1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 12 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 18

Konu: Ozan ve diğerlerinin anısına...

  1. #1
    ZIPKINCI reha81 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22-06-2009
    Bulunduğu yer
    Aydın
    Mesajlar
    881

    Ozan ve diğerlerinin anısına...

    DALGIÇ VE DİĞERLERİ


    “ Yaşlı bir balıkçı babama şöyle demiş ;
    ‘Ne zaman bir dalgıç ölse, okyanuslar
    hakkında yazılmış bir ansiklopedi
    yanıp kül olur ‘…“


    “ Biliyor musun , çok uzun zamandır aynı kabusu görüyorum. Çok büyük bir ormanın ortasındayım. Ağaçlarda binbir çeşit kuş var. Ama nedense seslerini duyamıyorum. Bir dağ evi var. Kızım ve oğlum oyun oynuyor. Hemen önümdeler. Birbirleriyle oynaşarak koşuyorlar. Tam o sırada omzuma bir kelebek konuyor. Daha önce hiç görmediğim kadar büyük nerdeyse bir güvercin kadar büyük kanatları var. Gökkuşağı gibi rengarenk bir kelebek. Çocuklarıma sesleniyorum , kelebeği ürkütmemeye çalışarak . Önce duymuyorlar, sonra duyup bana doğru geliyorlar. “ kelebeğe bakın ne kadar büyük” diyorum “ daha önce böyle büyük bir kelebek görmüş müydünüz ?” .

    - “Baba” diyor , oğlum. “ burada kelebek yaşamaz ki “
    - “ Neden ? “ diyorum.
    - “ Nasıl nefes alacak ? Burada nefes alamaz ki. “


    O an gördüğüm şeylerin kuş olmadığını anlıyorum. Hepsi yaralı, vücutlarında delikler var. Bazıları kafalarından vurulmuş. Ağır kanamaları var. Gözleri görmüyor ama bana baktıklarını hissediyorum. Hepsi beni tanıyor. Birkaç tanesi çok büyük onların vücutlarında delik yok. Onların vücutlarında şişler var. Sonra aynı anda hepsi bana dönüp birdenbire şöyle diyorlar : ‘ d………………… “


    * * *


    Sadece kadının gözlerine bakıyordu. Daha altı ay öncesine kadar mantıklı konuşmalar yapabiliyorlardı. “ orada ne var “ dedi kadın “ Orada ne var . Orada buradan daha önemli olan ne var. Biliyor musun ? İnsanları her şeyin içine etmekle suçluyorsun ama sen , sende sadece bir katilsin. Bizden farklı değilsin. Sadece bir katil. İşe gidiyorsun ve sonra yaptığın tek şey bu … neden sende diğer normal insanlar gibi olamıyorsun. Yo hayır sakın söyleme onlar normal değil, değil mi ? Bir de bizimle vakit geçirdiğini söyleyeceksin şimdi. Bizimle geçirdiğin tek vakit havanın dalış yapamayacak kadar kötü olduğu günler…”

    Bir elinde malzeme çantası vardı. Diğer elinde silahını tutuyordu.Kafasını ağır ağır yere indirdi. Konuşmanın bitmesini sessizce bekliyordu. Eskisi gibi bir şeylere cevap verme isteği yoktu içinde. Bu isteği ne zaman kaybetmişti ? Yaşama isteğini ne zaman kaybetmişti ? Kapı kapanınca çantayı ve zıpkını arabanın kasasına fırlatıp arabaya atladı. Eskiden onları özenle koyardı. Bir keresinde malzemelere özenli davranmadığı için oğlunu dövmüştü.

    Altı ay önce kızı ve oğlu , bir büfeden kırk milyona aldığı bir şişe viski ile sarhoş olan ehliyetsiz bir sürücü tarafından öldürülmüştü. Bir annenin ve babanın hiçbir şey yapamayacağı bir an… Bir annenin çocuklarına olan sevgisi hiçbir zaman bitmez. Zamanla ilgisi olmayan bir durum. Bir erkek yıllar önceydi diye düşünür. Ama bir anne az önceydi diye düşünür. Bir oğul yada bir kız öldüğünde , bir şeyler anne için durur. Artık geçen yılların onun üzerinde fazla bir etkisi yoktur. Gözleri göremeyecek kadar yaşlansa bile oğlunun eski bir arkadaşının yakınında oğlunun kokusunu alır.

    Mahkemeyi hatırlıyordu. Çocuğun anne ve babasını görür görmez bir şeyi kesin olarak anlamıştı. Bu çocuğun işlediği ilk cinayet değildi. Bunu anlamıştı çünkü ne çocuk nede anne babası yeterince endişeli değildi. Ve aynı anda Dalgıç bir gerçeği daha anlamıştı. Yasalar büyük hırsızların küçük hırsızları cezalandırmak için uydurdukları kurallardı. Çocuk ceza alsa bile bu gerçek bir ceza olmayacak , aldığı cezayı fakir insanların çektiği gibi çekmeyecek ve cezası dolmadan yasalardaki boşluklar onun imdadına yetişip onu özgür bırakacaktı. Çünkü çocuk büyük hırsızların ve katillerin ailesinden geliyordu.

    İşte bu noktada dalgıç’ın karısı ile olan ilişkisi de geri dönüşü olmayacak şekilde değişiyordu. Çünkü karısının içindeki boşluğun tek nedeni çocuklarının artık varolmayışı değildi. Kadın doğasında milyonlarca yıl gelişip büyüyen doğal seçilim yasası… Bir kadın bir erkeğe baktığında kendiliğinden ortaya çıkan soru, dişi bir aslanın eşini seçerken yaptığı içgüdüden farklı değildir. “ Çocuklarımı koruyabilecek mi ? Başka bir aslanın bize zarar vermesine engel olabilecek mi ? Yeri geldiğinde onları cezalandırabilecek mi ? “ ve modern dünyamızda bir aslanın pazılarının evrimleşmiş haliyle “ yasaları değiştirecek kadar çok parası var mı ?” elbette kadın asla bu sözcükleri kullanmayacaktı. Fakat ne zaman kocasını eskisi gibi sevmeye kalksa , milyonlarca yıl ötesinden gelen içgüdüleri bilinç altından kafasını kaldıracak ve ona “ otuz yıllık yaşamınla doğayı yargılayamazsın” diyerek çocuklarının katillerinin cezalandırılmadığını hatırlatacaktı. Bir zamanlar vurduğu balıkların acılarına son vermek için bıçağını kafalarına saplayan o güçlü erkek şimdi karısının gözünde bir zavallıydı. Bir şeyler geri dönüşü olmayacak şekilde değişmişti. En azından bizim evrenimizde geçerli olan fizik yasalarından biriydi bu : “ entropi “ ; bir şey bir kere değiştiğinde bir daha asla eskisi gibi olamaz… geri dönüş yoktur.

    Sigarayı içine derince çekti. Arabada giderken dirseğini açık olan cama dayayıp sigara içmeyi seviyordu. Bu şekilde sigara içerken derin hayallere dalmayı seviyordu. Özellikle yeni çıkmış sigaraları alıp arabada denemeyi hoşlanıyordu. Bir süre önce apnea süresini kısalttığı için sigarayı bırakmayı düşünmüştü . Ama şimdi hayatının sonuna kadar sigara kullanacağını biliyordu.

    Bir keresinde ailecek piknik yapıyorlardı. Babası çocukları ve karısı. Son kez bir aradaydılar. Bu gerçeği o zaman bilmeleri imkansızdı. Karısına söz vermişti ; akşama kadar birlikte vakit geçirecekler sonra iki saatliğine dalış yapacaktı. Ama Milli Park çok kalabalıktı. Ve Dalgıç’ın kalabalıkla ilgili bazı problemleri vardı. Dakikalar geçtikçe Dalgıç gerginleşiyor ve karısı, olağan işleri yaparken kaş altından kocasını seyrediyordu. Kocasının huzursuz olduğunu hissediyordu. Sonra birden kocasına döndü ve şöyle dedi “ Hadi dal , öğleden önce gelirsin yemek yiyip çay içersin. Akşamda yeniden dalarsın.” Kadın kocasını tanıyordu. Öğleden önce gelmeyecekti. Öğleden sonrada gelmeyecekti…

    Sudan çıktığında akşam olmuştu. Suyun dizlerine kadar geldiği kısımda paletlerini çıkartmış kıyıya bakmıştı. Sahil çok kalabalıktı. Yüzenler , suda top oynayan çocuklar, saçma sapan su taşıtlarına binen insanlar ve bütün bu karmaşanın arasında ailesi… Bir an çevresindeki her şeyin yavaşladığını hissetti Dalgıç. Yavaşlama giderek arttı. Sonra birden bire her şey durdu. Havaya sıçrayan su damlaları , koşan insanlar , rüzgarda salınan ağaçlar… her şey ama her şey durmuştu. Sonra cisimler ailesini merkez alacak şekilde renklerini kaybetmeye başladılar. Ve nihayetinde her şey siyah beyaza dönüştü. Fakat aynı anda ailesinin renkleri pastelleşip koyulaştı. Dalgıç gördüğü şeyin çok önemli olduğunu biliyordu. Fakat ne kadar kırılgan olduğunu daha sonra öğrenecekti. Dalgıç bu anı yüreğinin derinliklerinde tuttuğu asla unutulmayacaklar listesine ekledi. Aynı anda da zaman , kaybettiği sürenin acısını çıkartırcasına her şeyi hızlandırıp ileri fırlattı. Her şey olması gerektiği gibiydi artık…

    Dalgıç sudan çıkıp oturdukları yere kadar yürümüş ve babasının önüne oturmuştu. Başlığını çıkartıp babasına bakmış. Ve uzun zamandır merak ettiği soruyu sormuştu “ baba” demişti, “ sudayken aklıma geldi. Bunu neden yaptın ? Sen dalış yapmazsın. Hiç yapmadın. Balık bile yemezsin. O günü hatırlıyorum. Liseye yeni başlamıştım. Eve geldiğimde bütün dalış malzemelerini almıştın. Zamanla aldığın malzemelerin hepsinin en iyi kalite olduğunu öğrenmiş ve şaşırmıştım. Bunu neden yaptın ? “

    - “ Eğer yapmasaydım “ demişti, babası “ kendini çoktan öldürtmüş olurdun. Okulda sürekli kavga ediyordun. Sen diğer çocuklardan farklıydın. Bir masa başında on dakikadan fazla oturamazdın. Harcayamadığın bir enerjin vardı. Ve bu enerji zamanla sana dönüp iç dünyanı yok etmeye başlamıştı. Sokakta saygı kazanmak için birileriyle kavga edebilirdin yada öldürebilirdin. Ama suyun altında yaptıklarından sadece kendin sorumlu olacaktın “

    Bu konuşmadan üç ay sonra babasını kaybetmişti. İnsanların onu ne kadar sevdiğini o zaman anlamıştı. Mezarlıktaki kalabalığa hayret etmişti.


    Kafadaki soru işaretlerinin derinleşmeye başladığı ve bir ilişkinin karanlık sularda boğulup yok olmaya yüz tuttuğu o günlerden çok öncelerini hatırlıyordu. Sarhoştu bir gün , “nasıl ? “ diye sormuştu kadın “Nasıl ?” . Oysa dalgıç duygularını belli etmenin zayıflık olarak görüldüğü bir ailede büyümüştü. Ama yinede anlatmak istiyordu. En azından denemeliydi. Ama sadece seviyorum diyebilmişti. Ama kadın kolay pes etmeyecekti. Bir sırrı çözüp parça parça etmeliydi. “ her seferinde birkaç santimetre daha derine gidiyorsan , bir gün orada bir şeyler yanlış gidebilir… Ölebilirsin ! ”

    - “ Evet ama kurallar var. “ dedi, dalgıç. Sonra yavaşça kafasını kaldırıp “ orada “ dedi , kimsenin bilmediği bir klandan bahseder gibi devam etti “ biz dalış kuralları ile birlikte yaşarız. Onlara uyduğumuz sürece bir sorun yok. Ama eğer bir gün bir şey olursa sanırım bunu çoktan hak ettim. On beş yıldır onları öldürüyorum. “

    - “ Peki “ dedi ,kadın. Sonra doğrulup dalgıç’ın gömleğinin yakasına doğru baktı. Avucunu açıp göğsünün biraz üzerine bastırdı. Sanki bunu yaparsa karşısındaki insan yalan söyleyemezmiş gibi “ O an geldiğinde çok kötü olacak , belki yüzeyi görecek ne kadar yakın olduğunu bilecek ama ona ulaşamadığın için bütün gücünle uğraşacaksın yada daha kötü bir sürü ihtimal. Ama senin acın bittiğinde diğerlerinin acısı başlayacak. Ve seninki kadar kısa sürmeyecek. Seni özleyecekler. Anılarına kaydettikleri hikayelerin yok olmaması için çırpınacaklar. Ve bu hiç bitmeyecek… Bütün bunların farkındasın değil mi ? “

    - “ Sana hayatım boyunca yaşadığım en önemli şeyi anlatacağım. Bir keresinde çok büyük bir balığı nesli tükenmekte olduğu için bağışladım. Dev bir orfozdu. Bana bakışını hatırlıyorum. Beni bir kaç saniye içinde unuttuğunu biliyorum. Ama sanırım ben onu sonsuza kadar hatırlayacağım. Onun hayatını bağışladığımda kendimi bir kral gibi hissetmiştim. Bunu kimse bilmeyecekti. Kendime diğer insanların gözünden bakmadığım tek andı. Sadece ben bilecektim. Ve bu her şey için yeterliydi. Böyle bir duygunun nasıl bir şey olduğunu orada öğrendim. Yaptığı şeyi, hiç kimsenin övgüsü için yada yergisi için değil kendisi için yapan birisi olmanın ne demek olduğunu öğrendim. Bu tavır, bir katili bir şovalyeye dönüştüren şeydi. Binlerce ton suyun altında , yer çekiminin yok olduğu derinliklerde bu dünyada çok az insanın yaşadığı güzellikleri gördüm. Bu dünyada çok az insanın yaşadığı mutlulukları yaşadım. Biliyorum o gün geldiğinde yine de pişman olacağım. Ama biliyor musun ne ? Eğer kıl payı kurtulursam bir hafta sonra geri dönerim. Bunu biliyorum. Bundan o kadar eminim ki…Çünkü bu dünyada yapabileceğim daha güzel bir şey yok…


    Kıyıya geldiğinde dalıp gittiği hayallerinden uyandı. Arabanın camından dalış partnerini görebiliyordu. Botu hazırlamış eşyaları içine yüklüyordu…


    * * *


    Yüzünde patlayan tokatları hissetti, gözlerini kırpıştırarak açtı. Arkadaşı onu omuzlarından tutmuş korkuyla bakıyordu. “ iyiyim “ dedi , Dalgıç, yavaş ve yorgun bir sesle devam etti “ neler oldu ? “

    - “ On beş metrede nötr bir vaziyette duruyordun.” dedi diğer dalgıç , “ önce bir şeye baktığını zannettim. Ama öyle değildi. Bota çıktığımızda nefes almıyordun. “
    - “ ağırlıklar ve zıpkın dipte mi ? “
    - “ evet”
    - “onları almalıyız”
    - “ hayır , doktora gitmeliyiz”
    - “ iyiyim” dedi dalgıç gözlerini iyice açarak “ sadece biraz dinlenmem gerek. Planı bozmayalım. Akşam suyuna her zamanki meramızda dalış yapalım. Hastaneye yarın giderim”

    Diğer Dalgıç motor kısmına doğru kendini ittirip uzandı. Sonra kaşlarını çatıp kafasını sola kırdı ve dalış partnerine dikkatlice bakarak “ Gerçekten tuhaf bir adamsın , değil mi ?” dedi.


    Dalgıç bu soruya cevap vermedi. Sonra üç dört saniyeliğine gözlerini kapadı. Ve üç dört saniyeliğine gözlerini kapatan her dalgıç gibi derin bir uykuya daldı . Diğer Dalgıç bu uzun uykuda arkadaşını uyandırmadı ama her on , on beş dakikada bir partnerini kontrol etti. Diğer Dalgıç normal yaşamında pek kaliteli bir insan olmamasına rağmen dalış partneri olmanın ne demek olduğunu biliyordu. Bu, diğer az bulunan her şey gibi değerli bir şeydi. Ve bir kere bulduğunuzda kaybetmemeniz gerekirdi. Bu yüzden Diğer Dalgıç partnerini bir süre daha değiştirmeme kararı aldı. Hala onun iyileşebileceğini düşünüyordu. Normal yaşamında böyle küçük oranlara asla yatırım yapmazdı…

    * * *


    Gözlerini açtığında arkadaşını botun kıyısına oturmuş motoru çalıştırmaya hazır vaziyette buldu. Ona dikkatlice bakıp anlatmaya başladı :

    “ Biliyor musun , çok uzun zamandır aynı kabusu görüyorum. Çok büyük bir ormanın ortasındayım. Ağaçlarda bin bir çeşit kuş var. Ama nedense seslerini duyamıyorum. Bir dağ evi var. Kızım ve oğlum oyun oynuyor. Hemen önümdeler. Birbirleriyle oynaşarak koşuyorlar. Tam o sırada omzuma bir kelebek konuyor. Daha önce hiç görmediğim kadar büyük nerdeyse bir güvercin kadar büyük kanatları var. Gökkuşağı gibi rengarenk bir kelebek. Çocuklarıma sesleniyorum , kelebeği ürkütmemeye çalışarak . Önce duymuyorlar, sonra duyup bana doğru geliyorlar. “ kelebeğe bakın ne kadar büyük” diyorum “ daha önce böyle büyük bir kelebek görmüş müydünüz ?” .

    - “Baba” diyor , oğlum. “ burada kelebek yaşamaz ki “
    - “ Neden ? “ diyorum.
    - “ Nasıl nefes alacak ? Burada nefes alamaz ki. “


    O an gördüğüm şeylerin kuş olmadığını anlıyorum. Hepsi yaralı, vücutlarında delikler var. Bazıları kafalarından vurulmuş. Ağır kanamaları var. Gözleri görmüyor ama baktıklarını hissedebiliyorum. Birkaç tanesi çok büyük onların vücutlarında delik yok. Onların vücutlarında şişler var. Hepsi beni tanıyor. Sonra aynı anda hepsi bana dönüp birdenbire şöyle diyor: ‘ daha değil…’ “


    Motor çalıştığında bottan sarkan eli suya hafifçe değiyordu. Bota kaptanlık yapan arkadaşına baktı. Üzerindeki smooth elbise kendisininkinin aynısıydı. Sanki bir aynaya bakıyordu. Bir an için kendisini çocukken izlediği uzay filmlerinden birinin içinde hissetti. Botta uzay gemisiydi. Ama hayır , bot bir zaman makinasına daha çok benziyordu. Geçmiş denilen şey sahildi ve her saniye küçülüyordu. Gelecek başının arkasında büyüyen o muazzam mavilikti. Şimdi ise botun içindeki garip kıyafetleriyle duran insanlardı. Peki birini seçmek zorunda olsa hangisini seçerdi ? Gelecekten gelen rüzgar ıslak saçlarını tarıyordu. Dünyadaki insanların yüzde doksan dokuzunun bütün parasını geleceğe yatıracağından adı gibi emindi… Babası ise bir keresinde “ belki de zaman diye bir şey yoktur bizde sadece eskiyip gidiyoruzdur.” demişti. “ sadece eskiyip gidiyoruz” …


    Reha Tatoğlu 11 Mart 2010
    yaş : 28
    Bölge :AYDIN

  2. #2
    ZIPKINCI leventak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03-08-2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    584

    Cevap: Ozan ve diğerlerinin anısına...

    Kaleminize sağlık, umarım bu yazdıklarınızı basılı hale getirip olmayan zamanın içinde bizler eskirken eseriniz yeni gelenlere kalır.
    Levent AK-1977
    Ankara
    Vatanımıza hep beraber sahip çıkalım.

  3. #3
    Yönetici Eren ATEŞ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09-03-2006
    Bulunduğu yer
    Çanakkale
    Mesajlar
    7.760

    Cevap: Ozan ve diğerlerinin anısına...

    Gerçekten mükemmeldi Reha, Kitaplaştırmayı düşünmelisin


    Eren ATEŞ ---- Çanakkale / Merkez

    ** ZıpkıncI Yöne-TeaM **

    >> Sağım Marmara, solum Ege... İnsan daha ne isteyebilir ki? <<

  4. #4
    ZIPKINCI cenknehir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    25-12-2008
    Bulunduğu yer
    Izmir - Karsiyaka
    Yaş
    40
    Mesajlar
    2.304

    Cevap: Ozan ve diğerlerinin anısına...

    "Ama senin acın bittiğinde diğerlerinin acısı başlayacak. Ve seninki kadar kısa sürmeyecek. Seni özleyecekler. Anılarına kaydettikleri hikayelerin yok olmaması için çırpınacaklar. Ve bu hiç bitmeyecek… Bütün bunların farkındasın değil mi ? "

    Ellerinize, yüreğinize sağlık çok güzel olmuş. Bir solukta okudum.

    Ancak yukarıdaki cümlenizi hiç unutmayacağım. Ne kadar da doğru bir betimleme... Bu işle uğraşan herkezin ezberlemesi ve sürekli kendisine tekrar etmesi gereken bir betimleme.....
    Ufak baliklari izlemek onlari vurmaktan daha zevkli...

    Omer Cayman ET95
    Sporasub SK40 90


    A.Cenk Tuzun

  5. #5
    ZIPKINCI reha81 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22-06-2009
    Bulunduğu yer
    Aydın
    Mesajlar
    881

    Cevap: Ozan ve diğerlerinin anısına...

    aslında düşünüyorum kitaplaştırmayı. 15 yıldır yazıyorum. yüzde doksanı çöp tabiki ayıklamak düzenlemek lazım. 4-5 yılı bulur. aslında sadece denizle ilgili hikayelerin ağırlıkta olduğu bir kitap olabilir. o zaman sizlerin desteğine ihtiyacım olacak tabiki...
    hatta düşünüyorum usta zıpkıncıların ayrıntılı anıları ne kadar işime yarardı... edebiyat fakültesine girme sebebim yazı yazmaktı. Ama düşünüyorum da bazen bana zaman kaybettirdiği de oldu.
    Konu reha81 tarafından (19-03-2010 Saat 19:45 ) değiştirilmiştir.
    yaş : 28
    Bölge :AYDIN

  6. #6
    ZIPKINCI okancan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30-03-2007
    Mesajlar
    2.251

    Cevap: Ozan ve diğerlerinin anısına...

    bence ,zaman kaybı degıl tecrube dıyelım Reha bey .yanı tecrube kazanıyoruz ,ılgılendıgımız konularda. ama degısmeyen sey gercekten eskıyoruz.... kalemınıze saglık
    Okan CAN Bodrum 1971

  7. #7
    muratyucebas
    Guest

    Cevap: Ozan ve diğerlerinin anısına...

    Rehacım yazıyorum demiştin ama bu kadar güzel yazdığını söylememişsin be kardeşim. Kalemine sağlık.

  8. #8
    Forumdan ayrılmıştır
    Üyelik tarihi
    18-09-2009
    Yaş
    23
    Mesajlar
    791

    Cevap: Ozan ve diğerlerinin anısına...

    Mükkemmel..

  9. #9
    alperen976
    Guest

    Cevap: Ozan ve diğerlerinin anısına...

    eline yüreğine sağlık çok güzel bir anlatım tebrikler.devamını bekleriz..

  10. #10
    ÇAĞLAR AV
    Guest

    Cevap: Ozan ve diğerlerinin anısına...

    Elinize , yüreğinize sağlık. Teşekkürler.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Lütfen izleyin (Ozan YILDIRIM Anısına)
    By Efekan in forum Beyaz Defter ve Anma
    Cevaplar: 19
    Son Mesaj: 04-08-2010, 16:35
  2. Ozan YILDIRIM'ın anısına
    By İsmail Hakkı ŞAHİN in forum Unutmayacağız
    Cevaplar: 28
    Son Mesaj: 11-05-2009, 23:10
  3. S.i.N.A.V.R.İ.T Ozan YILDIRIM anısına............
    By Onur_GÜNER in forum Photo - Fotoğraf Albümü
    Cevaplar: 48
    Son Mesaj: 26-12-2007, 15:57
  4. Ozan Yıldırımın Anısına 12 Agustos Saros Avı
    By Matchbox in forum Photo - Fotoğraf Albümü
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 16-08-2006, 12:59
  5. 100 patos anısına
    By ibrahim in forum Photo - Fotoğraf Albümü
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 29-06-2006, 10:37

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195