Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 10
Like Tree2Likes
  • 1 Post By serdar1
  • 1 Post By zek_tani

Konu: Basınç Dengeleme Problemi.

  1. #1
    macrovipera
    Guest

    Basınç Dengeleme Problemi.

    Merhabalar Sayın Toklu,
    problemim, kulak basıncını eşitlerken iki kulak arasındaki eşitsizlik. Aşağıya inmeden bir kere eşitleme yapıyorum ve dalıyorum, sonrasında derinlikle beraber kulağımda hafif bir ağrı duyar duymaz eşitlemeyi yapıyorum gayet güzel sol kulağımda basınç eşitleniyor ama sağ kulak eşitlenmiyor. sağ kulağım eşitlenmediği için var gücümle eşitlemeye çalışıyorum bu sefer çok efor sarfediyorum ve sol kulağım bundan rahatsız oluyor. bu yüzden hedeflediğim derinliklere inememekteyim. problemimi çözmem için yardımlarınızı bekliyorum...
    Şimdiden teşekkür ederim..

  2. #2
    astoklu
    Guest

    Cevap: Basınç Dengeleme Problemi.

    Ağrıyı henüz duymadan kulaklarınızda basınç hissettiğiniz anda eşitleme yapmanız gerekir. Ağrıyana kadar beklemeyip kulaklarınızı inerken her iki metrede 3 defa olacak biçimde eşitlemeye çalışmalısınız. Dalış öncesi eşitleme sadece açıp açmadığınız kontrol etmeye yarar. Dalış esnasında avantaj sağlamaz. Açmadan inmeye devam etmeniz halinde kulak açmanız daha da zorlaşacaktır. Sakın açılmadığında fazla zorlamayın, zira iç kulağınıza zarar vererek ciddi sorunlar yaşayabilrsiniz..

  3. #3
    ömerkoç
    Guest

    Cevap: Basınç Dengeleme Problemi.

    aynı proplem bendede var benim sağ kulağım hemen eşitlenirken sol kulağım eşitlenmiyor sebebi nedir neden sağ açılıyor sol açılmıyor doktora gittim doktor isi sol kulağın açık fakat sağ kulağında hafif bir tıkanıklık var proplem olmaz diyor, sizce sorun nedir.

  4. #4
    astoklu
    Guest

    Cevap: Basınç Dengeleme Problemi.

    açılmayan taraftaki östaki borusunda fonksiyon bozukluğu bulunabilir..acilmiyorsa problem yasarsiniz,. KBB uzmanı tarafından değerlendirilmelidir..

  5. #5
    ZIPKINCI
    Üyelik tarihi
    03-08-2010
    Bulunduğu yer
    antalya
    Yaş
    41
    Mesajlar
    1.320

    Cevap: Basınç Dengeleme Problemi.

    selam arkadaşlar eyerki bir kulak eşitlenmiyorsa mesela sağ bunların sebebi şunlar olbilir 1 nezle olmanız 2düzgün eşileyememek burunda eğrilik ve sinizut 3 tam zamanında eşitleyemezsen kulak kitlenir ve acılmaz ve birde burundan hızlı ve dengesiz hava gönderirsen vertigo olabılır dalmadan önce dalışa giderken sakız ciğnemek ve suda bir takla atmak bunların faydası olur ama burunda eğrilik varsa kulak acılır ama zor acılır bundada ciddi kulak hasarları görebilirsiniz telefonla daha iyi yardımcı olabilirim tel 0535,680,71,11 AMA TABİKİDE KKB GÖZÜKMEKTEDİR
    Atmaca2100 likes this.
    SERDAR KÜÇÜKGÜNGÖR
    1977 Antalya

  6. #6
    acemi_marmaralı
    Guest

    Cevap: Basınç Dengeleme Problemi.

    selam arkadaşlar ben 2 yıl önce sol kulağımdan ameliyat oldum kulak zarım delikti dikildi ancak 2 ay sonra kontrole gittiğimde doktor tekrar ufak bir delik açıldığını söyledi tabiki bidaha ameliyat olmadım aradan bir kaç sene geçsin istedim şimdi dalış yaptığımda bu kulağımda hiç bir sorun yok diğer kulağım dalışta şiddetli bi ağrı yaptı hemen sudan dışarı attım kendimi o derece sert bi acıydı yani doktora gittim dış kulak iltahabı dedi damla kullandım ağrısı geçti şimdi damlalardan 8 9 ay geçti dalış yapmak istedim ama daha 1 mt bile inmeden aynı ağrı başladı artık kafamı suya sokmaktan bile korkuyorum dalmayı çok seviyorum ama giremiyorum birde kulak açma basınç dengeleme nasıl yapılır tam bilmiyorum sudayken nefes tutup kulaklara basınç uygulayarak yapılıyor sanırım ama bunun ayarı nedir kulaktan hava çıktığı zamanmı dengelenmiş olur yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim

  7. #7
    denizcangazi
    Guest

    Cevap: Basınç Dengeleme Problemi.

    Kulak eşitlemek

    Kulak eşitlemek, sualtına inmenin en önemli, safhalarından biridir. Bu konuda yanlış ve eksik bilgi ile hareket etmek, duyma kayıpları, ve kalıcı sakatlanmalar gibi ciddi bedellerin ödenmesine neden olabilir. Sualtına gönülden bağlı bir insanın, yanlış veya eksik bilgi sonucu kendini sakatlayıp ömür boyu bu güzel spordan mahrum kalması çok acıdır. Bu nedenle, kulak eşitleme konusunu çok iyi hazmedip, uygulamak gerekir.


    Kulak eşitlemenin çok değişik metodları var. Bu metodları kolaydan zora doğru sıralamak mümkün, ancak, bir noktadan sonra, devreye, kişinin fizyolojik özellikleri de girdiği için, bütün tekniklerin herkes tarafından garanti ile uygulanma şansı yok. Üst solunum yollarının yapısı, östaki kanalının dar veya geniş olması, kas yapısı vs. gibi doğuştan gelen avantajlar, bazı kulak eşitleme yöntemlerinin başarılmasında büyük rol oynuyor. Bu nedenle konumuz herkes tarafından başarı ile uygulanabilen yöntemleri kapsıyor.


    Antonio Valsalva 1700 lerde ilk defa kulak eşitlemeyi; burnun kapatıldıktan sonra, ciğerlerin, diyaframın kasılması ile sıkıştırılarak, burun boşluğuna hava basıncı uygulanması olarak tanımladı.

    Bu yöntemde prensip, östaki yolu ile, orta kulağa belirli bir hava basıncı ulaştırmaktır. Kolay bir yöntemdir ve üst solunum yollarında problem olmayan herkes tarafından başarı ile uygulanabilir.

    Ancak Valsalva yönteminin belirli sakıncaları olduğu da bir gerçek. Öncelikle, derinliğin artması ile dış basınca maruz kalan ve yavaşça içeri çökmeye başlayan kulak zarına, ciğerlerden gelen ani ve kontrolsüz bir karşı basınç ugulamak, kulak zarı üzerinde darbe etkisi yapar. Bu darbe nedeni ile oluşabilecek mikrolezyonlar, enfeksyon riskine açıktır, ayrıca zaman içinde, duyma hassasiyetinde azalmalar oluşur. Eşitleme işlemi için diyaframın kullanılması, belirli bir efor gerektirir. Diyafram kası oldukça büyüktür ve oksijen tüketir. Sualtında iken çok ekonomik kullanılması gereken oksijenin çabuk tüketilmesine neden olur. Eşitleme işleminin en az bir kaç kez yapıldığı düşünülürse, uygulanan efor sonucu, toplardamarların daralması ve kalbe dönüş debisinin düşerek kan basıncının da düşmesine neden olması sonucu, göz kararması, tünel görüşü, baş dönmesi gibi hiç istenmeyen durumlar ortaya çıkar.

    Sonuç olarak Valsalva yöntemi kesinlikle iş görse de, uygulanmasındaki dezavantajları nedeni ile pek tavsiye edilmez. Aynı prensiplere dayanan ancak, östaki yoluna uygulanacak hava basıncını farklı bir yöntemle elde eden Frenzel Tekniği, çok daha sağlıklı bir yöntemdir ve herkes tarafından başarılı olarak uygulanabilir.

    Herman Frenzel ikinci dünya savaşında, Alman Hava Kuvvetleri'nde savaş pilotu olarak görev almıştır. O dönemin teknik imkanları dahilinde, kabin içi basıncının, günümüz yolcu uçaklarındaki gibi mükemmel ayarlanamadığı uçaklarla, çok ani dalışların yapıldığı manevralarda kulak eşitlemek gerekiyordu. Frenzel, kendi adı ile anılacak olan bu tekniği bularak literatüre geçirmiştir.


    Frenzel tekniği


    şemada, insan başının kesiti yer alıyor. Bu şemayı incelediğiniz zaman, küçük dil, epiglottis, yemek ve nefes borusunun pozisyonlarını net olarak göreceksiniz.



    Ciğerlere giden kanala nefes borusu diyoruz. Bu borunun girişi, epiglottis tarafından kapatılıp açılabilir.

    Mideye giden kanala, yemek borusu diyoruz. Bu borunun girişi, açık veya kapalı olabilir, ancak yutkunma işlemi haricinde her zaman kapalıdır.

    Ciğerlerimize giren veya ciğerlerimizden çıkan havanın yönlendirilmesi, küçük dilimiz ile yapılır. Eğer küçük dilimiz nötr pozisyonda ise, hava her iki yoldan, yani hem burnumuzdan hem de ağzımızdan çıkabilir veya girebilir. Diğer bir anlatımla, hem burnumuzdan, hem ağzımızdan, aynı andan nefes alabilir veya verebiliriz.

    Küçük dil kalkık pozisyona getirilirse, burun boşluğu arkadan kapatıldığı için, hava sadece ağzımızdan girip çıkabilir.

    Küçük dil, düşük pozisyona getirilirse, ağız boşluğu arkadan kapatıldığı için, bu defa, hava sadece burnumuzdan girip çıkacaktır.

    Östaki kanallarının ağızları, arka burun boşluğuna açılır. Kulak eşitleme işleminin anahtarı, havayı bu kanallara girmeye zorlamaktan ibarettir.


    2 No’lu şemada ise, Frenzel tekniği uygulayan bir insanın baş kesiti görülüyor.


    Burun baş ve işaret parmağı ile kapatılmıştır.

    Küçük dil nötr pozisyondadır.

    Epiglottis kapalı pozisyondadır.

    Dilin arkaya doğru hareket ettirilerek kasılması sonucu, ağız boşluğunda hapsolan hava sıkışır.

    Epiglottis, nefes borusunu kapadığı için, hava, ciğerlere gidemez.

    Yemek borusu kapalı olduğu için miğdeye de gidemez.

    Geriye kalan iki yoldan biri olan burnu da biz kapattığımıza göre geriye tek yol kalır: Açık olan östaki kanalları.
    Dilimiz oldukça kuvvetli bir kastır ve uyguladığı basınç, havayı eşitlemeyi sağlayacak kadar sıkıştırabilir.

    Bu yöntemin en büyük avantajı, eşitleme yapan havanın basıncının sadece dilin hareketi ile kontrol edilmesidir. Valsalva' da olduğu gibi tüm ciğerlerin nispeten kontrolsüz basıncı yerine çok daha hassas ve kontrol edilebilir bir basınç uygulamak, kulak zarını darbeden korur.


    Frenzel tekniğini uygulayabilmek için ;

    1. Burnunuzu baş ve işaret parmaklarınızı kullanarak kapatın.

    2. Ağzınızı bir miktar hava ile doldurun.

    3. Epiglottis' i kapatın.

    4. Küçük dilinizi nötr pozisyona getirin.

    5. Dilinizi bir piston gibi kullanarak havayı ağız boşluğunun gerisine itin.


    Genellikle çoğumuz, epiglottis ve küçük dili kontrol etmeyi bilmeyiz. Aynı şekilde, dilin, bir piston gibi nasıl kullanılacağı da bilinmez.

    Eric Fattah' ın Frenzel tekniği için hazırladığı yazı, bu yöntemi en iyi anlaşılabilir şekilde anlatanlardan biridir. Sırası ile her adım doğru anlaşılıp uygulandığı takdirde, Frenzel tekniğini herkes başarı ile uygulayabilir.


    Bu tekniği uygulayabilmek için öğrenmemiz gereken işlemleri sırası ile görelim;

    1. Ağız boşluğunun gerektiği kadar hava ile doldurulması.

    2. Epiglottis' i kontrol edebilmek.

    3. Küçük dili kontrol edebilmek.

    4. Dilin bir blok engel oluşturmasını sağlamak.

    5. Dilin bir piston vazifesi görmesini sağlamak.

    6. Epiglottis ve küçük dilin, birbirlerinden bağımsız olarak kullanılmasını öğrenmek.

    7. Tüm aşamaların biraraya getirilmesi.



    Serbest dalış yapanlar için, Frenzel tekniğinin ileri bir safhası var. Frenzel tekniği için ağız boşluğunun bir miktar hava ile dolu olması gerekir. Belirli bir derinlikten sonra, ciğer hacminin küçülmesi ve dış basıncın etkisi ile, ciğerlerde ağıza hava almak zorlaşır ve nihayet imkansız olur. Bu durumda iniş sürüyorsa, kulak eşitlemeye devam edebilmek için, diyafram kullanılarak Frenzel tekniği uygulanır. Karnın içeri çekilmesi prensibine dayanan diyafragmatik frenzel ile, diyafram ve dolayısı ile ciğerler yukarı itilir. Bu yöntemle bir miktar hava ağız boşluğuna alınabilir. Bu noktada, dikkat edilmesi gereken, ağıza hava aldıktan hemen sonra epiglottis' in kapatılmasıdır. Böylece havanın ciğerlere geri dönüş yolu kapatılmış olur. Ancak bu teknik de, belirli bir derinlikten sonra işe yaramayacaktır. Dalıcının fizik yapısı ve tekniğine bağlı olarak 50 ile 90 metre arasında bir derinlikte diyafragmatik frenzel işlevini yitirir. Bu konu sualtı avcılığının dışında olduğu için bu yazıda yer vermiyoruz.


    1. Ağız boşluğunun hava ile doldurulması

    Yanaklarınızı bir balon gibi şişirin ve bir kaç saniye bu vaziyette tutun. Sonra, yanaklarınızı kullanarak, ağzınızdaki havayı, ciğerlerinize geri itin. Bu işlemi rahatlıkla yapabilene kadar defalarca tekrarlayın.


    2. Epiglottis' i kontrol edebilmek

    Epiglottis' in kontrol etmeyi öğrenmenin bir çok yöntemi vardır.



    Gargara yapmak
    Ağzınıza bir miktar su alın

    Başınızı geriye kaldırın, fakat suyun gırtlağınızdan geçmesine izin vermeyin, tabi ki suyu da yutmayın

    Epiglottis' i kapattığınız için su gırtlağınızdan geçmemektedir



    Verilen nefesin durdurulması
    Ağzınızı açın ve açık tutun

    Nefes vermeye başlayın ve durun. Ciğerleriniz nefes vermek için basınç uyguladığı halde dışarı hava çıkmaz, bunun nedeni, epiglottis' i kapatmış olmanızdır.



    Alınan nefesin durdurulması
    Ağzınızı açın ve açık tutun

    Nefes almaya başlayın, ve hemen ardından havanın ciğerlerinize gitmesine izin vermeyin. Diğer bir deyişle, gırtlağınızdan geçişini engelleyin.

    Epiglottis' i kapattığınız için hava ciğerlerinize girememektedir.



    Çalışma
    Ciğerlerinizi doldurduktan sonra, ağzınız açık pozisyonda, nefes verirken, havanın çıkmasına engel olun.

    Ciğerleriniz nefes vermek için basınç uygulamaya devam etsin.

    Çok kısa bir an için, havanın çıkmasına izin verin ve tekrar tutun. Ağzınızın açık olmasına dikkat edin.

    Bırakma ve tutma işlemini mümkün olduğu kadar kısa aralıklarla yapmaya devam edin.

    Kontrol ettiğiniz kas epiglottis' tir.


    3. Küçük dilin kontrol edilmesi

    Ağzınızı kapatın

    Burnunuzdan nefes alın

    Burnunuzdan nefes verin

    Tekrar nefes alın

    Ağzınızı açın

    Ağzınız açık iken sadece burnunuzdan nefes verin. Ağzınızdan hiç hava gelmemesi gerekiyor

    Aynı şekilde sadece burnunuzdan nefes alın. Ağzınızdan hiç hava girmemesi gerekiyor

    Bu şekilde ağzınız açık iken nefes alıp vermeye devam edin

    Pozisyonunuzu değiştirmeden bu defa sadece ağzınızdan nefes alıp verin, burnunuzdan hiç hava akımı olmamalı

    Ağzınız açık pozisyonda iken, isteğinize göre, burnunuzdan veya ağzınızdan ayrı ayrı nefes alıp verebiliyorsanız, sonraki aşamaya geçin

    Derin bir nefes alın

    Ağzınızı açın ve öyle tutun

    Sadece ağzınızdan yavaşça nefes vermeye başlayın

    Ağzınız açık pozisyonda, ağzınızdan nefes verirken, sadece burnunuzdan nefes vermeye başlayın

    - Aynı şekilde tekrar ağzınızdan nefes vermeye dönün

    - Yol değiştirme işlemini mümkün olduğu çabuk, arka arkaya yapın

    - Bu çalışmayı nefes alırken de yapın

    - Havanın yönünün değiştirirken kullandığınız, küçük dilinizdir. Ağzınızdan nefes alıp vermek için, küçük dilinizi yukarı pozisyona, burnunuzdan nefes alıp vermek için de aşağı pozisyon getirmektesiniz.

    - Nefesiniz, ağzınızdan ve burnunuzdan aynı anda çıkıyorsa, küçük diliniz nötr pozisyondadır.


    4. Dilin bir blok engel olarak kullanılması

    Ciğerlerinizden hava çıkışını, sadece dilinizi kullanarak durdurabilmeniz gerekir.

    - Ağzınızdan nefes vermeye başlayın

    - Ağzınızı kapatarak havanın çıkışını engelleyin,bu durumda yanaklarınız biraz şişecektir

    - Tekrar nefes alın ve bu defa ağzınız açık iken epiglottis' i kapatarak nefes vermeyi durdurun.

    - Havanın ağzınızdan çıkmasına engel olmanın iki şeklini bunlardır.

    - Üçüncü yol, dili kullanmaktır

    - Nefes aldıktan sonra, ağzınızdan yavaşça verirken, T harfini söylerken yaptığınız gibi, dilinizin ucunu üst ön

    dişlerinizin arkasında damağınıza değdirin. Havanın çıkışı, biraz engellenecektir. Bu pozisyonu bozmadan, dilin

    arka kısmını da, azı dişlerinizin iç tarafına değdirirseniz, havanın çıkışını tamamen önlersiniz.


    5. Dilin bir piston gibi kullanılması

    Yanınızda bir snorkel varsa bu antrenman için idealdir, eğer yoksa, içecek kamışı da olabilir. Snorkeli ağzınıza koyun ve burnunuzu kapatın. Ciğerlerinizi kullanmayın, havayı dilinizi kullanarak emin. Yanaklarınızı şişirdikten sonra, ağzınızı kapatın. Hava, kapalı dudaklarınız ve dilinizin arkası arasında hapsolacaktır. Dilinizin arka kısmını damağınıza doğru yükseltirseniz, içeride kalan havayı sıkıştırmış olursunuz, epiglottis' i açarsanız sıkıştırdığınız hava ciğerlerinize gider. Bu yöntem ciğerleri tam olarak doldurduktan sonra, bir miktar daha havanın depolanması için kullanılır ancak konumuz dışındadır.

    Dilimizi havayı veya bir sıvıyı emmek için nasıl kullanıyorsak, ağzımızdaki havayı sıkıştırmak için de bu şekilde kullanacağız.


    6. Epiglottis ve küçük dilin birbirlerinden bağımsız olarak kullanılması


    Genellikle bu iki kas birbirlerine bağımlı olarak çalışır. Epiglottis' i kapattığınız zaman, küçük dilinizi de yukarı pozisyona getirirsiniz. Frenzel tekniğinin başarılı olması için, epiglottis kapalı iken küçük dilin nötr pozisyonda kalmasını sağlamanız gerekiyor. Bunu yapmak biraz zordur ve alışmak zaman alır, ancak bu tekniğin de en önemli kısmıdır.


    Baş ve işaret parmaklarınızla burun deliklerini hafifçe tıkayın. Kulak eşitleme işlemindeki gibi sıkıştırmayın, öyle
    ki, biraz zorladığınızda, hava, burun kanatlarınızı şişirerek dışarı çıkabilsin.


    Yanaklarınızı tamamen şişirin

    Epiglottis' i kapatın

    Yanaklarınızı sıkıştırarak, havanın burnunuzdan çıkmasını sağlayın, burun kanatlarınız şişecek ve parmaklarınızın arasından hava kaçacaktır

    Eğer hava burnunuzdan kaçmıyor ve ciğerlerinize geri dönüyorsa, epiglottis' i kapatamamış olmanız gerekir.

    Eğer hava sıkışmasına rağmen, burnunuzdan çıkmıyor ve ciğerlerinize de geri dönmüyorsa, küçük diliniz yukarı pozisyonda, burun boşluğunun girişini kapatıyor demektir.

    Bu durumda küçük dilinizi nötr pozisyona getirebilmek için kontrol çalışmalarını tekrarlayın

    7. Tüm aşamaların birleştirilmesi ve pratiğe geçiş

    Şimdiye kadar olan aşamaları deneyerek her biri için sonuç aldınız ise, Frenzel tekniğini uygulayabilecek durumdasınız demektir.


    Burnunuzu kapatın

    Yanaklarınızı çok az hava ile doldurun

    Epiglottis' i kapatın ve küçük dilinizi nötr pozisyona getirin

    Diliniz blok yapın ve arka kısmı ile havayı sıkıştırın

    Sıkışan hava epiglottis kapalı olduğu için ciğerlere geri dönemez

    Küçük dil nötr pozisyonda olduğu için girişi açık olan burun boşluğuna doğru itilecektir.

    Burnunuzu kappattığınız için dışarı kaçamayan havanın gidebileceği tek yer östaki kanalıdır

    Kulaklarınız eşitlenir.

    Dilinizle uyguladığınız basınç, kulak zarlarınızı dışarı itip eşitlemeye yetecek güçtedir. Basınç uygulamaya devam ederseniz, zarların bu defa dışarı doğru itildiğini hissedersiniz. Çalışırken zarar verecek kadar ileri gitmeyin.


    Frenzel tekniği, kontrollü basınç uygulama imkanı verdiği için hem hava tüketiminin çok daha az olması hem de kulak zarlarına zarar vermeden eşitleme sağladığı için çok avantajlıdır. Maske eşitlemek için de aynı tekniği burnunuzu kapatmada kullanabilirsiniz.


    Saygılarımla

    Jak Boeno

  8. #8
    zek_tani
    Guest

    Cevap: Basınç Dengeleme Problemi.

    Kulak sorunlari*KULAK*Buşon (Kulak Kiri)*Kulak Ağrısı ve Orta Kulak İltihabı*Delik Kulak Zarı*Sürekli (Kronik) Orta Kulak İltihabı Olanlara Bilgiler*Kolesteatom, Ciddi Bir Kulak Sorunu*Başta Uğultu / Kulak Çınlaması*Sersemlik Hâli ve Baş Dönmesi*Baş Dönmesine Yol Açan En Sık Kulak Hastalıkları*Kulaklar, Gürültü ve Korunma*Meniere Hastalığı*Yüzücü Kulağı*Kulaklar, Yükseklik ve Uçak Yolculuğu*Buşon (Kulak Kiri)*Dış kulak ve dış kulak yolu: Dış kulak, kulak kepçesi ve dış kulak yolundan meydana gelir. Dış kulak yolu, kulak kepçesi ile kulak zarı arasında, tünel şeklindeki kısma verilen isimdir.*Dış kulak yolu (kulak kanalı), kum saatine benzer, orta kısmında daralır. Bu yolun dış kısmındaki derinin içerisinde, kulak salgısını oluşturan özel salgı bezleri bulunur. Salgının görevinin toz ve kum parçalarını tutarak zara ulaşmalarını engellediği varsayılır. Genellikle salgı kurur ve içerdiği toz ve kumla birlikte kulak dışına atılır. Veya, silinip alındığı kulak kepçesine doğru kayar. Yaygın olarak "Kulağınızın içine dirseğinizden küçük bir şey sokmayınız" diye söylenir. Buradaki kurumuş birikintiye "buşon (kulak kiri)" adı verilir. "Kulak kiri" aslında kulağın kirli olduğu anlamına gelmez, halk arasında böyle isimlendirilmiştir. Kulak salgısı koyu olan kişilerde veya tozlu ortamda çalışan insanlarda bu akıntı birikebilir ve dış kulak yolunu tıkayabilir.*Kulaklarımızı temizlemeli miyiz? Kulak salgısı, kulak yolunun iç kısmında oluşmaz, sadece dış kısmında oluşur. Şayet kişi, kulağını, kulak çöpü, toka, bükülmüş kağıt mendil gibi cisimlerle temizlemeye kalkışırsa, bu akıntıyı iç kısma, kulak zarına doğru iter. Bu tür cisimlerle kulak temizlenemez, sadece kulak birikintisi içeriye doğru itilir. Aynı zamanda dış kulak yolunun derisi ve kulak zarı çok ince ve hassastır, kolaylıkla zedelenebilir. Pamuklu çubuklarla kulak kepçesinin kıvrımlarını temizleyebilirsiniz ama dış kulak yolunu değil!*Kulak salgısı, kulak yolunu koruduğu ve geçici bir koruyucu sıvı tabakası oluşturduğu için faydalıdır. Kulak salgısının yokluğu, dış kulak yolunun kurumasına ve buna bağlı kaşıntılara sebep olur.*Çoğunlukla kulak kanalı kendi kendini temizler; bu, kulak zarından kulak kepçesine kadar derinin ve birikintilerin yavaş yavaş dışa doğru doğal bir mekanizmayla süpürülmesi ile olur. Eski kulak birikintisi devamlı olarak kulak dışına doğru süpürülür, burada kurur ve düşer.*İdeal şartlar altında kulağınızı temizlemeniz gerekmez. Yine de biliyoruz ki, bu her zaman böyle değildir.*Kulak birikintisi çok olup dış kulak yolunu tıkayarak işitmeyi bile engelleyecek duruma gelebilir. Bu durumda hekim, kulağı aspiratörle, özel aletlerle veya yıkayarak temizler. Bu temizleme işlemi öncesinde birikintiyi yumuşatacak ilaçlar kullanılmasını da isteyebilir. Böyle bir durumunuz olduğunu biliyorsanız, hekime gitmeden "gliserin" gibi yumuşatıcı damlalardan kullanabilirsiniz.*Kulak zarınızda delik olup olmadığını bilmelisiniz. Kulak zarınız delikse, kullandığınız damlalar, kulak iltihabına yol açabilir. Aynı şekilde, delik kulak zarı olan bir kulağın yıkanması da iltihaba yol açar. Kulak zarınızın sağlamlığından emin değilseniz, mutlaka hekiminize başvurmanız gerekir.*Kulak yıkatmak alışkanlık yapar mı? Kulak yolunun yıkanması bir alışkanlık yapmaz. Kulak salgısı koyu olan ve kulak kanallarının kendisini temizleme mekanizması yetersiz olan kişiler, sık sık kulak salgıları biriktiği için, her altı ay veya yılda bir kez kulaklarını temizletmek ihtiyacı duyarlar. Bu, kulak akıntısının yapısından kaynaklanmaktadır ve ilk yıkama işleminden önce başlayan ve yıkama işlemi sonrasında da devam edecek bir sorundur. Yıkansa da, yıkanmasa da kulak akıntısı birikecektir.*Kulak Ağrısı ve Orta Kulak İltihabı*Hekime muayeneye giden çocuklarda en sık teşhis edilen hastalık, orta kulak iltihabıdır. İlk üç yaşa kadar bütün çocukların yaklaşık üçte birinde, orta kulak iltihabı oluşmaktadır. Orta kulak iltihabı, aynı zamanda, çocuklardaki işitme kaybının en sık sebebidir.*Orta Kulak İltihabı Nedir? Kulak zarı ve kemikçiklerinden oluşan orta kulak bölümünün mikrobik iltihabına verilen isimdir. Bir veya iki kulakta birden olabilir.*Çocuklarda sık görülmesine rağmen, yetişkinlerde de görülebilir. Sıklıkla, kış ve ilkbahar başlangıcında görülür.*Önemli midir? Evet, oluşturduğu işitme kaybı, bunun sonucu olarak çocukta öğrenme kapasitesinin azalmasına ve konuşmasının gecikmesine yol açtığı için önemlidir. Şiddetli kulak ağrısına yol açabildiği, özellikle kulak kemiği ve baştaki diğer bölgelere yayılabileceği için de önem arzeder.*Buna karşın gerekli ve düzenli bir tedavi uygulanırsa, önemli değildir ve işitme hemen hemen her zaman düzelir. Bundan dolayı, orta kulak iltihabının teşhis edilmesi ve tedavinin hemen başlaması çok önemlidir.*Orta Kulak Nasıl Çalışır? Orta kulak, dış kulak yolundan, kağıt inceliğindeki kulak zarı ile ayrılan ve bezelye büyüklüğünde içi hava dolu olan bir boşluktur. Orta kulakta, kulak zarı ile iç kulak arasındaki üç kemikçik, bir tür köprü oluşturmuştur. Ses dalgaları kulak zarına çarptığı zaman, zarla birlikte bu üç kemikçik de titreşir ve iç kulağa yansıyan dalgalar, burada, beyine gönderilen sinir uyarılarına dönüşür.*Sağlıklı orta kulakta, kulak dışındaki (atmosferik) basınç kadar basınca sahip hava bulunur, böylece zar ve kemikçikler serbestçe titreşebilir. Burun arkası boşluktan (geniz), orta kulağa uzanan ve "östaki borusu" diye isimlendirilen bir boru vasıtası ile orta kulak havalanır. Esnediğiniz veya yutkunduğunuz zaman kulağınızda "çıt" şeklinde bir hava sesi duyarsınız, bu demektir ki, hava basınçlarını eşitlemek için bu borudan orta kulağa bir hava geçişi olmuştur. Bu olay, her gün binden fazla kez kendiliğinden tekrarlanır.*Orta Kulak İltihabına Ne Yol Açar? En sık olarak, ağız veya burundan giren, östaki borusu vasıtasıyla orta kulağa ulaşan mikroplar yol açar. Grip, nezle, alerji, sinüzit veya soğuk algınlığı gibi durumlarda östaki borusu da şişer ve tıkanır, böylece orta kulağa hava geçemez ve orta kulak temizlenemez. İltihap sırasında kulak ağrısı, kızarık kulak zarı, zarın arkasında iltihaplı sıvı toplanması görülür.Bazen kulak zarı delinir ve iltihap kulak dışına akar.*Bundan daha sık olarak östaki borusu açılamadığı için kulak akıntısı orta kulakta birikir. Buna, "orta kulakta sıvı birikimi", denir ve sıklıkla sürekli bir hâl alır. Ağrılı, ateşli orta kulak iltihabı geçtikten sonra bu sıvı, burada haftalar, aylar hatta yıllar boyu kalabilir. Daha da kötüsü, sıvının varlığı mikropların burada rahatça çoğalmalarına yol açarak, sık orta kulak iltihabına da sebep olur.*Orta Kulak İltihabının Şikayetleri Nelerdir?*En sık, şiddetli kulak ağrısı olur. Kişi, kulakta basınç, tıkanıklık hisseder. Kulak ağrısını tarif edemeyen çocuklar, etkilenen kulaklarını çeker veya kaşırlar. Özellikle çocuklarda ağrı ile birlikte ateş de olur.*İşitme çoğunlukla azalmıştır. Bu olay, orta kulaktaki sıvının, kemikçiklerin titreşimlerini azaltmasından kaynaklanır. Uygun tedavi ile bu sıvı kaybolur ve işitme eski hâline döner. Uygun tedavi edilmezse, maalesef sürekli bir işitme kaybı gelişebilir.*Kulak, Burun, Boğaz Muayenesinden Ne Beklemeli? Muayene sırasında kulak, burun, boğaz hekimi, kulak zarını, rengini, akıntı varsa bunun karakterini değerlendirir.*Aynı zamanda, muayene ile tespit edilemeyen bulguların ortaya konması için iki test yapılabilir. Bunlardan biri işitme testidir (odyometri). Bu testte kulağa değişik şiddette ve tonda sesler verilerek ne kadar işittiği tespit edilir. Diğer test ise orta kulak basıncını ölçen bir testtir (timpanometri). Bu testle, östaki borusunun ne kadar çalıştığı anlaşılmaya çalışılır. Bu iki test, hekime hastalığın boyutu ve uygun tedavinin seçimi hakkında yardımcı olur.*Siz hekime, çocuğunuzun muayene ve testler sırasında uslu durmasını sağlayarak yardımcı olabilirsiniz. Çocukları "İlaçlarını içmezsen doktor sana iğne yapacak" gibi sözlerle korkutmazsanız, çocuklar, genelde, "açıklandığı" zaman, muayeneden korkmazlar. Aynı zamanda, tedavinin düzgün yapılması ve randevulara zamanında gelmeniz gerekir.*İlaçların Önemi: Hekim, çocuğunuz için bir veya birden fazla ilaç reçete edebilir. Biri, mikroplara karşı savaşan antibiyotik olabilir. Antibiyotik, iltihabın azalmasını sağlayarak kulak ağrısına iyi gelse de, iltihabın tam olarak geçmesi uzun zaman alabilir. Uygun tedavi, 10 ile 14 gün olabilir, bu yüzden çocuğunuzun tam olarak tedavi aldığından emin olunuz. İlacın kullanma tarifini tam olarak anlayınız.*Hekim, yardımcı ilaçlar da yazabilir, bunlar birbirini destekleyerek daha çabuk iyileşmeye yardımcı olabilirler.*İlaçlar hakkında en ufak bir şüphe duyarsanız veya şikayetler yeterli zamanda geçmezse lütfen hemen doktorunuzu arayınız.*Diğer Hangi Tedaviler Gerekli Olabilir?*Çoğu orta kulak iltihabı, uygun ilaç tedavisi ile düzelir. Bazı durumlarda hekim, diğer tedavileri de öngörebilir. Meselâ, kulak zarı çizilerek iltihap dışarı akıtılabilir. Bu, hem ağrının hemen azalmasına, hem de iyileşmenin çabuk olmasına yardımcı olur. Delik, birkaç gün içerisinde kendiliğinden kapanır. Yine de iltihap tam geçmeden kulak zarı kapanacağı için, sıvı, tekrar birikebilir. Bunun üstesinden gelmek için kulak, burun, boğaz hekimi, kulak zarına çok ufak bir havalandırma tüpü takabilir. Bu tüp, orta kulak basıncı ile hava basıncını eşitleyerek kişinin işitmesine yardımcı olur.*Kulak, burun, boğaz hekimi, orta kulak iltihabı ve östaki borusu iyileşinceye kadar zarda kalacak bir havalandırma tüpü seçer. Bu süre haftalar, hatta aylar olabilir. Tüp, hiçbir şikayete sebep olmaz, çocuğun işitmesinde belirgin bir artış olur ve orta kulak iltihabının sıklığı oldukça azalır.*Orta kulak iltihabı, sürekli olarak mikrop barındıran bir geniz eti ve bademcik sebebi ile tekrarlayabilir. Şayet böyle olursa, hekim, geniz eti ve bademcik operasyonu da önerebilir ve bu operasyonu havalandırma tüpü takarken de yapabilir.*Alerjiler varsa bunun tedavi ve takibi de iyi yapılmalıdır.*Unutmayın... Orta kulak iltihabı, uygun şekilde tedavi edildiği zaman endişe verici değildir. Hekiminizin yardımı ile çocuğunuzun daha iyi duymasını ve iyileşmesini sağlayabilirsiniz.*Hekiminiz, çocuğunuzun tamamen iyileştiğini söyleyinceye kadar tedavi planını iyi takip ettiğinizden emin olunuz.*İşitme Azlığı*İşitme nasıl olur?*Kulak, dış, orta ve iç olmak üzere üç bölüme ayrılır. Her kısım kendi içinde, işitmemiz için gerekli işlemleri yapar.*Dış kulak, kulak kepçesi ve dış kulak yolundan meydana gelir. Bu yapılar sesi toplar ve kulak zarına yönlendirir.*Orta kulak, dış ile iç kulak arasında yer alır; kulak zarı ve kulak kemikçiklerini içerir. Ses titreşimlerini iç kulağa iletir. Bunu yaparken aynı bir transformatör gibi çalışır, dış kulak yolundaki ses titreşimlerini, iç kulaktaki sıvıya aktararak, sıvı dalgalarına dönüştürür.*İç kulak, sıvı içerisinde bulunan mikroskopik işitme siniri uçlarını içerir. Sıvı hareketleri, bu çok ince sinir uçlarını uyarır. Uyarılar, sonuçta, ses enerjisinin yorumlandığı yer olan beyine iletilir .*İşitme Azlığı Tipleri Nelerdir?*Dış ve orta kulak sesi iletir, transforme eder; iç kulak ise algılar. Dış ve orta kulakta bir rahatsızlık olduğu zaman, iletim tipi işitme kaybı gelişir. İç kulaktaki bir rahatsızlıkta, sinir tipi (sensörinöral) işitme kaybı ortaya çıkar. Hem dış ve orta kulak hem de iç kulaktaki rahatsızlık birlikte ise karışık tip işitme kaybı oluşur.*İletim Tipi İşitme Kaybı: İletim tipi işitme kaybı, dış kulak yolunun kapanması, kulak zarında delik oluşması, orta kulak enfeksiyonları veya orta kulak kemikçiklerinin rahatsızlıklarında oluşabilir. Bu tip bir işitme azlığı genellikle düzeltilebilir niteliktedir.*İletim tipi işitme kaybı olan kimse, sanki kulakları dolu veya tıkanıkmış gibi hisseder. Kendi sesi kulağına kuvvetli geldiği için, sıklıkla yavaş ve belli bir tonda konuşur. Genelde kalabalık ortamlarda daha iyi duyar. Patlamış mısır gibi hışırtı çıkartan yiyecekleri yerken, sesler kulağına çok yansır ve konuşmaları anlamak için çiğnemesini durdurma ihtiyacı hissedebilir. Bu tip bir işitme kaybı olan kişi, telefonda rahatça konuşabilir.*Neyse ki iletim tipi işitme kaybına sahip insan, bu rahatsızlığından dolayı hiçbir zaman tam sağır olmaz. Uygun bir operasyon veya işitme cihazı ile her zaman duyması sağlanabilir.*Sinir Tipi (Sensörinöral) İşitme Kaybı: Bu tip işitme kaybı, iç kulak dolaşımının bozulması veya sıvı basıncının yükselmesi veya sinir iletimindeki bozukluklardan meydana gelir. En sık sebebi, yaşlanma ile sinir uçlarında olan değişikliklerdir. Bu tip işitme kaybı düzeltilemez, fakat nadiren sağırlığa kadar ilerler.*Sinir tipi işitme kayıplı hasta, etrafında söylenenleri duyduğunu fakat anlayamadığını söyleyebilir. Ses şiddetinin artması, sadece kafasının karışmasına yol açar. Konuşmayı duyabilir fakat net algılayamaz. Sessiz ortamlarda daha rahat duyar ama telefonda konuşulanları duymakta zorlanır. Pes sesleri, tiz seslerden daha rahat algılar, bu yüzden bir erkeğin dediklerini, sesi ince bir bayanın dediklerinden daha anlaşılır bulabilir. Zil sesini veya diğer odada çalan telefon sesini duyamayabilir. Telefon ve zil seslerini buna göre ayarlamak gerekir.*Bir Kulakta İşitme Kaybı: Bir kulakta oluşan işitme kaybı, kişinin, sesin geldiği yönü tayin etmesine engel olur. Rahatsız olan kulak tarafından konuşulduğunda veya akustiğin iyi olmadığı yerlerde duymakta zorlanır.*İletim tipi işitme kaybında ise, düzeltici cerrahi ile şikayeti azaltmak mümkündür. Sinir tipi işitme kaybında, özel tipte işitme cihazları yardımcı olarak kullanılabilir.*Rehabilitasyon: İşitme kaybının sebebini, derecesini anlamak için kişinin, bu işle uğraşan bir kulak burun boğaz hekimi ve bir odyolog tarafından işitme testleri yapılarak değerlendirilmesi lâzımdır.*Tedavi seçeneği, bazı eksikliklerin giderilmesi, önleyici tedbirler, ilaç, cerrahi veya bunların birleşimiyle olabilir. İşitme kaybı olan her kişinin yeterli rehabilitasyona ihtiyacı vardır.*İyi bir rehabilitasyon programı, dudaktan okumayı, işitme eğitimini, konuşma eğitimi ve geliştirmesini, işitme cihazı kullanımını ve sosyal faaliyetlerin geliştirilmesini içermelidir. Bütün bunlar bir kişi için uygulanmayabilir, herkes gerekli olduğu kadarını alarak yardım görür. Bu yöntemler küçümsenmemelidir; tahmin edilenden çok fazla yardımcı olabilir.*Delik Kulak Zarı*Delik kulak zarı, dış kulak yolu ile orta kulağı birbirinden ayıran bu ince zarın delik veya yırtık olmasıdır. Orta kulak, burun gerisindeki genize "östaki borusu" aracılığı ile bağlantılıdır. Bu boru orta kulak basıncı ile hava basıncını eşitler.*Delik kulak zarında sıklıkla işitme azalır ve nadiren de akıntı olur. Ağrı genellikle bulunmaz.*Kulak Zarı Delinmesinin Sebepleri*Darbe ve iltihap baş sebepler arasındadır. Şu durumlarda kulak zarı delinebilir:*· Kulağa şiddetli tokat atılması*· Kafatası kırığının belli türlerinde*· Ani bir patlama sonrası*· İğne, kibrit çöpü gibi cisimlerin kulak kanalı içerisine fazlaca sokulması*· Aşırı sıcak veya asidik bir sıvının kulak kanalına kaçması*Orta kulak iltihapları ağrı, işitme kaybı ve kulak zarının delinmesine yol açabilir. Kulaktan iltihaplı veya kanlı bir akıntı olabilir. Bu durum, kulak zarı deliği ile birlikte olan orta kulak iltihabıdır.*Nadir durumlarda, kulağa yerleştirilen havalandırma tüpleri çıktıktan sonra kulak zarında bir delik kalabilir.*Bazılarının iyileşmesi aylar sürse de, çoğu kulak zarı delikleri delindikten birkaç hafta sonra kendi kendilerine kapanır. İyileşmeleri sırasında kulak sudan ve darbeden korunmalıdır. Kendi kendine kapanmayan zar deliklerinde operasyon gerekebilir.*Delik Kulak Zarının İşitmeye Etkileri*Genellikle delik büyüdükçe, işitme kaybı da artar. Deliğin kulak zarındaki yeri de işitmeyi etkiler. Şayet kafatası kırığı orta kulakta birbiri ile bağlantılı olarak işitmeyi iç kulağa ileten kemikçiklerde de bir hasar meydana getirmişse, işitme kaybı oldukça ağır olabilir.*Kulak zarı, ani bir darbe veya patlama sonucu delinmişse, işitme kaybı fazla olabilir ve kulak çınlaması da şikayetlere eklenebilir. Bu durumda işitme zamanla geri döner ve kulak çınlaması birkaç gün içerisinde azalır. Kulak zarı deliğine bağlı sürekli iltihap olması, ileri derecede işitme kaybına yol açabilir.*Delik Kulak Zarının Tedavisi*Deliğin tedavisine girişmeden önce, işitme testi yapılmalıdır. Kulak zarının onarılmasının faydaları duş yaparken, banyoda veya yüzerken orta kulağa su kaçmasını önlemek, işitmeyi artırmak ve çınlamayı azaltmaktır.*Sürekli iltihaba ve orta kulaktaki yapıların erimesine yol açan "kolesteatom (orta kulakta deri kisti)" denilen yapının oluşmasının da önüne geçilebilir.*Şayet delik çok ufaksa, kulak, burun, boğaz hekimleri bunun kendi kendine kapanıp kapanmayacağını anlamak için bir süre takip etmeyi tercih edebilirler. Koopere hastanın delik kulak zarına muayenehanede yama konması da denenebilir. Hekiminiz, mikroskop altında, yeniden kapanması için delik kenarlarını, kimyasal bir madde ile uyarıp üzerine bir kağıt parçası koyabilir. Kulak zarının kapanması ile genellikle işitmede bir iyileşme hissedilir. Deliğin tam kapanması için birkaç kez (üç, dört kez) yamalama işlemi gerekebilir. Şayet hekiminiz muayenehanede yapılan bu yamalama işlemi ile zardaki deliğin tam ve iyi olarak kapanmayacağına kanaat getirirse, operasyon planlanır.*Birçok operasyon yöntemi vardır ama hepsinde temel ilke, delik üzerine bir doku parçası ile yama yapıp iyileşmeye bırakmaktır. Bu işleme tıp dilinde "timpanoplasti" denir. Operasyon çoğunlukla deliğin tam olarak kapanmasını ve işitmenin düzelmesini sağlar.*Hekiminiz delik kulak zarınızın doğru tedavisi için gerekli önerilerde bulunacaktır.*Sürekli (Kronik) Orta Kulak İltihabı Olanlara Bilgiler*Kulak, dış, orta ve iç olmak üzere üç bölümden oluşur. Orta kulak, kulak zarı ve kulak kemikçiklerini içerir. Kulak zarını veya kemikçikleri etkileyen herhangi bir hastalık, sesin dış kulaktan iç kulağa iletilmesine engel çıkartarak iletim tipi işitme kaybına yol açar. Böyle bir hastalık, kulak zarındaki bir delikten, kulak kemikçiklerinin bir veya daha fazlasının tahribinden, kemik zincirinin bozulmasına kadar değişik çerçevede olabilir.*Orta kulakta bir iltihap oluştuğu zaman, kulak zarı delinerek iltihap dışarı akabilir. Bu delik, sıklıkla kendi kendine iyileşip kapanır. Şayet iyileşemezse, çoğunlukla kulak çınlaması ve aralıklı veya sürekli akıntının görüldüğü işitme kaybı oluşur.*Kulak Bakımı: Kulak zarınız delikse kulağınızın içine su kaçırmamalısınız. Banyo yaparken veya başınızı yıkarken kulağınıza vazelinle sıvanmış bir pamuk parçası koymanız gerekir. Yüzerken, vazelinli pamuğun üzerine sıkı sıkı yüzme beresi geçirmenizde fayda vardır. Ayrıca market ve eczanelerde değişik boyutlarda kulak tıkaçları da satılmaktadır.*Burnunuzu kuvvetli sümkürmekten kaçınmalısınız. Bu olay, geniz ile orta kulak arasında bulunan "östaki borusu" vasıtası ile burun ve genizdeki mikropların, orta kulağa ulaşmalarına sebep olur. Burun akıntısı içe çekilmeli, tükürülmelidir. Burnunuzu sümkürmeniz çok gerekiyorsa, bunu diğer burun deliğinizi kapatmadan yapmanız tavsiye edilir.*Kulak akıntısı olduğu müddetçe, kulak, mümkün olduğunca içerisine fazla bir şey sokulmadan temizlenmelidir. Kulak akıntısı varsa veya başlamışsa ilaç kullanılmalıdır. Kulak yoluna, akıntının varlığını tespit etmek amacı ile pamuk konabilir fakat bu, akıntının önünü sürekli tıkamamalıdır.*İlaç Tedavisi: İlaç tedavisi çoğunlukla kulak akıntısını durduracaktır. Tedavi, kulağın aralıklı olarak temizlenmesini, damla veya toz kullanılmasını gerektirir. Belli kişilerde ağızdan antibiyotik kullanılması gerekir.*Cerrahi tedavi: Yıllarca, kronik orta kulak cerrahisinin esas amacı, iltihabı kontrol altına almak ve geliştirebileceği zararlı etkilerini önlemek amacı taşımıştır. Son zamanlarda işitmenin de yeniden kazanılması için yöntemler geliştirilmiştir.*Kulak zarını yamamak veya yeniden yapmak için birçok doku kullanılabilmektedir. Bu dokular, "kulak kanalının derisi, kulak üzerindeki kası kaplayan zar, kıkırdak" gibidir. Hasar görmüş bir kulak kemikçiği, yeniden yerleştirilebileceği gibi, yapma bir kemik de kullanılabilir. Bazen erimiş bir kulak kemikçiği yerine, kıkırdak da kullanılabilir.*Kulak Zarı Tamiri (Miringoplasti): Çoğu orta kulak iltihabı kendi kendine iyileşir, bazıları da geride delik bir kulak zarı bırakır.*Kulak zarı tamiri orta kulağı korur ve bazen işitmenin de düzelmesini sağlar. Bu operasyon orta kulak kemikçiklerinde bir hasar olmadığı ve iltihabın kurumuş olduğu kişilerde yapılabilir. Operasyon, dış kulak yolundan veya kulak kepçesinin arkasından yapılır. Yukarıda belirtilen dokular, kulak zarı oluşturmak veya yama yapmak için kullanılır. Kişi, yedi ile on gün içerisinde işine dönebilir. Tam iyileşme, yaklaşık altı hafta içerisinde olur ve ancak bu sırada operasyonun işitmeyi nasıl etkilediği anlaşılır.*Orta Kulak Tamiri (Timpanoplasti): Orta kulak iltihabı, kulak zarıyla beraber orta kulak kemikçiklerinde de hasar meydana getirebilir. Timpanoplasti, hem kulak zarının hem de bu kemikçik zincirinin tamirine verilen isimdir. Bu operasyon, kulak zarının onarılmasını ve çoğu zaman işitmenin de daha iyi olmasını sağlar.*Operasyon, kulak kepçesi arkasından veya dış kulak yolundan yapılır. Orta kulak kemikçik zinciri, kemikçiklere yeniden şekil verilerek veya diğer dokularla onarılır, aynı zamanda zar tamiri de yapılır.*Bazı kişilerde, hem kemikçik zinciri hem de zarı aynı anda tamir etmek mümkün olmaz. Bu durumda önce kulak zarı onarılır, dört ay veya daha uzun bir süre sonra da kemikçik tamiri yapılır. Buna “aşamalı operasyon” adı verilir.*Operasyon, genel anestezi altında gerçekleştirilir. Kişi, operasyondan sonra yedi ile on gün içerisinde işine dönebilir. İyileşme, yaklaşık altı haftada tam olur. İşitmedeki iyileşme birkaç ay hissedilmeyebilir.*Kulak Arkası Kemik (Mastoidektomi) ve Orta Kulak Tamiri (Timpanoplasti): İltihap, bazı kişilerde, dış kulak yolundaki dokunun delik kulak zarından içeri girerek orta kulak ve kulak arkası kemiklerin içine yayılmasına sebep olur. Bu gerçekleşirse, deri ile kaplı, "kolesteatom" denilen bir kitle oluşur. Bu kitle, yıllar boyunca giderek genişler ve çevre kemik dokuları tahrip eder. "Kolesteatom" mevcutsa, kulak akıntısı daha sürekli ve sık, kötü kokulu bir hâl alır. Birçok hastada, sürekli olan akıntının sebebi, kulağı çevreleyen kemik dokunun kronik iltihabıdır.*"Kolesteatom" veya kemik dokuda bir iltihap oluşmuşsa, bu hastalığın artık ilaçla tedavisi şansı çok düşüktür. Damla veya ağızdan alınan anitibiyotikler, sadece geçici bir süre için iyileşme sağlarlar. Tedavi kesildikten sonra, tekrarlama sıktır.*"Kolesteatom" veya kronik kulak iltihabı, rahatsızlık veren akıntı ve işitme kaybı dışında bir şikayet yaratmadan, yıllarca öylece kalabilir. Fakat, lokal ilerleme ve basınç yaparak etrafındaki dokuya yayılması daha sıktır. Böyle olursa, hasta, sıklıkla kulakta dolgunluk ve künt bir ağrı hisseder. Şiddetli başdönmesi, yüz sinirinde zayıflık veya yüz felci gelişebilir. Bu şikayetlerden herhangi biri gelişirse, hasta, mutlaka cerrahi tedaviye alınmalıdır. Cerrahi, iltihabın ortadan kaldırılması ve gelişebilecek ciddi komplikasyonların önlenmesi için gerekli olur."Kolesteatom", kulak kemiğinde önemli derecede hasar meydana getirmişse, cerrahi olarak bunu temizlemek zor olabilir. Operasyon, kulak arkasından bir kesi ile yapılır. Ana amaç, iltihabı ortadan kaldırmak ve kuru, emin bir kulak elde etmektir.*Kolesteatomlu hastaların yaklaşık üçte birinde, tek operasyonda hem iltihabı ortadan kaldırıp hem de işitmeyi onarmak mümkün değildir. İlk operasyonda iltihap ortadan kaldırılıp, kulak zarı tamiri gerçekleştirilebilir. Hasta, genellikle iki hafta sonra işine dönebilir.*işitmeyi onarmak için ikinci operasyon altı ile yirmidört ay sonra yapılabilir.*Orta Kulak Tamiri (Timpanoplasti) ve Kulak Arkası Kemik (Mastoidektomi) Operasyonu Tekrarı: Bu operasyonun amacı, radikal kulak operasyonu sonucu oluşan boşluğun akıntısından kurtulmak, boşluğu doldurmak ve işitmeyi iyileştirmektir.*Operasyon, kulak arkasından gerçekleştirilir. Kulak arkasındaki yağ veya kas, mastoid boşluğunu doldurmak için kullanılabilir. Mümkün olursa, kulak kemikçikleri, yapay kemikçikler veya kıkırdak, işitme mekanizmasını onarmak için kullanılabilir, fakat işitmede iyileşmeyi sağlamak için genellikle başka bir operasyon gerekir.*Operasyon, genel anestezi altında gerçekleştirilir. Hasta, operasyondan iki hafta sonra işine dönebilir. İşitmedeki iyileşme birkaç ay hissedilemeyebilir.*Radikal Mastoid Operasyonu: Bu operasyonun amacı, işitmeyi dikkate almadan, kulak iltihabının ortadan kaldırılmasıdır. Operasyon, çok inatçı kulak iltihabı olan hastalarda yapılır. Başlangıçta, orta kulak tamiri için uygun görülen hastalarda, nadiren de olsa radikal kulak operasyonu gerekli olabilir. Bu karar, operasyon esnasında verilmelidir. Kulak arkasından alınan bir kas nakli de, iyileşmenin daha düzgün olması için gerekli olabilir. Operasyon, genel anestezi altında gerçekleştirilir Hasta, genellikle iki hafta sonra işine dönebilir.*Mastoid Obliterasyon (Doldurma) Operasyonu: Bu operasyonun amacı, mastoid içerisindeki iltihabın kurutulması ve daha önce oluşturulmuş olan boşluğun doldurulmasıdır. İşitmedeki iyileşme dikkate alınmaz.*Operasyon, kulak arkasından bir kesi ile gerçekleştirilir. Mastoid boşluğu doldurmak için, kulak arkasından alınan kas veya yağ kullanılır. Operasyon, genel anestezi altında gerçekleştirilir. Hasta, işine iki hafta sonra dönebilir.*Sizin Kulağınızdaki Bulgular:*Kulağınızdaki bulgular, muayene ve tetkiklerden sonra hekiminiz tarafından size açıklanacaktır.*Bunun sonucu nasıl bir operasyon gerektiğine birlikte karar verilecektir.*Genel Yorumlar: Şayet cerrahi başarısız olursa, işitme çoğunlukla operasyondan önceki seviyesinde kalır. Opere edilen hastaların yüzde üçünde, işitmenin daha da azalma ihtimali vardır. Operasyonu tâkiben, nadiren, bir süre, kulak akıntısı, başta uğultu, tat bozukluğu veya sersemlik hâli olabilir. Hastaların yüzde birinden daha azında, yüzde zayıflık gelişebilir. Bu çoğunlukla geçici bir komplikasyondur.*Şayet şu an operasyon yapılmazsa, yıllık kontrollerinizi yaptırmanız, özellikle kulak akıntısında hemen muayeneye gelmeniz önerilir. Şayet kulak içerisinde veya etrafında künt bir ağrı, akıntıda artma veya sersemlik hâli gelişirse, hemen doktorunuza başvurmalısınız.*Kolesteatom:Ciddi Bir Kulak Sorunu**"Kolesteatom" nedir?**Neden kulakta oluşur?**Nasıl oluşur?**Ne kadar tehlikelidir?**Onunla ilgili ne zaman bir şey yapmak gerekir?**Hiç bir şey yapılmazsa ne olabilir?**Her zaman bu problemi yaşayacak mıyım?**Ortadan kaldırılabilir veya tedavi edilebilir mi?*"Kolesteatom" nedir? Normalde cilt dokusu bulunmayan kulak zarının gerisindeki orta kulakta cilt dokusu büyümesidir. Kulak zarı cildinin tekrarlayan iltihaplardan dolayı içeri doğru büyümesiyle başlar. Kolesteatomlar kist veya kese oluşturur, cilt derisi bunların içerisinde kıvrılarak kartopu gibi genişler. Zaman içerisinde kolesteatomlar büyüyerek etraftaki çok nazik kemikçiklere zarar verebilir. Devam eden büyümeden dolayı bazı ileri vakalarda işitme kaybı, başdönmesi ve yüz kaslarında felç gelişebilir.*Nasıl Oluşur? Çoğunlukla geniz ile orta kulak arasında uzanan "östaki borusu"nun görevini tam yapmamasından ve sık tekrarlayan iltihaplardan dolayı oluşur. Östaki borusu orta kulağın havalanmasını sağlar. Bu boru alerji, soğuk algınlığı, sinüzit gibi sebeplerden dolayı tam olarak çalışamazsa orta kulakta vakum (negatif basınç) oluşur. Bu negatif basınç zaten iltihaplardan dolayı incelmiş olan kulak zarını içeri doğru çeker. Genellikle, oluşan bu kese içerisine kolesteatom başlar. Kolesteatomun nadir ailesel olan bir formu daha vardır ki bu orta kulakta olabileceği gibi diğer kafa kemiklerinde de görülebilir. Buna karşın kulak iltihapları ile beraber olan kolesteatom en sık görülen tiptir.*Ne Tür Rahatsızlıklar Verir? Başlangıçta kulak, bazen pis kokulu olmak suretiyle akar. Kolesteatom genişledikçe işitme kaybı ile birlikte kulakta dolgunluk veya basınç hissi oluşabilir (özellikle gece kulak içi veya arkasında olan ağrı oldukça rahatsızlık verebilir). Sersemlik hâli ve hastalığın olduğu kulakla aynı taraftaki yüzde kas güçsüzlüğü olabilir. Bu şikayetlerin her biri tıbbi yardım aramak için iyi sebeplerdir.*Tehlikeli Midir? Kulak kosteatomları tehlikeli olabilir ve hiçbir zaman ihmal edilmemelidir. Kemik erimesi, beyin ve iç kulak gibi etraftaki dokulara iltihabın yayılmasına sebep olabilir. Tedavi edilmezse, sağırlık, beyin apsesi, menenjit ve nadiren ölüm olabilir.*Ne Tür Tedavi Uygulanabilir? Kulak, burun, boğaz ve baş-boyun cerrahının incelemesi ile kolesteatom ortaya konabilir. İlk tedavi kulağın iyice temizlenmesi, antibiyotikler ve kulak damlalarıdır. Bunda amaç iltihabın önüne geçilerek akıntının kesilmesidir. Kolesteatomun büyüklüğü ve özellikleri de bu arada değerlendirilmelidir.*Büyük ve diğer zararlara yol açmış kolesteatomlar hastanın önemli risklere maruz kalmaması için genellikle operasyona ihtiyaç gösterir. İşitme ve denge testleri, kulağın röntgenleri gerekli olabilir. Bu testler, işitmenin derecesini ve kolesteatomun ne kadar hasar yarattığını tespit etmek için yapılır.*Operasyon çoğu vakada genel anestezi altında yapılır. Öncelikli amaç, kolesteatomun çıkartılması ve kuru, iltihapsız bir kulak oluşturulmasıdır.*İşitmenin korunması veya iyileştirilmesi ikinci amaçtır. İlerlemiş hasarlarda işitme düzeltilemeyebilir. Sersemlik veya yüz kaslarında zayıflık durumlarının tedavisi nadiren gerekir. Kulağın yeniden inşa edilmesi bir operasyonla mümkün olmayabilir bundan dolayı ilk operasyondan 6 ile 12 ay sonra ikinci bir operasyon gerekebilir. Bu ikinci operasyon işitmenin düzeltilmesi ve kolesteatomun tekrar araştırılması, kalmışsa temizlenmesi amacını taşır.*Hastahaneye başvuru genellikle operasyon günü yapılır ve operasyon erken saatlerde yapılmışsa normal şartlarda hasta aynı gün taburcu olabilir. Bazı hastaların gecelemesi gerekebilir. Ağır iltihabın olduğu vakalarda hastanede daha uzun kalınması ve serum, antibiyotik tedavisi gerekebilir. İşe dönüş yaklaşık bir, iki hafta sürer.*Bazen kolesteatom yeniden oluşabilir, operasyon sonrası takipler özellikle kolesteatomun kontrolü açısından çok önemlidir. Kulakta açık bir boşluk bırakılan operasyonlarda her birkaç ayda bir bu boşluğun temizlenmesi gerekir. Bazı hastalarda ömür boyu kulak takibi gerekir.*Özet*"Kolesteatom" önemli fakat tedavisi mümkün, muayene ile ortaya konan bir durumdur. Sebat eden kulak ağrısı, kulak akıntısı, kulakta basınç hissi, işitme kaybı, başdönmesi veya yüz kaslarında güçsüzlük ve felç olduğunda kulak, burun, boğaz ve baş-boyun cerrahı tarafından muayene edilmeniz gerekir.*Başta Uğultu / Kulak Çınlaması*Başta uğultu veya kulak çınlaması, sık karşılaşılan, rahatsız edici bir durumdur. Aralıklı veya sürekli; hafif bir uğultudan, şiddetli tiz bir sese kadar değişik şekillerde olabilir. Diğer insanlar tarafından duyulabilen ve duyulamayan tipleri vardır. İşitme kaybı ile birlikte olabilir veya olmayabilir.*Çınlama, her zaman, bir "şikayet" olarak değerlendirilmelidir, "hastalık" adı değildir; aynen, bacak veya koldaki bir ağrı gibi. Nasıl ki ağrı, bir hastalık değil, hastalığın belirtisi ise, çınlama da, bir hastalığın belirtisidir. Tek başına bir hastalık kabul edilmez. İşitme sinirinin görevi, sesi taşımak olduğu için, sinir, herhangi bir yerinden uyarılırsa, kişi başta gürültü hisseder. Ağrı, sinir lifleri gibidir, kolumuza çimdik atınca bu sinir o yerden uyarıldığı için ağrı hissi uyandırır.*Ağrının birçok sebebi olabileceği gibi, çınlamanın da sayısız sebebi vardır.*İşitme Mekanizması: Çınlamanın nasıl oluştuğunu kavramak için, işitme mekanizmasının bilinmesi lâzımdır. Bu mekanizma, beş ana bölümden oluşur: dış kulak, orta kulak, iç kulak, sinir yolları ve beyin.*Dış Kulak: Kulak kepçesi ve dış kulak kanalından meydana gelir. Bu yapılar sesi toplar ve kulak zarına iletir.*Orta Kulak: Zar ile iç kulak arasında bulunur. Zar ve üç kulak kemikçiğini (örs, çekiç, üzengi) içerir. Kulak zarındaki titreşimler, orta kulak boşluğunda bulunan bu üç kemikçik vasıtasıyla iç kulağa iletilir ve iç kulak sıvısında dalgalanmalar meydana getirir.*Orta kulakta da, aynen burunda olduğu gibi salgı bezleri, damarlar bulunur. Östaki borusu adı verilen bir boru ile genizle bağlantılıdır. Bu boru, orta kulaktaki hava basıncının atmosfer basıncına eşitlenmesini sağlar ve yüksek yerlerde, esnerken, hissettiğimiz o kulak dolgunluğunun oluşmasına yol açar.*İç Kulak: İç kulak, içi sıvı ve ince sinir uçlarıyla dolu bir kemik kapsülden meydana gelmiştir. Çok ince bir zar ile kaplanmış ve mikroskopik damarlar ile kanlanmaktadır. Bu kemik kapsül içerisindeki sıvı, kemikçikler tarafından harekete geçirilir, böylece sinir uçları uyarılır.*Sinir Yolları: İç kulakta uyarılan sinirler, bu uyarıyı beyne taşır. Sinir, ince bir kemik kanal içerisindedir. Aynı kanalda, denge siniri ve yüz kaslarını hareket ettiren yüz siniri de bulunur. Sinirler, bütün kemik kanal içerisinde, çok ufak kan damarları ile beslenirler.*Beyin: İşitme siniri yolları, beyne girdikten sonra en karışık telefon ağlarından çok daha fazla sayıda yola ayrılır. Sinir uyarıları, daha sonra tanındıkları ve değerlendirildikleri beyin bölgesine taşınırlar.*Dış Kulak Çınlaması: Dış kulak kanalı, akıntı, yabancı cisim, şişme dolayısıyla kapanabilir; bunlar, zarda basınç yaratarak çınlama oluşturabilir. Kulak kanalındaki veya zardaki damarlar genişlediği veya daraldığı zaman, bunlar işitme sinirini uyararak nabız şeklinde duyulan çınlamalara yol açabilir.*Orta Kulak Çınlaması: Orta kulağın fonksiyonlarında oluşan herhangi bir bozukluk, "başta uğultu" hissi yaratabilir. Orta kulağı döşeyen doku, alerji, enfeksiyon, darbe, damarsal bozukluklar sebebiyle şişer. Alerji, iltihap veya östaki borusunun tıkanıklığından dolayı orta kulak boşluğunda biriken sıvı, iç kulak ve sinir yollarına dolaylı etki ederek rahatsızlık yaratır. Biriken sıvı, buradan emilirken nedbe dokusu oluşturabilir.*Nedbe dokusu, sinir uçlarını uyararak kulak çınlamasına yol açabilir. Aynı zamanda orta kulakta bulunan damar dokularını da büzerek nabız tarzında kulak çınlamasına neden olabilir.*İltihaplar, darbeler, romatizma ve kireçlenme, kemikçik zincirinin hareketini kısıtlayarak, iç kulağın uyarılmasını bozar.*Yüksek seviyelerde, herkes, kulağında dolgunluk hissi algılar. Bu his, östaki borusunun geçici tıkanmasından dolayı olur. Östaki borusunun geniz tarafında bulunan ağzının, iltihap, alerji, gibi sebeplerle tıkanması sonucu da aynı his oluşur. Orta kulakta oluşan bu basınç düzensizliği, iç kulağa ters bir uyaran olarak yansıyabilir.*İç Kulak Çınlaması: İç kulak sıvısının basıncını etkileyen olaylar da, çınlamaya yol açabilir. "Alerji, dolaşım bozuklukları, iltihap" gibi durumlar, hem basınç değişikliğine hem de sıvının etrafındaki zarlarda değişikliğe sebep olurlar.*Sinir Yolları Çınlaması: Sinir yolları, işitme mekanizmasının en hassas yapılarıdır. Bu dokulardaki çok az bir şişme veya bozukluk, hemen uyarıcı etki yapar ve işitmeyi etkiler. Lokal iltihaplar, alerjik şişlik, sistemik hastalıkların toksik etkisi, çok şiddetli patlama sesleri, hassas kişilerde uzun süre yüksek sese maruz kalmak, bazı ilaçlar ve damarsal yapılardaki bozukluklar, sinir yollarını olumsuz etkiler.*"İşitme siniri, iç kulak ile beyin arasında çok dar bir kemik kanaldan geçer" demiştik. Bu sebeple, sinirde oluşabilecek en ufak bir şişlik, baskı yaratır. Aynı kanaldan yüz siniri ve denge siniri de geçtiği için, denge bozuklukları ve yüz kaslarında da bozukluklar görülebilir.*İşitme yolu üzerinde bulunan damarlardan herhangi birinin yırtılması veya spazmı, dolaşım bozukluğuna yol açar. Bu yüzden işitme kaybının eşlik ettiği veya etmediği, ani bir çınlama olabilir. Şayet kan pıhtısı küçük ise, bir hasar bırakmadan iyileşebilir. Olay, basınçtan dolayı gerçekleştiği için, sadece bir tarafta olur, aynı tarafta olması yine aynı veya karşı tarafta tekrarlayacak anlamına gelmez.*Beyin Çınlaması: Sinir yollarının, beyine girdiği, içinde ilerlediği ve belli merkezlerde toplandığını anlatmıştık. Buralardan herhangi birinde şişlik, dolaşım bozukluğu gelişirse, başta uğultu hissedilebilir. Çoğunlukla tek tarafta hissedilirler ve hekimin, hastalığın yerini tayin etmesine yardımcı olacak diğer hastalık belirtileri de eşlik eder.*İşitme Bozukluğu: Çınlama, işitme bozukluğu ile beraber olabilir veya olmayabilir. Çınlamanın sebeplerini düşündüğünüzde, işitmenin de aynı anda niçin bozulabileceğini anlamanız kolaylaşır. Çınlama ile işitme azlığı aynı anda varsa, bu, hastalığın daha ciddi veya iyileşmesinin daha zor olduğu anlamına gelmez. Çınlaması olan birçok kimse, ileride sağır olacağından korkar. Bu, gereksiz bir korkudur. İşitme bozukluğu olanların çoğunda çınlama yoktur.*Tedavi: Şayet muayene ve tetkikler sonucu bir hastalık teşhis edlirse ona yönelik tedavi uygulanır. Sebep bulunamayan kişilerde aşağıdaki öneriler fayda sağlar:*1-Gerginlik ve endişeden uzak olmak için elinizden gelen çabayı harcayın, çünkü stres, uyarılmış olan sinirleri daha da çok etkiler.*2-Kendinizi yormayın ve mutlaka dinlenmeye vakit ayırın.*3-Sinir uyarıcılardan uzak durulmalıdır. Fazla miktarda çay, kahve ve sigaradan kaçınılmalıdır.*4-Mümkün olduğu kadar çabuk, baştaki uğultunun can sıkıcı bir şikayet olduğu gerçeğini öğrenin ve onu tamamen gözardı etmeye çalışın.*5-Çınlamanız, sağırlığa, aklınızı kaybetmenize veya ölümünüze yol açmayacaktır, bundan dolayı hemen bu korkutucu düşünceleri bırakın.*6-Çınlama, çoğunlukla kişi emekli olduğu ve etrafı sessizleştiği zaman daha fazla farkedilir. Odada ses çıkartan bir saat veya otomatik olarak bir süre sonra kapanan radyo bulunması, çınlamayı bastırarak, uyumanıza yardımcı olabilir.*7-Birkaç yastıkta başınız yukarıda yatarsanız, kandaki göllenme daha az olacağı için çınlamanızda azalma olabilir.*8-Sakinleştirici ilaçlar, geçici bir süre kullanılmak şartıyla rahatlama sağlayabilir.*Sonuç: İşitme, insan vücudunun en hassas ve uyarılması kolay bir mekanizmasıdır. Sinir sistemi ile direkt olarak ilişkili olduğu için, gerginlik, endişe gibi duygularla sıkı bağlantılıdır.*Çınlama veya baştaki uğultunun başarılı tedavi edilebilmesi için, hastanın, bu rahatsızlığın mekanizmasını tam olarak anlaması gerekir.*Sersemlik Hâli ve Baş Dönmesi*Sersemlik Hâli Nedir? Bazı kişiler, denge sorunlarını, "kendilerini sersem hissetme, ayakta duramama, düşecekmiş gibi olma" gibi sözlerle ifade ederler. Dönme veya ivmelenme hissi olmadan, kendini dengesiz, güvensiz hissetme, bazen iç kulak probleminden kaynaklanır.*Baş Dönmesi Nedir? Kişiler, kendilerinin veya çevrelerinin döndüğünü söylerler. Baş dönmesi, sıklıkla bir iç kulak probleminden kaynaklanır.*Denge Anatomisi: Baş dönmesi ve sersemlik hissi, denge sistemleri ile ilgilidir. Bu sistemle kişi, vücudunun hangi yönde olduğunun, nereye dönük olduğunun, ne tarafa doğru hareket ettiğinin veya döndüğünün bilincinde olur.*Denge hissiniz aşağıdaki sistemlerin karışık bir ilişkisi sonucu gerçekleşir:*1-İç kulaklar (labirent), hareketin yönünü belirler; dönme, ön-arka, yan-yan, yukarı aşağı gibi.*2-Gözler, vücudun boşlukta nerede olduğunu (ayakta, ters dönmüş gibi) ve hareketin yönünü görür.*3-Doku alıcıları, eklem ve omurga gibi organlarda bulunur, vücudun hangi bölgesinin yere değdiğini algılar.*4-Kas ve eklem his alıcıları, vücudun hangi kısımlarının hareket ettiğini algılar.*5-Merkezi sinir sistemi (beyin ve omurilik), diğer dört sistemden gelen bütün bulguları değerlendirerek, aradaki ilişkiyi sağlar.*Merkezi sinir sistemi, bu dört sistemden birbiriyle tutarsız veriler aldığı zaman, kişi, sersemlik veya baş dönmesi hisseder.Fırtına esnasında uçakta bulunduğunuzu ve uçağınızın hava boşluğuna girdiğini farz edin. Siz, sadece uçağın içini gördüğünüz için, uçak dışındaki bu fırtınayı göremezsiniz. Bu durum, beyin algılarınızın karışmasına yol açar ve sizde "uçak tutması" görülebilir.*Aynı şekilde yolda giden bir arabanın arka koltuğunda oturduğunuzu ve kitap okuduğunuzu farz edin. İç kulağınız ve his algılayıcılarınız bunu algıladığı halde gözleriniz sadece kitabı görmekte olduğundan, sizde de "araba tutması" görülebilir.*Gerçek bir hastalık örneğini verelim. Bir kafa travması veya kulak iltihabından dolayı, tek taraflı iç kulağınızın etkilendiğini farz edin. Etkilenen iç kulak, diğer kulak gibi mesajları sağlıklı olarak beyine iletemez. Bu durumda beyninizin, deyim yerindeyse "aklı karışır" ve baş dönmesi, bulantı hissedebilirsiniz.*Hangi Tıbbi Rahatsızlıklar Başta Sersemlik Hissi Yaratır?*1-Kan Dolaşımı: Dolaşım bozuklukları, sersemlik yaratan rahatsızlıkların başında gelir. Beyninize yeteri derecede kan gelmezse kendinizi sersem gibi hissedersiniz. Hemen hemen herkes, otururken veya yatarken ani şekilde ayağa kalktığında bunu hissetmiştir. Fakat bazı kimseler, sürekli olan rahatsızlıklarının yol açtığı dolaşım bozukluğuna sahiptirler. Yüksek kan basıncı, şeker hastalığı veya yüksek kan kolesterol düzeyi olan kişilerde, damar sertliği sık olarak görülür. Kalp yetmezliği veya kan düşüklüğü olan kişilerde de bazen görülebilir.*Nikotin, kafein gibi bazı uyarıcılar ve ilaçlar, beyin kan akımını azaltır. Diyetteki aşırı tuz da dolaşım azlığına yol açar. Psikolojik stres, gerginlik ve endişe gibi durumlar da, damarlarda spazm yaratarak, dolaşım bozukluğuna yol açar.*Şayet iç kulak beslenmesinde bir problem olursa, daha belirgin olan "baş dönmesi" hissi ortaya çıkar. İç kulak, dolaşım bozukluklarına karşı çok hassastır ve beyinde olan dolaşım bozukluklarından da direkt olarak etkilenir.*2-Travma: İç kulağı etkileyen kafatası kırığı, belirgin ve dayanılması zor baş dönmesi ile işitme kaybı oluşturur. Sersemlik haftalar sürer; zamanla sağlam taraf, iç kulak görevlerinin hepsini üstlenirken şikayetler hafifler.*3-İltihap: Basit nezle ve gribe yol açan virüsler, iç kulağı ve beyne giden sinirleri etkileyebilir. Bu, baş dönmesine yol açar, fakat işitme çoğunlukla normal kalır. Fakat orta kulak iltihabına yol açan bakteri, iç kulağı tutarsa, hem ileri derecede işitme kaybına hem de baş dönmesine yol açar. Sersemlik hissinin şiddeti ve süresi, kafatası kırıklarında olduğu gibidir.*4-Alerji: Alerjik oldukları yiyecek veya toz, mantar, çiçek poleni gibi maddelerle karşılaşan bazı kişilerde, sersemlik hâli veya baş dönmesi olabilir.*5-Nörolojik Hastalıklar: Multipl skleroz, frengi, tümör gibi sinirleri etkileyen hastalıklar, denge bozukluklarına yol açabilirler. Nadir görülmelerine rağmen, doktorunuz, sizi muayene ederken bunları da düşünür.*Sersemlik Hissi İçin Hekim Ne Yapabilir? Hekim, sizin sersemlik hissinden ne kastettiğinizi, ne kadar zamandır olduğunu, size ne gibi bir problem yarattığını, ne kadar sürdüğünü, bulantı veya kusma ile birlikte olup olmadığını soracaktır. Bu hissi başlatan ortamlar sorulabilir. Genel sağlığınız, kullandığınız ilaçlar, kafa travmaları, son zamanlarda geçirdiğiniz iltihaplar ve kulağınız ile sinir sisteminiz hakkındaki diğer sorular size sorulacaktır.*Hekiminiz, kulak, burun ve boğazınızı muayene edecek, sinir ve denge fonksiyonları ile ilgili testler yapacaktır. Bazı vakalarda, hekiminiz, kafa filmleri, bilgisayarlı, manyetik rezonanslı filmler, kulağa sıcak ve soğuk havanın verildiği denge testleri isteyebilir. Yine gerek görülen vakalarda, kan testleri ve kalp muayenesi yapılabilir.*Bütün hastalar, bu testlerin hepsine ihtiyaç göstermez. Kişinin bulgularına göre, buna hekim karar verir. Aynı şekilde hekiminizin tedavisi, teşhis edilen hastalığa dayanacaktır.*Sersemlik Hissini Nasıl Azaltabilirsiniz?*1-Yatarken birden ayağa kalkmak gibi ani hareketlerden kaçının.*2-Aşırı baş hareketlerinden kaçının.*3-Nikotin (sigara, puro...), kafein ve tuz gibi, kan dolaşımını olumsuz etkileyen maddelerden kaçının veya azaltın. Alkol kullanmayın.*4-Sersemlik hissinizi başlatan, stres, gerginlik gibi durumlardan ve alerjik olduğunuz maddelerden mümkün olduğunca uzak durun.*5-Sersemlik hâliniz varken, araba veya makine kullanmak, merdiven tırmanmak gibi tehlikeli olabilecek işlerden kaçının.*Yapılabilecek Egzersizler:*Yatakta uygulanabilecek egzersizler:*Göz hareketleri: Başlangıçta yavaş yavaş başlanmalı, sonra hız arttırılmalıdır.**Gözlerinizi, yukarı ve aşağı hareket ettiriniz.**Gözlerinizi, bir yandan, öteki yana hareket ettiriniz.**Gözünüzün karşısında tuttuğunuz parmağınızı yüzünüze yaklaştırıp uzaklaştırırken (30-90cm arasında), gözlerinizi bu parmak ucunda odaklaştırınız.*Baş Hareketleri: Başlangıçta yavaş yavaş ve gözler açık olarak başlanmalı, daha sonra hız giderek artırılmalı ve en son olarak da gözler kapalıyken yapılmalıdır.**Başınızı öne ve arkaya eğiniz.**Başınızı bir yandan öteki yana çeviriniz.*Oturur durumda uygulanabilecek egzersizler:**Omuzlarınızı silkeleyiniz ve omuz başlarınıza daireler çizdiriniz.*Yere doğru eğilerek yerdeki bir cismi yakalamaya çalışınız.*Ayakta dururken yapılabilecek egzersizler:**Gözler açık ve kapalıyken, oturup kalkınız.**Göz hizasında ufak bir topu elden ele atarak yakalamaya çalışınız.**Diz hizasında ufak bir topu elden ele atarak yakalamaya çalışınız.**Yere çömelip, doğrulunuz. Daha sonra, kendi çevrenizde tam bir tur atınız.*Hareket halindeyken yapılabilecek egzersizler:**Önce gözler açıkken, daha sonra kapalıyken oda içinde dolaşınız.**Önce gözler açıkken, daha sonra kapalıyken bir yokuş inip, çıkınız.**Önce gözler açıkken, daha sonra kapalıyken bir merdiven inip, çıkınız.**Eğilme ve geriye uzanma hareketlerini içeren basketbol veya bowling gibi herhangi bir oyunu oynayınız.*Baş Dönmesine Yol Açan En Sık Kulak Hastalıkları*Meniere Hastalığı*İç kulakta bulunan sıvının dengelenmesi, ayarlanması ile ilgili bir problemdir. Hastalığın gerçek sebebi bilinmemektedir.*İç kulak, işitme ve denge ile ilgilidir ve içi sıvı dolu bir kapsülden oluşmuştur. Meniere hastalığında, bu sıvının basıncı artar. Artan basınç, kulak çınlamasına, kulakta tıkanıklık hissine, işitmede azalmaya ve baş dönmesi hissine yol açar.*Hastalık, baş dönmesi, işitmede dalgalanmalar ve kulak çınlaması ile karakterizedir. Bulantı, kusma, denge kaybı, terleme ve ishal eşlik edebilir.*Ataklar, çoğunlukla ani başlangıçlıdır ve süreleri, 20 dakika ile 24 saat arasında değişebilir. Birçok vakada, ataklar, arka arkaya gelir. Haftalar süren, sık tekrarlayan ataklar olur ve yine haftalar, aylar süren normale dönüş görülür. İşitme kaybı, işitme sinirinde oluşan hasardan dolayıdır. Hastalığın ilk evrelerinde, işitme kaybı, ataklar esnasında görülür, daha sonra normale döner. Hastalık ilerledikçe, işitme sinirinin düzelme kabiliyeti azalır ve sürekli işitme kayıpları oluşur.*Nadiren, işitme kaybı, kulak basıncı veya çınlama olmadan, sadece aralıklı olarak baş dönmesi görülebilir. Aynı şekilde, baş dönmesi olmadan, aralıklı olarak işitme kaybı, kulak basıncı, çınlama olabilir.*Meniere hastalığı, genellikle tek kulakta görülür ama iki kulak da tutulmuş olabilir.*İlaç tedavisi: İlaç tedavisinin amacı, iç kulaktaki sıvı basıncını azaltmaya yöneliktir. Bu, az tuzlu yiyerek ve idrar söktürücü ilaçlar kullanarak sağlanır.*Tuz, suyun vücutta kalmasına sebep olur, bu yüzden, tuz kısıtlaması yapılır. İdrar söktürücüler de aynı amaçla kullanılırlar. Bu tedavi, hastalığı kontrol altına almak amacıyla aylar, hatta yıllar boyu kullanılabilir.*Denge sistemini baskılayıcı ilaçlar da tedaviye eklenebilir. Temelde bu ilaçlar beynin, kulaktan gelen anormal uyarıları dikkate almamasını sağlar.*Cerrahi tedavi: Cerrahi tedavi, ilaç tedavisinin başarılı olmadığı ve şiddetli baş dönmesinin bulunduğu durumlarda yapılır. İşitmeyi korumak için bütün gayret sarf edilir; bu yüzden operasyonun tipi, kulaktaki işitmenin ne kadar kaybolduğuna bağlıdır. Operasyondan sonra, işitmenin azalması mümkün olmasına rağmen, genellikle aynı kalır. Çınlama daha iyi olabilir veya aynı kalabilir.*Operasyonun tipine bağlı olarak, baş dönmesinin mükemmel tedavisi mümkündür. Baş dönmesi atakları yarım ile bir sene kadar sersemlik şeklinde ortaya çıkabilir, daha sonra beyin ve diğer kulak görevi üstlenince, bu durum da geçer.*Selim Pozisyonel Vertigo*İç kulaktan kaynaklanan en sık baş dönmesi sebebidir. Şikayetlerin, iç kulakta bir yerde, kalsiyum kristallerinin çökmesi sonucu olduğuna inanılmaktadır. Bu kristaller, yer çekimi ve baş hareketleriyle, iç kulak sıvısında hareket eder. Bu hastalık kendiliğinden, bir viral hastalık sonrasında veya baş travması sonrası oluşabilir.*Bu hastalıkta, baş ve vücut pozisyonlarında değişiklikle ortaya çıkan, bazen bulantının da eşlik ettiği baş dönmesi, sersemlik hâli görülür. Özellikle yatakta sağdan sola dönerken başlaması çok tipiktir. Şikayetler, birkaç saniye veya dakika sürer. Şikayetler ortaya çıktığında, sorumlu kulak, genellikle yere doğru dönük olan kulaktır. İşitme kaybı, kulakta basınç hissi veya çınlama gibi şikayetler görülmez.*Bu durum, selim bir durumdur, çünkü kendi kendine düzelir. Düzelme, haftalar, aylar nadiren de bir yıl sürebilir.*Denge sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanılır. Nadiren cerrahi gerekebilir.*Vestibüler Nörinit (Labirentit)*Bu hastalıkta, iç kulaktaki denge bölümünde bulunan sinir hücrelerinde şişme olur. Bir virüs enfeksiyonun sebep olduğu düşünülmektedir. Kişiler, şikayetleri başlamadan önce, bir üst solunum yolu enfeksiyonu, soğuk algınlığı geçirdiklerini söyleyebilirler.*Ani oluşan baş dönmesi, bulantı, denge kaybı görülür; işitme normaldir. Şikayetler, başlangıçta şiddetlidir, kişi yürürken on gün kadar yardıma ihtiyaç gösterir ve kişinin bütün işlerini yapabilmesi, araba kullanabilmesi için de haftalar, hatta aylar gerekebilir. Kişi, başını ani olarak döndürdüğünde, geçici baş dönmesi veya sersemlik hissetmeye devam edebilir. Bu, bir yıl kadar sürebilir.*Şikayetlerin geçmesi için, denge sistemini bastıran ilaçlar kullanılır. İlaçlar, günde üç defa alındıklarında en etkili olurlar. Baş dönmesi azalmaya başladığında, ilaçlar da azaltılır ve sonunda kesilir. Nadir olarak, şikayetler bir yıldan fazla sürerse, operasyon yapılabilir.*Beyin ve diğer kulak, işlevleri üzerlerine aldıkları zaman, tam iyileşme olur. Bu süreç, bir yıl olabilir ve arada psikolojik ve fiziksel stresler, şikayetlerin geçici olarak artmasına yol açabilir. Şikayetler, stresle artsa bile, zamanla fiziksel aktiviteyi arttırmak önemlidir. Başınıza gelen şeylerin normal iyileşme süreci olduğunu bilin; kulağınıza veya iyileşmenize kötü yönde etki etmediğinizi aklınızda bulundurun.*Perilenf Fistülü*Bu rahatsızlık, uçağın inişe geçmesi, derine dalma, kafa travması gibi durumlarda ani basınç değişikliği sonucu oluşabilir. Basınç değişikliği, orta kulak ile iç kulağı birbirinden ayıran zarlarda yırtık meydana getirebilir ve iç kulak sıvısı, orta kulağa akar.*Baş hareketleri ile "baş dönmesi" ve "sersemlik hissi" oluşur. "İşitme kaybı", "kulakta basınç veya çınlama" eşlik edebilir veya etmez.*Çoğu kez bu yırtık kendiliğinden iyileşir, tedaviye gerek kalmaz. Nadir vakalarda, baş dönmesi kalıcı hâl alır. İlerleyici işitme kaybı oluşursa, operasyon gerekebilir.*Operasyonda, bu yırtık bölgenin tespiti ve onarılması gerçekleştirilir.*Akustik Nörinom*“Akustik nörinom”, denge sinirinde en sık oluşan selim tümöre verilen isimdir. Tümör, çok yavaş büyür, bu yüzden şikayetler belirgin hale gelmeden yıllar boyu sürüyor olabilir.*"Baş dönmesi", genellikle görülmez, çünkü tümör yavaş yavaş büyür, beyin ve diğer kulak, onun görevini üstüne alır. Bunun yerine hasta, dengesizlik hissine kapılabilir. Ortaya çıkan ilk şikayet "kulak çınlaması" olabilir. Çınlama, büyüyen tümörün siniri uyarmasıyla ortaya çıkar. Tümör büyüdükçe sinirin işitme bölümü de etkilenir ve işitme azlığı ortaya çıkar.*Teşhis, bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonanslı tetkikler ile konur.*Tedavi, tümörün operasyonla çıkartılmasıdır.*Yaşlılığa Bağlı Baş Dönmesi*Yaşlılıkta oluşan birçok değişiklik gibi, dengeyi sağlamakla görevli sistemlerde de değişiklikler olur.*Dengeyi etkileyen değişiklikler: Yaşlılarda, işitmenin azalması gibi, denge sinirinde de, dönme, ivmelenme gibi değişikliklere olan hassasiyet azalır. Sinirdeki uyarılarda azalma olabilir veya beyin kendisine gelen uyarıları tam olarak değerlendiremeyebilir; her iki durumda da, rahatsızlık, kendini baş dönmesi olarak ortaya koyar.*Görüşte azalma, bulanık görüş veya yakın bakışta göz yorgunluğu da buna eklenir. Gözdeki lenslerin elastikiyetinin azalması buna yol açar ve bifokal gözlüklerle bu durum düzeltilebilir. Göz tansiyonu, katarakt gibi durumlar da görmeyi etkileyerek, beyne giden bilginin azalmasına yol açarlar.*Kol ve bacaktaki kaslarda, liflerde, eklemlerde bulunan sinir uçlarında da değişikler olur. Omurgada ileri derecede eğim oluşabilir veya genel kas kütlesi azalmış olabilir. Şeker hastalığı, romatizma gibi hastalıklar, el ve koldaki his sinirlerinin zayıflamasına yol açar, böylece, vücut pozisyonu hakkında beyne iletilen bilgilerde azalma olur.*Gürültü, Kulaklar ve Korunma*Ülkemizde geniş bir araştırma yapılmamıştır fakat Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan bir araştırmada her on Amerikalı'dan birinde normal konuşmayı anlamayı engelleyecek kadar işitme kaybı olduğu bulunmuştur. "Yüksek sese maruz kalmak" en sık karşılaşılan sebeptir.*"Gürültü" Gerçekten Kulaklarıma Hasar Verebilir Mi?*Evet, gürültü tehlikeli olabilir. Yeteri kadar yüksek ve uzun süreli olursa, işitmenize zarar verebilir.*Gürültünün sebep olduğu hasar, sinir tipi işitme kaybı olarak adlandırılır; birçok sebep bu tip işitme kaybına yol açabilir ama gürültü kaynaklı olanın önemli bir ayrıcalığı vardır-ilerlemesi durdurulabilir veya olmadan tamamen önlenebilir.*Kulaklarımı Alıştırabilir Miyim?*Hayır. Şayet hep gürültüde büyüdüğünüz için buna alıştığınızı zannediyorsanız bu yanlıştır. Gürültü işitmenizi azaltmıştır ve hiç bir ilaç, operasyon veya işitme cihazı gürültünün kulağınızda yaptığı hasarı tam olarak düzeltemez.*Kulak Nasıl Çalışır?*Kulak dış, orta ve iç olmak üzere başlıca üç bölümden oluşmuştur. Dış kulak, kulak kepçesi ve dış kulak yolundan meydana gelmiştir. Kulak zarı, dış kulak ile orta kulağı birbirinden ayırır. Orta kulaktaki üç küçük kemikçik ses dalgalarının iç kulağa iletilmesini sağlarlar. İç kulakta işitme siniri başlar ve sesi beyine taşır.*Her türlü ses kaynağı, havaya ses dalgaları veya titreşimleri gönderir. Bunlar dış kulak yolundan geçerek kulak zarınıza çarpar ve zarınızı titreştirir. Titreşimler orta kulaktaki kemikçikler aracılığıyla iç kulağa, işitme sinirine iletilirler. Burada titreşimler, sinir uyarılarına dönüşür ve beyinde ilgili bölgeye gönderilir. Beyin, sesi "müzik, kapı çarpması, insan sesi" şeklinde ayırarak yorumlar.*Gürültü çok şiddetli olursa iç kulaktaki sinir hücrelerini öldürmeye başlar. Gürültüye daha uzun süre maruz kalındıkça daha fazla işitme siniri hasar görür. İşitme sinirinizde sinir sayısı düştükçe de işitmeniz azalır. Ölü sinir hücrelerini hayata döndürmek mümkün değildir; hasar kalıcıdır.*Gürültünün Zararlı Olduğunu Nasıl Bilebilirim?*İnsanların gürültüye karşı hassasiyetleri değişir. Genel olarak şu şartlarda gürültü kulağınıza zarar verebilir:*- kendinizi duymak için bağırmak zorunda kalıyorsanız*- gürültü kulağınızda ağrı oluşturuyorsa*- kulak çınlamanız oluyorsa*- gürültüye maruz kaldıktan sonra birkaç saat hafif sağır gibi oluyorsanız.*Ses, bilimsel olarak iki türlü ölçülebilir. Sesin yoğunluk veya şiddeti ki "desibel" cinsinden ifade edilir. Frekans, sesin saniyedeki titreşim sayısıdır. Ses, alçak frekanslarda "kalın (pes)", yüksek frekanslarda "ince (tiz)" duyulur.*Sesin Frekansının Benim İşitme Kaybımla İlgisi Nedir?*Frekans saniyedeki titreşim olarak ifade edilir. İşitmenin en iyi seviyede olduğu çocuklar, saniyede 20 ile 20.000 titreşim arasındaki sesleri duyabilirler.*İnsan sesi 300 ile 4000 frekans arasındadır ve insanlar bu aradaki sesleri diğerlerinden daha iyi duyarlar. İşitme kaybı başladığında ilk önce yüksek frekanslarda duyma azalır işte bu sebepledir ki kişiler ince sesli bayan ve çocukların seslerini duymada zorlanırlar.*Yüksek frekanslardaki kayıp, sesin yapısını da bozabilir; bu yüzden kişiler işitse bile işittiklerini tam olarak anlamakta zorluk çekerler. İşitme kaybı olanlar çoğunlukla birbirine benzeyen sesleri ayırdetmede zorlanırlar.*Desibel Nedir?*Sesin şiddeti desibel (dB) cinsinden ölçülür. "0" desibel insan kulağının işitebileceği en düşük ses olarak kabul edilir. "180" dB ise roketin fırlatılış anında çıkardığı ses olarak ölçülür.*Desibeller logaritmik olarak artar ve azalır. Bu şu anlama gelir. 20 dB, 10 dB'den 10 kat daha şiddetlidir. 30 dB, 10 desibelden 100 kat daha şiddetlidir.*Yaklaşık ses Örnek*seviyesi (dB)*---------------------------------*0 İnsan kulağının duyabileceği en düşük ses*30 Fısıltı, sessiz konuşma*60 Normal konuşma, dikiş makinası, daktilo*90 Ağır vasıta trafiği, günlük maksimum insan 8 saat maruz kalmalıdır (insanların % 90'nı bununla korunabilir)*100 Elektrikli testere, asfalt delme makinası, (korunmasız olarak günde iki saat maruz kalınabilir)*115 Yüksek sesli roket veya rock konserleri (günde maksimum 15 dakika maruz kalınabilir)*140 Silah sesi, jet motoru, (korunmasız kulaklarda ağrı oluşturur. Kulak korunmadan bu sese izin verilmemelidir)*Desibeller Kulağımı Etkilemeden Ne Kadar Yüksek Olabilir?*Uzmanlar 85 desibel üzerindeki sese sürekli maruz kalmanın tehlikeli olabileceğinde anlaşmışlardır.*Duyduğum Sesin Süresinin, İşitmemi Etkileme Tehlikesi İle Bir İlgisi Var Mıdır?*Kesinlikle vardır. Yüksek şiddette sese ne kadar uzun süre maruz kalırsanız, işitmenizde o kadar fazla hasar oluşur. Aynı zamanda ses kaynağına ne kadar yakın olursanız sesin şiddeti o kadar fazladır.*Her silah sesi, yakındaki kişilerin işitmesinde hasar meydana getirebilir. Uzun namlulu silahlar ve top daha şiddetli ses çıkardıkları için en kötüleridir. Fakat oyuncak silahlar bile eğer yakınsanız işitmenizde hasar meydana getirebilir.*Son zamanlarda gençlerde yapılan araştırmalar önemli ölçüde alarm vermektedir. Çok gürültülü diskolar ve kulaklıklarla yüksek sesli müzik dinlemek bunun sorumlusu olabilir.*Gürültü, İşitmemin Dışında Daha Fazla Bir Zarar Verebilir Mi?*Gürültüye maruz kalındıktan sonra ortaya çıkan kulak çınlaması çoğunlukla kalıcıdır. Bazı kişilerin, yüksek ses karşısında endişe ve hassasiyeti artabilir, nabız ve kan basıncında artış olabilir veya mide asit salgısında artış görülebilir.*"Yüksek gürültü" ayrıca iş ortamında dikkati dağıtarak verimi düşürebilir.*İşitme Koruyucular Kullanmalı Mıyım?*Şayet çok gürültülü bir ortamda çalışıyorsanız, işitme koruyucuları kullanmalısınız. Ayrıca çok gürültülü bir alet veya silah kullanırken de kullanmalısınız.*İşyerinde günde sekiz saatten fazla 85dB veya yukarısında gürültüye izin verilmemelidir. Çalıştığınız yerde ortalama ses şiddeti sekiz saat süre ile 90 dB'den yüksek ise işitme koruyucuları kullanmalısınız.*İşitme Koruyucuları Nelerdir ve Ne Kadar Etkilidir?*Bu koruyucular zara ulaşan sesin şiddetini azaltmaya yararlar. İki türde karşımıza çıkarlar: kulak tıkaçları ve kulaklıklar.*Kulak tıkaçları dış kulak yoluna takılan ve sesin şiddetini önleyen tıkaçlardır. Bunların etkili olabilmesi için kulak yolunu tam tıkamaları gerekir. Çeşitli boyutlarda satılmaktadır. Kullanırken temiz olmalarına ve dış kulak yolunu tahriş etmemelerine titizlik gösterilmelidir.*Kulaklıklar bütün kulağı kapar ve bir bant ile iki kulaklık birbirine bağlıdır. Etkili olması için kulak kepçesini sıkıca kapatması gerekir.*Tam uygulanan kulak tıkaçları ve kulaklıklar sesin şiddetini 15 ile 30dB kadar azaltır. İkisi birbirine eşit etkili olsa da kulak tıkaçları düşük frekanslarda daha fazla, kulaklıklar yüksek frekanslarda daha fazla etkilidirler.*Beraber kullanıldıklarında ek olarak 10-15dB daha fazla koruma sağlarlar. Gürültü 105dB'den yüksekse beraber kullanımları önerilir.*Niçin Kulaklarımı Sadece Pamuk İle Kapatamam?*Kulak kanalına sokulan basit pamuk ve kağıtlar sesi çok etkili önleyemezler sadece 7dB kadar şiddeti azaltırlar.*İşitme Koruyucularının Genel Problemleri Nelerdir?*Bu tür işitme koruyucusu kullanan işçilerin zorunlu korunma seviyesinin yarısından daha azı ile korundukları saptanmıştır. Bunun sebebi koruyucuların uygun ve sürekli kullanılmamalarıdır.*Sekiz saat devamlı kullanıldığında 30dB koruma getiren koruyucular mesela sadece bir saat takılmazlarsa koruyuculukları 9dB'e düşmektedir.*Koruyucular yıpranmış veya yırtılmışsa kişiler yaklaşık 1000 kat daha fazla ses enerjisine maruz kalmaktadırlar.*Bunlara ek olarak, gürültüye maruz kalma, birikim yapar. Evde veya oyunda karşılaşılan gürültü de günlük limite eklenmelidir. İşyerinde maksimum günlük doza ulaşılmışsa sonradan gürültülü bir ortamda bulunmak veya yüksek sesli müzik dinlemek güvenlik limitini geçmeye sebep olur.*İşitme Koruyucular Kullanırken Diğer İnsanları veya Makinelerin Sesini İşitebilir Miyim?*Güneş gözlükleri nasıl görüşü daha kolaylaştırırsa, işitme koruyucular da etraftaki gürültüye rağmen konuşmaların daha net anlaşılmasına yardımcı olurlar. Gürültü olmayan bir ortamda bile işitme koruyucu kullanan kişiler normal bir konuşmayı duyabilirler.*İşitme kaybı ve dil problemi olan kişilerde, işitme koruyucular önemli etki yaratmazlar ki zaten bu kişiler işitmelerinin daha fazla bozulmaması için koruyucu kullanmalıdırlar.*Bazen "işitme koruyucu kullanan işçilerin makinenin bozuk ses çıkardığını duymadıkları" iddia edilir, fakat işçiler bir süre sonra buna alışırlar ve ses değişikliğini farkederler.*Şayet İşitmem Halihazırda Hasar Görmüşse Ne Olabilir? Ne Yapabilirim?*İşitme kaybı, genellikle yıllar içerisinde gelişir. Ağrısız ve yavaş yavaş olduğu için farkına varmayabilirsiniz. Uzun süre yüksek sese maruz kalmayla ortaya çıkan "çınlama" sesini farkedebilirsiniz. Özellikle gürültülü ortamlarda insanların ne dediğini anlamayabilirsiniz. Bu durum yüksek frekans işitme kaybının başlangıcı olabilir ve işitme testinizin yapılması gerekir.Bazen bu durumlara sadece bir kulak kiri veya kulak iltihabı yol açar ve kolayca tedavi edilebilir. Fakat gürültünün yol açtığı işitme kaybı da olabilir. Bu durum kalıcı olduğu için tedbirin elden bırakılmaması gerekir. İşitme kaybınızdan şüphe ettiğinizde kulak burun boğaz hekimine başvurunuz. Doktorunuz işitme probleminizi ortaya koyacak ve en iyi tedavi yöntemini önerecektir.*Meniere Hastalığı*"Meniere Hastalığı" Nedir?*İç kulağın bir hastalığıdır. Sebebi tam olarak bilinmese de iç kulakta bir bölmedeki sıvının yüksek basınca ulaşmasından oluştuğu düşünülmektedir. İç kulaktan kaynaklanan baş dönmesinin en sık sebeplerinden birisidir. Çoğu vakada tek kulak etkilenir fakat %15 vakada iki kulak da etkilenmiş olarak ortaya çıkabilir. Bu hastalık tipik olarak 20 ile 50 yaşları arasında başlar. Erkek ve kadında eşit oranda görülür.*Ne Tür Rahatsızlıklar Verir?**Ara ara şiddetli baş dönmesi (bir şeyin etrafında çevriliyormuş gibi)**İşitme kaybı**Kulak çınlaması (kulakta gürültü, vızıltı veya zil sesi)**Etkilenen kulakta dolgunluk hissi*Meniere hastalığının en kötü
    Atmaca2100 likes this.

  9. #9
    acemi_marmaralı
    Guest

    Cevap: Basınç Dengeleme Problemi.

    çok teşekkür ederim
    Konu acemi_marmaralı tarafından (26-08-2011 Saat 06:26 ) değiştirilmiştir.

  10. #10
    acemi_marmaralı
    Guest

    Cevap: Basınç Dengeleme Problemi.

    Alıntı denizcangazi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kulak eşitlemek

    Kulak eşitlemek, sualtına inmenin en önemli, safhalarından biridir. Bu konuda yanlış ve eksik bilgi ile hareket etmek, duyma kayıpları, ve kalıcı sakatlanmalar gibi ciddi bedellerin ödenmesine neden olabilir. Sualtına gönülden bağlı bir insanın, yanlış veya eksik bilgi sonucu kendini sakatlayıp ömür boyu bu güzel spordan mahrum kalması çok acıdır. Bu nedenle, kulak eşitleme konusunu çok iyi hazmedip, uygulamak gerekir.


    Kulak eşitlemenin çok değişik metodları var. Bu metodları kolaydan zora doğru sıralamak mümkün, ancak, bir noktadan sonra, devreye, kişinin fizyolojik özellikleri de girdiği için, bütün tekniklerin herkes tarafından garanti ile uygulanma şansı yok. Üst solunum yollarının yapısı, östaki kanalının dar veya geniş olması, kas yapısı vs. gibi doğuştan gelen avantajlar, bazı kulak eşitleme yöntemlerinin başarılmasında büyük rol oynuyor. Bu nedenle konumuz herkes tarafından başarı ile uygulanabilen yöntemleri kapsıyor.


    Antonio Valsalva 1700 lerde ilk defa kulak eşitlemeyi; burnun kapatıldıktan sonra, ciğerlerin, diyaframın kasılması ile sıkıştırılarak, burun boşluğuna hava basıncı uygulanması olarak tanımladı.

    Bu yöntemde prensip, östaki yolu ile, orta kulağa belirli bir hava basıncı ulaştırmaktır. Kolay bir yöntemdir ve üst solunum yollarında problem olmayan herkes tarafından başarı ile uygulanabilir.

    Ancak Valsalva yönteminin belirli sakıncaları olduğu da bir gerçek. Öncelikle, derinliğin artması ile dış basınca maruz kalan ve yavaşça içeri çökmeye başlayan kulak zarına, ciğerlerden gelen ani ve kontrolsüz bir karşı basınç ugulamak, kulak zarı üzerinde darbe etkisi yapar. Bu darbe nedeni ile oluşabilecek mikrolezyonlar, enfeksyon riskine açıktır, ayrıca zaman içinde, duyma hassasiyetinde azalmalar oluşur. Eşitleme işlemi için diyaframın kullanılması, belirli bir efor gerektirir. Diyafram kası oldukça büyüktür ve oksijen tüketir. Sualtında iken çok ekonomik kullanılması gereken oksijenin çabuk tüketilmesine neden olur. Eşitleme işleminin en az bir kaç kez yapıldığı düşünülürse, uygulanan efor sonucu, toplardamarların daralması ve kalbe dönüş debisinin düşerek kan basıncının da düşmesine neden olması sonucu, göz kararması, tünel görüşü, baş dönmesi gibi hiç istenmeyen durumlar ortaya çıkar.

    Sonuç olarak Valsalva yöntemi kesinlikle iş görse de, uygulanmasındaki dezavantajları nedeni ile pek tavsiye edilmez. Aynı prensiplere dayanan ancak, östaki yoluna uygulanacak hava basıncını farklı bir yöntemle elde eden Frenzel Tekniği, çok daha sağlıklı bir yöntemdir ve herkes tarafından başarılı olarak uygulanabilir.

    Herman Frenzel ikinci dünya savaşında, Alman Hava Kuvvetleri'nde savaş pilotu olarak görev almıştır. O dönemin teknik imkanları dahilinde, kabin içi basıncının, günümüz yolcu uçaklarındaki gibi mükemmel ayarlanamadığı uçaklarla, çok ani dalışların yapıldığı manevralarda kulak eşitlemek gerekiyordu. Frenzel, kendi adı ile anılacak olan bu tekniği bularak literatüre geçirmiştir.


    Frenzel tekniği


    şemada, insan başının kesiti yer alıyor. Bu şemayı incelediğiniz zaman, küçük dil, epiglottis, yemek ve nefes borusunun pozisyonlarını net olarak göreceksiniz.



    Ciğerlere giden kanala nefes borusu diyoruz. Bu borunun girişi, epiglottis tarafından kapatılıp açılabilir.

    Mideye giden kanala, yemek borusu diyoruz. Bu borunun girişi, açık veya kapalı olabilir, ancak yutkunma işlemi haricinde her zaman kapalıdır.

    Ciğerlerimize giren veya ciğerlerimizden çıkan havanın yönlendirilmesi, küçük dilimiz ile yapılır. Eğer küçük dilimiz nötr pozisyonda ise, hava her iki yoldan, yani hem burnumuzdan hem de ağzımızdan çıkabilir veya girebilir. Diğer bir anlatımla, hem burnumuzdan, hem ağzımızdan, aynı andan nefes alabilir veya verebiliriz.

    Küçük dil kalkık pozisyona getirilirse, burun boşluğu arkadan kapatıldığı için, hava sadece ağzımızdan girip çıkabilir.

    Küçük dil, düşük pozisyona getirilirse, ağız boşluğu arkadan kapatıldığı için, bu defa, hava sadece burnumuzdan girip çıkacaktır.

    Östaki kanallarının ağızları, arka burun boşluğuna açılır. Kulak eşitleme işleminin anahtarı, havayı bu kanallara girmeye zorlamaktan ibarettir.


    2 No’lu şemada ise, Frenzel tekniği uygulayan bir insanın baş kesiti görülüyor.


    Burun baş ve işaret parmağı ile kapatılmıştır.

    Küçük dil nötr pozisyondadır.

    Epiglottis kapalı pozisyondadır.

    Dilin arkaya doğru hareket ettirilerek kasılması sonucu, ağız boşluğunda hapsolan hava sıkışır.

    Epiglottis, nefes borusunu kapadığı için, hava, ciğerlere gidemez.

    Yemek borusu kapalı olduğu için miğdeye de gidemez.

    Geriye kalan iki yoldan biri olan burnu da biz kapattığımıza göre geriye tek yol kalır: Açık olan östaki kanalları.
    Dilimiz oldukça kuvvetli bir kastır ve uyguladığı basınç, havayı eşitlemeyi sağlayacak kadar sıkıştırabilir.

    Bu yöntemin en büyük avantajı, eşitleme yapan havanın basıncının sadece dilin hareketi ile kontrol edilmesidir. Valsalva' da olduğu gibi tüm ciğerlerin nispeten kontrolsüz basıncı yerine çok daha hassas ve kontrol edilebilir bir basınç uygulamak, kulak zarını darbeden korur.


    Frenzel tekniğini uygulayabilmek için ;

    1. Burnunuzu baş ve işaret parmaklarınızı kullanarak kapatın.

    2. Ağzınızı bir miktar hava ile doldurun.

    3. Epiglottis' i kapatın.

    4. Küçük dilinizi nötr pozisyona getirin.

    5. Dilinizi bir piston gibi kullanarak havayı ağız boşluğunun gerisine itin.


    Genellikle çoğumuz, epiglottis ve küçük dili kontrol etmeyi bilmeyiz. Aynı şekilde, dilin, bir piston gibi nasıl kullanılacağı da bilinmez.

    Eric Fattah' ın Frenzel tekniği için hazırladığı yazı, bu yöntemi en iyi anlaşılabilir şekilde anlatanlardan biridir. Sırası ile her adım doğru anlaşılıp uygulandığı takdirde, Frenzel tekniğini herkes başarı ile uygulayabilir.


    Bu tekniği uygulayabilmek için öğrenmemiz gereken işlemleri sırası ile görelim;

    1. Ağız boşluğunun gerektiği kadar hava ile doldurulması.

    2. Epiglottis' i kontrol edebilmek.

    3. Küçük dili kontrol edebilmek.

    4. Dilin bir blok engel oluşturmasını sağlamak.

    5. Dilin bir piston vazifesi görmesini sağlamak.

    6. Epiglottis ve küçük dilin, birbirlerinden bağımsız olarak kullanılmasını öğrenmek.

    7. Tüm aşamaların biraraya getirilmesi.



    Serbest dalış yapanlar için, Frenzel tekniğinin ileri bir safhası var. Frenzel tekniği için ağız boşluğunun bir miktar hava ile dolu olması gerekir. Belirli bir derinlikten sonra, ciğer hacminin küçülmesi ve dış basıncın etkisi ile, ciğerlerde ağıza hava almak zorlaşır ve nihayet imkansız olur. Bu durumda iniş sürüyorsa, kulak eşitlemeye devam edebilmek için, diyafram kullanılarak Frenzel tekniği uygulanır. Karnın içeri çekilmesi prensibine dayanan diyafragmatik frenzel ile, diyafram ve dolayısı ile ciğerler yukarı itilir. Bu yöntemle bir miktar hava ağız boşluğuna alınabilir. Bu noktada, dikkat edilmesi gereken, ağıza hava aldıktan hemen sonra epiglottis' in kapatılmasıdır. Böylece havanın ciğerlere geri dönüş yolu kapatılmış olur. Ancak bu teknik de, belirli bir derinlikten sonra işe yaramayacaktır. Dalıcının fizik yapısı ve tekniğine bağlı olarak 50 ile 90 metre arasında bir derinlikte diyafragmatik frenzel işlevini yitirir. Bu konu sualtı avcılığının dışında olduğu için bu yazıda yer vermiyoruz.


    1. Ağız boşluğunun hava ile doldurulması

    Yanaklarınızı bir balon gibi şişirin ve bir kaç saniye bu vaziyette tutun. Sonra, yanaklarınızı kullanarak, ağzınızdaki havayı, ciğerlerinize geri itin. Bu işlemi rahatlıkla yapabilene kadar defalarca tekrarlayın.


    2. Epiglottis' i kontrol edebilmek

    Epiglottis' in kontrol etmeyi öğrenmenin bir çok yöntemi vardır.



    Gargara yapmak
    Ağzınıza bir miktar su alın

    Başınızı geriye kaldırın, fakat suyun gırtlağınızdan geçmesine izin vermeyin, tabi ki suyu da yutmayın

    Epiglottis' i kapattığınız için su gırtlağınızdan geçmemektedir



    Verilen nefesin durdurulması
    Ağzınızı açın ve açık tutun

    Nefes vermeye başlayın ve durun. Ciğerleriniz nefes vermek için basınç uyguladığı halde dışarı hava çıkmaz, bunun nedeni, epiglottis' i kapatmış olmanızdır.



    Alınan nefesin durdurulması
    Ağzınızı açın ve açık tutun

    Nefes almaya başlayın, ve hemen ardından havanın ciğerlerinize gitmesine izin vermeyin. Diğer bir deyişle, gırtlağınızdan geçişini engelleyin.

    Epiglottis' i kapattığınız için hava ciğerlerinize girememektedir.



    Çalışma
    Ciğerlerinizi doldurduktan sonra, ağzınız açık pozisyonda, nefes verirken, havanın çıkmasına engel olun.

    Ciğerleriniz nefes vermek için basınç uygulamaya devam etsin.

    Çok kısa bir an için, havanın çıkmasına izin verin ve tekrar tutun. Ağzınızın açık olmasına dikkat edin.

    Bırakma ve tutma işlemini mümkün olduğu kadar kısa aralıklarla yapmaya devam edin.

    Kontrol ettiğiniz kas epiglottis' tir.


    3. Küçük dilin kontrol edilmesi

    Ağzınızı kapatın

    Burnunuzdan nefes alın

    Burnunuzdan nefes verin

    Tekrar nefes alın

    Ağzınızı açın

    Ağzınız açık iken sadece burnunuzdan nefes verin. Ağzınızdan hiç hava gelmemesi gerekiyor

    Aynı şekilde sadece burnunuzdan nefes alın. Ağzınızdan hiç hava girmemesi gerekiyor

    Bu şekilde ağzınız açık iken nefes alıp vermeye devam edin

    Pozisyonunuzu değiştirmeden bu defa sadece ağzınızdan nefes alıp verin, burnunuzdan hiç hava akımı olmamalı

    Ağzınız açık pozisyonda iken, isteğinize göre, burnunuzdan veya ağzınızdan ayrı ayrı nefes alıp verebiliyorsanız, sonraki aşamaya geçin

    Derin bir nefes alın

    Ağzınızı açın ve öyle tutun

    Sadece ağzınızdan yavaşça nefes vermeye başlayın

    Ağzınız açık pozisyonda, ağzınızdan nefes verirken, sadece burnunuzdan nefes vermeye başlayın

    - Aynı şekilde tekrar ağzınızdan nefes vermeye dönün

    - Yol değiştirme işlemini mümkün olduğu çabuk, arka arkaya yapın

    - Bu çalışmayı nefes alırken de yapın

    - Havanın yönünün değiştirirken kullandığınız, küçük dilinizdir. Ağzınızdan nefes alıp vermek için, küçük dilinizi yukarı pozisyona, burnunuzdan nefes alıp vermek için de aşağı pozisyon getirmektesiniz.

    - Nefesiniz, ağzınızdan ve burnunuzdan aynı anda çıkıyorsa, küçük diliniz nötr pozisyondadır.


    4. Dilin bir blok engel olarak kullanılması

    Ciğerlerinizden hava çıkışını, sadece dilinizi kullanarak durdurabilmeniz gerekir.

    - Ağzınızdan nefes vermeye başlayın

    - Ağzınızı kapatarak havanın çıkışını engelleyin,bu durumda yanaklarınız biraz şişecektir

    - Tekrar nefes alın ve bu defa ağzınız açık iken epiglottis' i kapatarak nefes vermeyi durdurun.

    - Havanın ağzınızdan çıkmasına engel olmanın iki şeklini bunlardır.

    - Üçüncü yol, dili kullanmaktır

    - Nefes aldıktan sonra, ağzınızdan yavaşça verirken, T harfini söylerken yaptığınız gibi, dilinizin ucunu üst ön

    dişlerinizin arkasında damağınıza değdirin. Havanın çıkışı, biraz engellenecektir. Bu pozisyonu bozmadan, dilin

    arka kısmını da, azı dişlerinizin iç tarafına değdirirseniz, havanın çıkışını tamamen önlersiniz.


    5. Dilin bir piston gibi kullanılması

    Yanınızda bir snorkel varsa bu antrenman için idealdir, eğer yoksa, içecek kamışı da olabilir. Snorkeli ağzınıza koyun ve burnunuzu kapatın. Ciğerlerinizi kullanmayın, havayı dilinizi kullanarak emin. Yanaklarınızı şişirdikten sonra, ağzınızı kapatın. Hava, kapalı dudaklarınız ve dilinizin arkası arasında hapsolacaktır. Dilinizin arka kısmını damağınıza doğru yükseltirseniz, içeride kalan havayı sıkıştırmış olursunuz, epiglottis' i açarsanız sıkıştırdığınız hava ciğerlerinize gider. Bu yöntem ciğerleri tam olarak doldurduktan sonra, bir miktar daha havanın depolanması için kullanılır ancak konumuz dışındadır.

    Dilimizi havayı veya bir sıvıyı emmek için nasıl kullanıyorsak, ağzımızdaki havayı sıkıştırmak için de bu şekilde kullanacağız.


    6. Epiglottis ve küçük dilin birbirlerinden bağımsız olarak kullanılması


    Genellikle bu iki kas birbirlerine bağımlı olarak çalışır. Epiglottis' i kapattığınız zaman, küçük dilinizi de yukarı pozisyona getirirsiniz. Frenzel tekniğinin başarılı olması için, epiglottis kapalı iken küçük dilin nötr pozisyonda kalmasını sağlamanız gerekiyor. Bunu yapmak biraz zordur ve alışmak zaman alır, ancak bu tekniğin de en önemli kısmıdır.


    Baş ve işaret parmaklarınızla burun deliklerini hafifçe tıkayın. Kulak eşitleme işlemindeki gibi sıkıştırmayın, öyle
    ki, biraz zorladığınızda, hava, burun kanatlarınızı şişirerek dışarı çıkabilsin.


    Yanaklarınızı tamamen şişirin

    Epiglottis' i kapatın

    Yanaklarınızı sıkıştırarak, havanın burnunuzdan çıkmasını sağlayın, burun kanatlarınız şişecek ve parmaklarınızın arasından hava kaçacaktır

    Eğer hava burnunuzdan kaçmıyor ve ciğerlerinize geri dönüyorsa, epiglottis' i kapatamamış olmanız gerekir.

    Eğer hava sıkışmasına rağmen, burnunuzdan çıkmıyor ve ciğerlerinize de geri dönmüyorsa, küçük diliniz yukarı pozisyonda, burun boşluğunun girişini kapatıyor demektir.

    Bu durumda küçük dilinizi nötr pozisyona getirebilmek için kontrol çalışmalarını tekrarlayın

    7. Tüm aşamaların birleştirilmesi ve pratiğe geçiş

    Şimdiye kadar olan aşamaları deneyerek her biri için sonuç aldınız ise, Frenzel tekniğini uygulayabilecek durumdasınız demektir.


    Burnunuzu kapatın

    Yanaklarınızı çok az hava ile doldurun

    Epiglottis' i kapatın ve küçük dilinizi nötr pozisyona getirin

    Diliniz blok yapın ve arka kısmı ile havayı sıkıştırın

    Sıkışan hava epiglottis kapalı olduğu için ciğerlere geri dönemez

    Küçük dil nötr pozisyonda olduğu için girişi açık olan burun boşluğuna doğru itilecektir.

    Burnunuzu kappattığınız için dışarı kaçamayan havanın gidebileceği tek yer östaki kanalıdır

    Kulaklarınız eşitlenir.

    Dilinizle uyguladığınız basınç, kulak zarlarınızı dışarı itip eşitlemeye yetecek güçtedir. Basınç uygulamaya devam ederseniz, zarların bu defa dışarı doğru itildiğini hissedersiniz. Çalışırken zarar verecek kadar ileri gitmeyin.


    Frenzel tekniği, kontrollü basınç uygulama imkanı verdiği için hem hava tüketiminin çok daha az olması hem de kulak zarlarına zarar vermeden eşitleme sağladığı için çok avantajlıdır. Maske eşitlemek için de aynı tekniği burnunuzu kapatmada kullanabilirsiniz.


    Saygılarımla

    Jak Boeno
    gerçekten harika bi anlatım denedim ve öğrendim çok basit ve zorlanmadan güç kaybetmeden yapmanın yolu frenzel tekniği teşekkürler

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Elbısede basınç ATMA
    By SHOOTER in forum Elbiseler
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 11-04-2008, 20:37
  2. basınc sorunu
    By bahadır_77 in forum Maskeler
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 15-09-2007, 18:42
  3. derinlik+basınç saatli konsol arıyorum sadece basınç ta olab
    By MUSTANGTRADE in forum Scuba - Eğitim - Malzeme - Teknikler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10-09-2007, 17:48
  4. Maske problemi
    By cmas41 in forum S.S.S
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 30-11-2006, 02:05
  5. lastik problemi
    By İZMİRbedenEĞT in forum Serbest Dalış Malzemeleri - Genel
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 11-06-2006, 00:30

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202