Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: 22.Yüzyılda Bir Aşk Öyküsü

  1. #1
    ahmetunalcam
    Guest

    22.Yüzyılda Bir Aşk Öyküsü

    http://oykuzamani.googlepages.com/22.JPG
    Orta yaşlı adam, salonun boydan boya cam olan doğu cephesinden şehri seyrediyordu. Peşinden bir koltuk geldi, “Oturmak ister misiniz?” diye oldukça düzgün bir ses adamın kulaklarını tırmaladı. Cihazların ses mekanizmalarında insan sesi kullanılmasından oldum olası nefret etmişti. Önce kızmak istedi ama sonra hatırladı, “10 dakikadan fazla ayakta ve 1 küçük bir saha dahilinde kalırsam, yanıma gelip sesleneceksin” diye programladığını hatırladı. “Hayır !” dedi öfkeli bir sesle. Sonra bu da onu rahatsız etti. Öfkeyle bağırmak bile, insan öfkesine tepkisizliğe ayarlanmış, yetenekleri çapında her isteği yerine getirmek zorundaki bir robota karşı olunca anlamsızlaşıyordu. Oysa bu robotların yapımında yıllarca çalışan ve emekli olmayı hiç istemeyip, danışman olarak görevini devam ettiren birisiydi.
    Şehir manzarası da sıkmıştı artık. Füzyondan tekniği ile enerji elde edilmesinden beri, şehrin ışıklandırılması o kadar abartılmıştı ki, gecelerde bile her yer aydınlıktı.
    İlk başlarda buna ne kadar sevinmişti. “Daha iyi ya, istediğim saatte fabrikaya gelip laboratuarda çalışabilecek, deneylerimi yapabileceğim.” Diye düşünmüştü. Oysa şimdi çocukluğundaki gibi bir yıldız seyretme şansı bile yoktu.
    Son zamanlarda sık sık çocukluğunu hatırlar olmuştu. “Yaşlanıyor muyum?” yürüyen koltuğa oturdu, “Ayna” diye seslendi. Koltuk, duvarda beliren aynanın karşısına götürdü onu. İnsanları yıllarca perişan eden hastalıklarının çoğuna çare bulunmuştu ama tembelliğe bulunamamıştı. Şişman arkadaşlarına rağmen kendisi oldukça düzgün bir vücuda sahip görünüyordu. Yine de yaşlanıyordu işte. “Ne oluyor bana, ne bu hüzün”. Dayanamadı, yine çocukluğunu hatırladığı zamanlardaki gibi görüntü seyretmek için seslendi “Görüntü”. 4 boyutlu lazer görüntü cihazları ortaya çıktı, hazır olarak emir beklemeye başladı. “Ilgaz” diye seslendi. Odanın içi Ilgaz’ın yeşillik bir köyünün görüntüsüyle doldu. Yurt dışında görev aldığının 3. yılında babasının çekip gönderdiği görüntülerdi bunlar. İlk çıkan 4 boyutlu görüntü cihazlarıyla çekilmişti ama bunları seyretmeyi seviyordu. Babası, “Madem sen gelemiyorsun, köyü sana gönderiyorum” demişti elektronik mesajında. Mesajı alıp, görüntüyü biraz seyrettikten sonra, yedekleyip bir çekmeceye atmıştı. Sonra babasının ölüm haberi gelince, uzun süredir unuttuğu bir şeyi yapıp ağlamıştı. Yeni durumuna tepki verip, gözyaşlarını hastalık zanneden robotunu uzaklaştırmış, sonra da çekmeceden çıkarıp görüntüleri seyretmeye başlamıştı. Görüntülerin devamında babasını, annesini de görmüştü. Yanı başında ona gülümsüyor gibiydiler. Annesinin itirazlarına, “Yapma gurbetteki çocuğu üzeceksin” diye ikazına rağmen, babası bir gurbet türküsü tutturmuştu. Ne kadar gülmüştü annesinin ikazına ve babasının kendisini gurbette sayarak üzülmesine, Türkü söylemesine. Oysa şimdi bu gurbet türküsü, hatta her gurbet türküsü içini yakar olmuştu.
    Arkadaşının Serdar’ın içeri girmesiyle “Görüntü kapan” diye emretti ama Serdar görüntüyü fark etmişti.
    -Oooo… Hakan bey, hala mı nostalji, melankoli, hüzün… Yeter dostum ya…
    -Tamam, sen de hemen üstüme gelme.
    -Bana bak, sırf senin yüzünden robotlara yeni öğreti programları yüklüyoruz. Yok gözyaşı, yok ağlama.
    -Ne ağlaması yahu?
    -Ha… tamam, bu tam hijyenik ortamda gözüne toz kaçtı değil mi! Bana bak, hizmetlerine saygımızdan, sana verilen robotlara “Gözyaşı normaldir” diye tanımladık ama bağıra bağıra ağlamaya kalkarsan hiiiç kusura bakma.
    Hakan gülümsedi;
    -Ne olur ki?-Daha önce görmedikleri bu durum karşısında robotların kafası karışır, yangın var, savaş var filan diye bütün güvenlik merkezlerine mesaj gönderir.
    Serdar, duvara doğru döner, önce “Görüntü” diye, sonra da kumsal diye bağırır. Odadaki tüm duvarlar şeffaflaşmıştı. Kumsal görüntüsünün içinde sadece iki adam ve eşyalar vardı.
    -Beni eleştiriyorsun ama sen de eski kafalısın.
    -O niye o?
    - Sanki sesini duymayacaklarmış gibi, “Görüntü” derken cihazların tarafına döndün.
    -Duymak mı! Hah hah ha… Sesime tepki vermek. Neyse, sen epeydir uğramıyorsun ama robot planlama bölümüne yeni bir arkadaş geldi.
    -Eeee, nadir olan bir şey değil ki bu. Üstelik yüzlerce insan çalışıyor bu bölümde. Benle ilgisi ne?
    -Düşün bakalım?
    -Bana bak, yeni geldi dedin, sonuçta genç biri değil mi?
    -Yooo, genç olması şart mı? Sadece bizim bölüme yeni geldi, daha bir ay oldu geleli..
    -Sakın yine aynı saçmalık olmasın. Evlenmeyi filan düşünmüyorum.
    -İyi canım, evlenip çocuk sahibi olacağına gençliğini tüket bakalım. Bu arada …DNA bağışladığını duydum.
    -Tamam tamam…
    -Artık ilgilenmiyorum senin evlenme işlerinle…Tamam mı! Ama yine de yaşlandığında yanında konuşacağın bir insan olması fena olmazdı.

  2. #2
    ZIPKINCI FATİH GÜMÜŞBAŞ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08-10-2008
    Bulunduğu yer
    istanbul/fatih
    Yaş
    31
    Mesajlar
    3.872

    Cevap: 22.Yüzyılda Bir Aşk Öyküsü

    çok güzel olmuş,paylaşım için tesekkürler..
    fatih gümüşbaş
    1988-istanbul

  3. #3
    ahmetunalcam
    Guest

    Cevap: 22.Yüzyılda Bir Aşk Öyküsü

    -Artık ilgilenmiyorum senin evlenme işlerinle…Tamam mı! Ama yine de yaşlandığında yanında konuşacağın bir insan olması fena olmazdı.
    -Serdar!
    -İsmi Gül.
    -Serdaaar.
    -Ne dersen de, ben lafımı söyleyim de. Bir aydır tanıyorum ya, sanki senin ikizin. O da aynı şeylerden hoşlanıyor. Eski şarkıları dinlemeyi, yeşillik hatta köy manzaralı 4 boyutlu görüntüleri seviyor. Üstelik senin bu Ilgaz gibi ilkel makinelerle çekilmiş görüntüler değil ondaki. Geldiğinde sor, yanında taşıyordu görüntüleri.
    -Geldiğinde mi?
    -Evet, Hakan adlı bir arkadaşıma, ortak zevklerinizden bahsettiğim, sizinle tanışmayı çok istiyor, evine davet ediyor” dedim.
    -Senin bu şakaların da çok sıkıcı.
    -Şakalarım mı? Sen şaka mı sandın. Hah! Kapı sinyali, o gelmiş olmalı.
    Hakan bey ayağa fırladı.
    -Şaka olduğunu söyle , şaka değil mi’ Şakadır canım şaka…
    Serdar gülümseyerek seslendi;
    -Kapı görüntü ver. Ooo.. Gül hanım gelmiş. Kapı açıl.
    -Dur dur ne yapıyorsun. Böyle şeyler bana göre değil.
    -Eski kafalısın be dostum ama inan ki Gül de senin gibi eski kafalı. İki antika iyi anlaşacaksınız.
    -Lütfen, lütfen.
    -Sus ve her şeyi bana bırak. İşteeee, misafirimiz de geldi. Hoş geldin Gül.
    -Hoş bulduk.
    Hakan konuşamadan yavaşça elini uzattı. Karşısında zarafetli, sakin, durgun, konuşurken, “Hoş bulduk” derken billur gibi bir sesle hitap eden bir bayan vardı. Ağırbaşlı hareketleriyle ilk anda Hakan beyin kalbinde çırpıntılara yol açmıştı bile. Yine konuşamayıp eliyle kendi koltuğunu gösterdi.
    Gül koltuğa doğru bir adım attı ama koltuk geri çekildi. Hakan o anda koltuğun programında yaptığı değişikliği hatırladı. Kendisi sesli emir vermedikçe koltuk başkasının oturmasına izin vermeyecekti. Nerdeyse misafiri yere düşecek ve her şey berbat olacak, duygusal ortam, drama dönecekti.
    -Koltuk, herkese izin verdim!
    Koltuk misafirin oturmasına izin verdi. Serdar kulağına eğilerek;
    -Her şeyin programıyla oynamasan olmaz. Misafiri yerden toparlayacaktık. Hem başka koltuk yok mu?
    -Uzun süreli misafir gelmiyor diye kapalı konumda bırakmıştım.
    -Hayır inanmıyorum. Bu devirde enerji tasarrufu mu yapıyorsun? Hem de birkaç koltuktan. Başkaları neler yapıyor biliyor musun! Hem senin hizmetçi robotun nerelerde, sakın kapalı deme. Senin gibiler yüzünden yeni serilerde kapatma düğmelerini kaldıracağız.
    Hakan suratını astı, hizmetçi robotuna seslendi.
    -Şeri
    -Yeniçeri diye isim verseydin bari.
    Hizmetçi robot içeri geldi. Hakan emirleriyle, kapalı koltukları açıp getirdi.
    -Özür diliyorum Gül hanım.
    -Rica ederim Hakan bey.
    Gül’ün konuşma şekli, ses tonu öyle yumuşaktı ki, sanki karşısındakinin kalbini kırmaktan korkan, aşırı kibar, aşırı mahcup bir haldeydi.
    -Serdar bey bana sizden bahsetti, “Mutlaka tanışmalısınız, nostaljiden hoşlanan bir beyefendi” dedi.
    Hakan, Serdar’ın yüzüne kibarca gülümseyerek “’teşekkür ederim’ der gibi bakıp, gülümsedi. İçinden de “ ‘Beyefendi’ yerine ‘Eski kafalı’” demisindir ama neyse”
    -Evet, işe-güce öyle dalmışım ki gençliğimde, yaşamın yanımızda geçip gittiğini fark etmemişim.
    -Anlıyorum, …çoğumuz gibi.
    -“Çoğumuz gibi ?” Bunu şimdi bile fark etmeyenler çok.
    -Ölene kadar fark etmeden yaşayanlar.
    -Evet. Şey… Ne tür 4 boyutlu görüntülerden hoşlanırsınız?
    -Biraz çağdışıyım bu konularda. Bazıları filmlerin içinde olmayı seviyor, bazıları ünlü birilerinin birebir görüntüsüyle karşılıklı oturmayı, sohbet etmeyi.
    -Evet, duymuştum bazı ünlü kişiler fikir ve duygusunu satıyormuş. Sonra 4 boyutlu model görüntülerine bunlar yüklenip, yapa zeka ile programlanıp satılıyormuş.
    -Bana sahte geliyor. Oysa son ürünlerde hiçbir aksama olmuyormuş. Aynen kopyalanan ünlünün davranışları, kayıtlarda olmayan sorulara bile onun mantık süzgecinde verilen cevaplarla çok gerçekçi bir ortam oluyormuş.
    Hakan bir an anne ve babasının bu tür görüntülerini almadığına pişmanlık duydu. Özel olan, ünlü kişileri içermediği için ticari olamayan bu tür modellemeler çok pahalıya mal oluyormuş diye duymuştu. Önce içindeki özlemle bunu çok arzuladı, sonra da “Yeterince sahte bir dünyada yaşıyoruz zaten, bir de ölmüş olan sevdiklerimizle bu sahtekarlığı yapmak… olmaz, olmaz…’
    -Daldınız Hakan bey.

    http://oykuzamani.googlepages.com/jeri.jpg

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Kılıç Balığının Öyküsü
    By Olcay Hoca in forum Zıpkıncı Kahvesi
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 10-02-2011, 01:52
  2. Bir Yok Oluş - Bir Yok Ediliş Öyküsü
    By Arsene_Lupin in forum Zıpkıncı Kahvesi
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 26-11-2008, 16:51
  3. Bu bir kılıçbalığının öyküsü
    By Murat ÜNAL in forum Deniz ve Biz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 26-07-2007, 16:36

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217