kalabilmek için bacaklarına basmasını istemiş. Gerektiğinde arkadaşının bacağına dokunarak suyüzüne çıkmayı planlamışlar. Uzun bir süre bu sinyali alamayan arkadaşı süphelenerek dipten çıkarmış. Havuz kenarında solunumunun olmadığı, kalp atışlarının güçlükle alınabildiği saptanmış. Tüm vücudu morarmış halde bulunuyormuş. Yapay solunum yardımıyla kendi solunumu yerine gelmiş. Ağız kenarında pembe köpük bulunuyormuş. Götürüldüğü hastanede oksijen verilmiş. Kliniğimizde yapılan muayenede akciğerlerinde, içine çektiği suya bağlı pnömoni (zatürre) saptandı. Uygulanan ilaç tedavisinyle on gün sonra tamamen iyileşmişti. Tanı:Sığ su bayılması.

    OLGU 2:
    20 yaşında erkek dalıcı adayı, bir klübümüzün seçmelerinde havuz dibinde uzun mesafe yüzebilmek amacıyle oksijen tüpünden 10-15 kere derin soluk alıp vermiş. Yüzmesini sürdürürken aniden hareketsiz kaldığını farkedenlerce dışarı alınmış. Yapılan ilk değerlendirmede, solunumunun olmadığı ve kalp atışlarının duyulmadığı saptanmış, kapalı kalp masajı ve yapay solunumla kısa sürede normale dönmüş. Kliniğimizde yapılan muayenesinde bir anormallik bulunmadı. Dalıcı, kendini sualtında uzun mesafe yüzebilmeye iten nedenin, klüp dalıcısı olarak seçilebilmesinin yanında ortamda bulunan kızlar üzerinde de iyi bir etki yaratmak olduğunu ifade etti. Tanı:Sığ su bayılması.

    OLGU3:
    23 yaşında erkek, serbest dalışta oldukça deneyimli dalıcı, balık vurmak amacıyla 20-25 metre dalıyormuş. Kayıkta bulunan arkadaşlarının ifadesiyle vurduğu bir balığı sıkıştığı yerden çıkartmak amacıyla son dalışı öncesinde 5-6 kere derin soluk alıp vermiş. Çıkmadığını gören arkadaşları daldıklarında dipte hareketsiz olarak yatarken bulmuşlar. Yapılan tüm kurtarma girişimleri ne yazık ki başarısız olmuş. Tanı:Ölümle sonuçlanan sığ su bayılması.

    Bu olgu listesini daha da uzatmak mümkün. Hemen her yıl kliniğimize bu tip başvurular olmaktadır. Bu arada kurtarma girişimleriyle sonuç alınan bir bu kadar olgunun da kliniğimize hiç başvurmadığı göz önüne alınırsa sığ su bayılması sıklığının oldukça yüksek olduğu farkedilebilir. Bu yazıyı okuyan bir çok eski dalıcımızın kendinin tanık olduğu ya da en azından duyduğu sığ su bayılması kazaları hiç de az değildir. Böylece sığ su bayılması çelişkili bir biçimde sualtı camiamızda özellikle serbest dalıcılar arasında önemini korumaktadır. Çelişkili olmasının nedeni, sığ su bayılmasının, diğer bir çok sualtı hastalığının aksine hemen her dalıcımız tarafından bilinmesine ve dalış kurslarında bu konuya ayrıntılı olarak yer verilmesine rağmen bu kadar sık karşımıza çıkmasında yatmaktadır. Sığ su bayılması (Shallow water blackout) terimi ilk kez 1944’te Barlow ve Mcintosh tarafından kapalı devre ile dalan dalgıçlarda karbondioksit zehirlenmesini tanımlamak amacıyla kullanıldı. Ancak İngilizlerin bu kullanımı Amerikalılar tarafından değiştirilerek günümüzdeki anlamını kazandı. Şu anda sığ su bayılması deyimi ile serbest dalıcıların hiperventilasyon yaptıktan sonra dalmalarına bağlı bilinç kayıplarını kastetmekteyiz. Vüzudumuzda solunumu ayarlayan bir çok mekanizma bulunmaktadır. Bunların en belirleyici olanı kandaki karbondioksitin kısmi basıncıdır. Bilindiği gibi karbondioksit solunumla alınır alınmaz, dokularla besinlerin oksijenle yakılması sonucunda bir metabolizma ürünü olarak oluşur. Karbondioksit kısmi basınca (pCO2) belli bir değere ulaşınca soluk almak zorunda kalırız. Bu değer istemli olarak soluk tutmanın yenildiği üst sınır olarak da tanımlanabilir. Ancak vücutta CO2 üretiminin hızı metabolizmayla belirlenmiştir. pCO2 başlangıç değerini düşürmenin yolu bir çok dalıcımızın kolayca keşfettiği (!) gibi derin ve sık soluk alıp vermektir. Hiperventilasyon olarak tanımlanan soluk hızını ve derinliğini arttırmakla akciğer ve kanda pCO2 azaltılabilir. Bu şekilde daha baştan düşük pCO2 değeri ile yapılan bir serbest dalışta, soluk almak için bizi zorlayacak pCO2 değerine daha uzun sürede ulaşırız. Ancak unutulmaması gerek bir nokta daha vardır. Bu da soluğumuzu tuttuğumuzda karbondioksit artarken, bir yandan da oksijenin azalmasıdır. Kanda oksijenin kısmi basıncı (pCO2) belli bir değerin altına düştüğünde bilinç kaybı oluşur. Bu değer yaklaşık olarak 25-30 mmHg’dir. Normal olarak yapılan bir soluk tutmada pO2 bu değerlere düşmeden pCO2 soluk alma düzeyine kadar yükseldiği için bilinç kaybı oluşmaz. Ancak hiperventilasyon yapıldığında başlangıç pCO2 değeri o kadar düşüktür ki, soluk alma gereksinimi duyulduğu zaman pO2 değeri tehlike sınırının altına inmiş olabilir.
    Ancak dikkat edilirse karada yapılan bir hiperventilasyondan sonra soluk tutma ile bilinç kaybı görülmesi sık değildir. Bunun nedeni soluk alma gereksiniminin yalnızca pCO2’ye bağlı olmamasıdır. Gerçekten de pCO2 değerinden bağımsız olarak pO2 değerinin tehlike sınırına inmesiyle de soluk alma gerçekleşir.
    İşte işin püf noktası da buradadır. Karada, hiperventilasyonlu bir soluk tutma ile, dalıştan önce yapılan hiperventilasyonun farkı burada yatar. Bilindiği gibi dalış sırasında, dalınan derinliğe bağlı olarak gazların kısmi basıncı artar. Böylece akciğer içindeki pO2 yükselir. Hiperventilasyon nedeniyle pCO2 azalmış bu nedenle 1. sigorta devreden çıkmıştır. Dalınan derinliğe bağlı olarak pO2 de yükseldiğinden 2. sigorta da iş görmez haldedir. Gereğinden uzun bir süre dipte kalan dalıcı oksijen eksikliği çekmez. Ancak çıkışa başladığında akciğer ve kandaki bu yanıltıcı pO2 düzeyi ortam basıncına baplı olarak hızla düşer ve dalıcı daha yüzeye gelmeden bilincini kaybeder. Karada soluk tutma eğrilerini sualtında soluk tutma ile değiştirirsek kan CO2 değeri değişmeyecektir. Ancak dalındığında artan ortam basıncı nedeniyle alveol içi oksijen basıncı artacaktır. Bu miktar başlangıçta kan oksijen basıncını çok fazla arttırmasa da dalış sürdükçe kana geçecek oksijen basıncını sağlayacaktır. Şimdi 10 metrelik bir dalışta ve heniz oksijen açısından hipoksit sınıra gelmemiş bir değeri ele alalım. Oksijen basıncı 50 mmHg olsun. Bu aşamada CO2 sınır değerine kadar yükselmediğinden dalıcı soluk alma gereksinimi duymayacaktır. Oksijen basıncı da 50 mmHg gibi tehlike sınırından uzak olduğu için bir problem oluşturmayacaktır. Ancak dalıcı 10 metreden yüzeye çıkmaya başladığında ortam basıncı da 2 ATA’dan 1 ATA’ya ineceği için, oksijen basıncı 50 mmHg’den 25 mmHg’ye düşecektir ki, bu değer bilinç kaybı oluşturmak için yeterlidir. Dalıştan önce hiperventilasyon yapmadan sualtında bayılmak mümkün müdür? Bu sorunun yanıtı evet olacaktır. Gerçekten de çok derine dalan dalıcılarda sualtında oksijensiz kalıp bayılma mümkündür. Örneğin 30 metreye dalan bir dalıcının akciğerindeki oksijen kısmi basıncı prensip olarak 4 katına çıkacaktır. Bu tip deneyimli dalıcılar kan karbondioksit düzeyine tolerans geliştirdiklerinden dipte daha uzun kalabilirler. Bu süre boyunca oksijensizlik çekmeyen dalıcı yüzeye çıkarken oksijen basıncı hızla düşer ve bayılma gerçekleşir. Uzun süre soluk tutarak dalış yapan deneyimli dalıcıların karbondioksite duyarlılıkları azalır. Bu tip dalıcılar diğer insanlardan daha yüksek pCO2 değerlerinde bile soluk almadan durabilirler. Dalıcının sualtında uzun süre kalabilmesini sağlayan bu özellik sığ su bayılmasına yol açabilmesi yanında vücutta karbondioksit birikmesine de yol açar. Böyle bir dalıcının size aktaracağı yakınmalar şu şekilde olacaktır: (Çok derine ve uzun süre dalabiliyorum. Bu açıdan bir problemim yok. Ancak bazen yüzeye geldiğimde bayılacak gibi oluyorum. Bir de dalışlardan sonra çok şiddetli baş ağrılarım oluyor. Bu baş ağrıları saatlerce sürüyor.) Buraya kadar anlattıklarımız bir çok dalıcımızın bildiği, pek çok kursta ayrıntılarıyla anlatılan bilgiler. Peki nasıl oluyor da bu kadar iyi bilinmesine rağmen gene de sığ su bayılmasına bu sıklıkta rastlayabiliyoruz? Dalış öncesi hiperventilasyon yapmamalı uyarıları nasıl oluyor da bu kadar kolaylıkla çiğneniyor? Kanımca bu durumun nedeni, dalıcılarımızın bilinç kaybı denen durumu tam olarak kavrayamamalarından kaynaklanıyor. Dalıcı hiperventilasyon yapmadan önce bilinci yerindeyken, nasıl olsa bir şey olduğunda çıkarım diye düşünüyor. Ama bilinç kaybı sıklıkla hiç bir uyarı görülmeden gerçekleşir. Birdenbire gelişir ve bu aşamadan sonra dalıcının düşünmesi, durumu değerlendirmesi, karar vermesi ve bu kararı uygulaması mümkün değildir. Bilinç o kadar hızlı kaybolur ki sonradan kendine gelen dalıcılar bilinci kaybolduğu o anı hatırlayamazlar bile. Sığ su bayılması genellikle mücadeleci, yarışmacı, güçlü kuvvetli maço kişilik yapısına sahip dalıcılarda gözlenir. Bu tip kazaların hikayesinde hep bu duruma yol açacak bir neden bulunur. Ya bir yarışma, ya balık vurma hırsı ya da kendini kanıtlama çabası görülür. Kurtarma girişimlerinin başarısı eşli dalış sisteminin iyi uygulanmasına ve dalış arkadaşlarının ilk yardım prensiplerini iyi bilmesine bağlıdır. İyi bir dalıcı, diğer insanlarla, kendisi ile ve denizle mücadele eden ve başarılı olan dalıcı değildir. İyi bir dalıcı iyi eğitimli, kendi sınırlarını bilen ve denizle uyum içinde olabilen dalıcıdır.

    Bu yazı METU DIVING GRUP internet sayfasından alınmıştır.

  3. #3
    ali tunçay
    Guest
    Paylaşım ve katkı için teşekkürler

  4. #4
    kızılderili
    Guest
    Teşekkürler.

  5. #5
    sefacancan
    Guest
    gerçekten yararlı bilgiler , teşekkürler gökhan

  6. #6
    senol coca
    Guest
    Saol Gökhan

  7. #7
    muhlis beyğ
    Guest
    teşekkürler bende aynı hatayı yapıyormuşum meğer.

  8. #8
    ZIPKINCI Cengiz ÖZÇELİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    21-04-2005
    Bulunduğu yer
    ANTALYA & ANTALYA
    Yaş
    41
    Mesajlar
    3.339
    Esli dalis yapmasak bir arkadasimizi bu yüzden kaybediyorduk. Durumun ciddiyetinin farkindaydim ancak bu olay beni çok etkiledi ve artik sinirlarimi bilmeye ve sorgulamaya basladim. Çok az agirlik kullaniyorum ve çikislarda son 5 ila 10 metrede palet çirpmadan çikisimi tamamliyorum.
    Çeviri için tesekkürler. Çok faydali.
    Cengiz ÖZÇELİK - 1978

    " Dive4Life "
    Cep: 0533 620 06 62

  9. #9
    Hakan Mamaoglu
    Guest
    Teşekkürler, çok faydalı bir yazı.
    Bu sporu keyif alarak amatörce yaptığım için, insanın kendi sınırlarını zorlamasını anlamsız buluyorum.
    Scuba eğitimi alırkende, sualtında geçerli olan fizik kanunlarını detaylıca öğrenmiştim. Bunlar serbest dalış içinde geçerli, bu kanunları insanın değiştirmesi mümkün olmadığına göre, zorladığı takdirde ya kendi sakat bırakacak veya ölümüne sebep olacaktır.

  10. #10
    gönen başer
    Guest
    Aslında hep merak ettiğim, derinliğe göre kritik bir süre var mı? Örneğin 10 metreden sonra 2 dk. tehlikeli veya 20 m. de 1,50 dk. gibi...

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Bugun daliş Marmarada Daliş yapanlar
    By onr6nkoc in forum Zıpkıncı Kahvesi
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 14-03-2016, 08:35
  2. CAN GÜVENLİĞİ -> Kendi Sınırlarını Bilmek? Nasıl?
    By Selçuk Dilşen in forum Üye Duyuruları
    Cevaplar: 24
    Son Mesaj: 07-05-2007, 01:19
  3. CAN GÜVENLİĞİ -> Ikınma Hayat Kurtarabilir
    By Selçuk Dilşen in forum Duyuru
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 24-08-2006, 00:25
  4. DALIŞ GÜVENLİĞİ VE ANTREMAN TEKNİKLERİ
    By Gökhan PEKTAŞDAN in forum Kurallar, Önerileriniz ve İstekleriniz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 15-06-2006, 20:24

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504