Serdar Akinan-Akşam

İsmail Hakkı Bey’in Rumeli türküsünü duyuyor musunuz?

“Ceddin deden neslin baban...”

Tüm televizyonlar gazeteler bir mehter marşı tutturmuş gidiyor.

Çılgınlar gibi çalan mehteran marşlarına kulak tıkayarak
serinkanlılıkla bir kez daha şu meseleye bakalım mı?

PKK, ordumuzun Irak’a girmesini istiyor. Kanlı provokatif eylemler
yapıyor...

Tüm bu olaylar, bir anda, nasıl başladı hatırlıyor musunuz?

Şırnak Beytüşşebap’ta bir minibüs içinde 12 köylü kurşuna dizildi.

PKK en ufak saldırıları bile üstlenirken bu olayı üstlenmedi.

“Bu katliamı PKK yaptı” diye operasyona başlandı ve o operasyon
esnasında 13 evladımızı Gabar’da şehit verdik.

Türkiye ayağa kalktı ve şimdi hükümet tezkere çıkartıyor.

Bi parça, “gazetecilik” yapınca işin aslının böyle olmadığını
ortaya çıkartabiliyorsunuz.

Beytüşşebap’ta kurşuna dizilen bu insanlar kimdi ve asıl hikaye ne?

Malum 1993 terörün en ateşli zamanları.

O güne kadar hayvancılıkla geçinen bir grup köylü son derece verimli Beytüşşebap’ın verimli meralarını terk etmeye zorlanıyor.

Yıllar sonra köylerine geri dönüyorlar. Ancak bölge Jirki aşiretinin kontrolündedir.

2004 yılında bir su ihalesi açılıyor ve ihaleyi alan müteahhid köye suyu bir türlü getiremiyor. Zira su gelirse bu köylüler yerleşecekler ve tekrar merayı kullanmaya başlayacaklar.

Köylüler ne yapıyor?

Jirki’lere rağmen su yolu inşaatını kendileri yapmaya başlıyor.

O gün taranan minibüsteki 12 vatandaş o inşaattan dönüyordu.

Peki Jirkiler kim mi?

30 yıldan fazla bir süre önce Süryani vatandaşlarla gene arazi üzerine çıkan bir tartışmada 7 askerimizi ve bir cumhuriyet savcısını öldürdüğü öne sürülen, sonra PKK’ya karşı silahlanmayı kabul ettiğinden devlet tarafından “bir şekilde” korunan binlerce silahlı adam...

Mahkemeler tarafından yıllarca “gıyabi tutuklama kararı” ile aranan bu
aşiretin lideri Tahir Adıyaman o tarihlerde Süleyman Demirel tarafından
Köşk’te ağırlanmıştı.


Bu dosya zaman aşımından düştü.

Jirki aşiretine mensup silahlı korucular bu kararı nerede ve nasıl kutluyorlar biliyor musunuz?

7 askerimizin öldürüldüğü Beytüşşebap’ın Başaran Köyü meydanında devletin verdiği silahlarla havaya ateş açarak.


İddia o ki bu 12 köylüyü Jirki aşireti kurşuna diziyor ve orada görevli bir tuğgeneral bir grup gazeteciyle bu gerçeği paylaşıyor.

“Türkiye’yi Irak batağına çekmek isteyen gizli eller var.” diyoruz ya...

Asıl bu iddiaları örten “gizli eller”i merak ediyorum.

Önümüzdeki günlerde çok daha provokatif eylemlerden korkuyorum...

Ve, tam anlamıyla bir savaş çığırtkanlığı yapan medyanın, gerçekte ne
olduğuna kafa yormamasına hayret ve esefle bakıyorum.

Genelkurmay’ın Gabar şehitleriyle ilgili çok ciddi bir soruşturma
başlattığını da yazmadan edemeyeceğim.

Sıralı komutanlarda metal yorgunluğu olur mu?

Bu ciddi soru kamu önünde tartışılır mı? Bilemem.

Ama şunu görüyorum.

Gizli bir el bizi Irak’a çekiyor.

Bu gizli el sadece yurtdışında değil aynı zamanda yanıbaşımızda da
duruyor.

Son olarak Irak’a giren Türkiye, PKK ile savaşmayacaktır.

Bu savaş açık ve kesin bir şekilde ABD’ye karşı verilecektir.

Soru, bu savaşı kimin kazanıp kaybedeceği değil asıl neye sebep
olacağıdır.

alıntı
__________________
Atila yılmaz izmir