Duyuru

Çökü?
Henüz duyuru yok

İÇ KULAK BAROTRAVMASI

Çökü?
Bu konu sabit bir konudur.
X
X
 
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
yeni mesajlar

  • İÇ KULAK BAROTRAVMASI

    İÇ KULAK BAROTRAVMASI
    şamil Aktaş


    TT, 33 yaşında, erkek, 2 yıldız eğitmen
    Gökçeada'da dalış eğitimleri yapıyorduk. Gün boyu in-çık kulaklarım iyice sıkıştı. Asistan eğitmenin aşağıya indirdiği kursiyerlere yetişmek için biraz da kendimi zorladım. Sağ kulağımı açabilmek için bütün gücümle bir valsalva yaptım. Ha açıldı, ha açılacak derken birden bire şiddetli bir baş dönmesi ile kulağım çınlamaya başladı. Eğitmen arkadaşıma işaret etmek istiyor, ancak bir türlü kendisine doğru dönmeyi beceremiyordum. Hızla çıkmışım. Yukarıya çıkınca bir miktar kustum. Başımın dönmesi o kadar şiddetliydi ki, tekneye çıkmaya gayret ettikçe suya tekrar düşüyordum. Kulağım doluydu ve teknede tekrar açmayı denedim. Bu hareketlerim her seferinde şikayetlerimi daha da arttırdı. Güçlükle bir yere oturabildim. Kulağımda çınlama-hıslama benzeri bir ses vardı ve etraftaki sesler sanki metalikmiş gibi geliyordu. Acilen basınç odasına getirildim, ancak beni basınç altına almadılar ve KBB kliniğine gönderdiler. Burada işitme testi ve denge testleri yapıldı. Sonuçta iç kulakta barotravma geçirdiğime karar verdiler. Gerekli tedavilerim yapıldı ve şu anda bir şikayetim yok. Doktorum bana erken olarak tedaviye gelmemim kulağımı kurtardığını söyledi. Bir daha da nezleli iken dalmamaya ve abartılı valsalva menevrası yapmamaya yemin ettim.
    Tanı: Zorlu ve uzun valsalva manevrası sonucu iç kulak barotravması (yuvarlak pencere rüptürü)



    Bu yazımızda iç kulak barotravmalarına değineceğiz. İç kulak normal olarak sıvı ile dolu bir organdır. Oysa bilindiği gibi barotravmalar vücutta içi hava ile dolu kapalı boşlukları ilgilendirir. Buna rağmen iç kulak komşuluk ettiği orta kulaktan kolayca zarar görebilecek ince zar yapılarla ayrılmaktadır. Bu nedenle orta kulağa etki eden basınç/hacim değişiklikleri dolaylı olarak iç kulak yapılarını da etkiler.

    Yapı ve işlev
    İç kulak yapı olarak küçüklüğü ile orantısız biçimde çok önemli işlevlere sahiptir. Anatomik olarak kabaca bir tarifle iç kulak iki ana yapıdan oluşur. İşitme ile ilgili bölüme salyangoz ve denge ile ilgili bölüme yarı-dairesel kanallar adı verilir. Bu minyatür yapılar içinde oldukça karmaşık biçimde zar yapıları ve titrek tüylü hücreler bir sıvı içinde gömülü olarak bulunurlar. Bu sıvı beyin-omuriliği çevreleyen "beyin-omurilik sıvısı (BOS)" ile de birleşik durumdadır. Tüm bu yapı ve sıvı, orta kulaktan iki pencere ile ayrılır. Orta kulak kemikçiklerinin dayandığı oval pencere ve onun altında yerleşmiş yuvarlak pencere (şekil 1 ve 2).

    Kulak kepçesi aracılığıyla dış dünyadan toplanan ses dalgaları dış kulak yolundan geçerek kulak zarına gelir. Kulak zarı tıpkı bir davulun zarı gibi titreşerek ses dalgalarını orta kulakta bulunan kemikçik zincirine iletir. Yapıların tümü mükemmel özellikleri sayesinde ses dalgasının gücünü arttırarak oval penceredeki zarı titreştirir. Zarın ileri-geri hareketi iç kulak içindeki sıvının ileri-geri oynamasına yol açar. Bu sıvı içinde işitme hücrelerinin titrek tüyleri denizdeki yosunların dalgada salınımı gibi hareket eder. Bu hareket hücreler tarafından algılanarak işitme siniri aracılığıyla beyinin ilgili bölgesine taşınır ve beyinde ses olarak işlenir. Kulaktan taşınan sesin dalga boyuna göre salyangozun belirli bölgeleri titreşir ve böylece sesin tiz mi yoksa pes mi olduğu belirlenir. Açıktır ki iç kulaktaki bu hassas yapılardan herhangi birinin zedelenmesi sinirsel tipte bir işitme kaybına yol açar. Bundan önce anlatılan dış kulak ve orta kulak barotravmalarında ancak ileti tarzı bir işitme kaybı söz konusu iken, iç kulağı ilgilendiren bir barotravmada sinirsel-algısal bir işitme kaybı görülecektir .

    İç kulağın denge ile ilgili bölümleri de kabaca benzer bir yapıdadır. Yarı dairesel kanallar o şekilde yerleşmiştir ki uzayda aşağı-yukarı, öne-arkaya, sağa-sola hareketlerin tümünü algılayacak bir diziliş gösterirler. Bu kanallar içinde de sıvı içine yerleşmiş zar ve titrek tüylü hücre sistemi bulunur. Kafanın herhangi bir yöne hareketinde kemik yapı hemen yer değiştirir. Oysa bu kanallar içindeki sıvının ataleti söz konusudur. Bu sıvı içine uzanan titrek tüyler sıvı ile birlikte dururken, zarlara ve kemik yapıya sıkı sıkıya bağlı hücreler hareket eder ve tüyler hareketin ters tarafına doğru yatar. Tüylerin bu hareketi denge siniri aracılığıyla beyinin ilgili bölgesine taşınır ve burada işlenir. Bu durumu içi su dolu bir kovanın çevrilmesine benzetebiliriz. Kova kolayca döndürülse de içinde bulunan sıvı bir süre sonra harekete eşlik eder. Hatta kova durdurulduğunda sıvı bir süre daha eski yöne dönecektir. Bu durum aslında herkesin mutlaka denemiş olduğu bir deneyi de işaret etmektedir. Kendi etrafımıza döndüğümüzde bir süre zorluk çekeriz. Ancak daha sonra sanki duruyormuşuz gibi bir his oluşur. Mevlevilerin akıl almaz dönüşlerinin sırrı da aslında budur. Daha sonra aniden durduğumuzda ise sanki ters tarafa dönüyormuş gibi olur. Dengemizi ve vücut oryantasyonumuzu sağlayan tek yapı iç kulaktaki denge organı değildir. Gözler, deri ve daha derin yapılardan gelen uyarılar beyin ve beyinciğin katılımıyla karmaşık bir işlev görürler. Ancak iç kulak denge organının bu duyu içindeki payı oldukça fazladır (şekil 4).

    Oluş mekanizması
    Tipik bir iç kulak barotravması, orta kulak barotravması ile birliktedir. Oluş mekanizması hakkında bir çok görüş ileri sürülmüştür. Ancak bu mekanizmaların çoğunda dalış sırasında kulak eşitleme güçleşmiş ve bunu yenebilmek için zorlu ve uzun bir valsalva manevrası yapılmıştır. Bilindiği gibi kulak tam olarak açılmadığında orta kulakta negatif bir basınç olacaktır. Nasıl ki orta kulak ile dış kulak arasındaki kulak zarı bu negatif basınç nedeniyle orta kulağa doğru çökmüşse, iç kulak ile orta kulağı ayıran yuvarlak pencere de orta kulağa doğru şişmiş bir vaziyet alacaktır. Bu durumda iç kulaktaki sıvının basıncı daha da arttırılırsa yuvarlak pencere orta kulağa doğru yırtılabilir. Daha önce iç kulak sıvısının beyin-omurilik sıvısı ile bağlantılı olduğunu belirtmiştik. Ikınma, öksürme gibi hareketler ve bu arada valsalva manevrası ile beyin-omurilik sıvısının basıncı artar. Bu basınç iç kulağa da yansır ve zaten orta kulağa doğru şişmiş durumda bulunan yuvarlak pencere yırtılarak sıvının orta kulağa akması sonucunu doğurur .

    Diğer mekanizmalar da aşağı yukarı benzer temellere sahiptir; bir görüşe göre kulak zarı orta kulağa doğru çöktüğünde buna bağlı kemikler de oval pencereye baskı yapar ve yuvarlak pencereyi dışa şişirir. Kulağın valsalva ile ani olarak açılması ya oval pencerede, ya yuvarlak pencerede delinmelere yol açabilir. Hatta bu zarlarda delinme olmadan da zarların ve sıvının aşırı ve ani oynaması hassas titrek tüylerin dökülmesine yol açar.

    Belirtiler ve bulgular
    Tutulan kulakta tıkanma hissi, kulak çınlaması, baş dönmesi, denge kaybı, yön saptamada güçlük ve işitme kaybı görülür. Genellikle birlikte olduğundan orta kulak barotravması belirti ve bulguları da eşlik edebilir. İşitme kaybı ya hemen ya da ilerleyici tarzda ve daha geç olarak ortaya çıkabilir. Bazı hallerde tam bir sağırlık gözlenirken kimi zaman da özellikle tiz sesler (4000-8000 Hz) tutulur. Yuvarlak penceredeki yırtık iyileşmedikçe ya da cerrahi olarak kapatılmadıkça sıvı kaybının süreceği ve kalıcı işitme kaybı ile sonlanacağı unutulmamalıdır. Bulantı, kusma, denge kaybı, nistagmus adı verilen göz hareketleri ile birlikte vertigo belirgin bir belirtidir. Vertigo, kulak barotravmalarında farklı mekanizmalarla ortaya çıkabilir. İki kulak içindeki basınç farkının yol açtığı vertigo "alternobarik vertigo" adını alır ve genellikle çıkış sırasında bir kulağın açılıp diğerinin açılmaması sonucu görülür (orta kulağın çıkış barotravması). İki kulaktaki basınç eşitlenir eşitlenmez ortadan kalkar. Bir kulağa soğuk suyun girmesi, diğerine girmemesi ile ise "kalorik vertigo" oluşur. Özellikle bir kulak zarının yırtılması ile orta kulak içine dolan soğuk su bu durumun kolayca oluşmasını sağlar. İki kulak arasındaki sıcaklık farkından oluşan bu tip bir vertigo da kulağa giren suyun ısınması ile hızla ortadan kalkar. İç kulak barotravmasında gözlenen vertigo ise kolayca ortadan kalkmaz. Ikınma, öksürme, ve kulak açmaya çabaladıkça şiddetlenir.

    Kulak açma sırasında işitme kaybı, çınlama, denge kaybı vb. yakınmaların ortaya çıkması durumunda vakit geçirmeden dalışa ait kulak hastalıklarına yabancı olmayan bir Kulak Burun Boğaz Uzmanına görülmelidir. Sevindirici bir durum ülkemizde bu niteliklere sahip çok sayıda KBB uzmanımızın bulunmasıdır. Bu hekimin gerekli gördüğü işitme ve denge muayeneleri ve testleri durumun şiddetini ve tedavinin yönünü de çizecektir.

    Tedavi
    Tedavinin ilk koşulu kesin yatak istirahatidir. Bundan özellikle yuvarlak penceredeki bir yırtığın yol açacağı hasarı arttıracak hareket ve girişimlerden kaçınılmak anlaşılmalıdır. Ikınma, öksürme, ağır kaldırma, ağır egzersiz ve valsalva manevrası, yakınmaları ve hasarı arttırır. Cerrahi girişim açısından KBB uzmanları arasında görüş farklılıkları bulunmaktadır. Kimi KBB uzmanı vakit geçirmeden yuvarlak pencere hasarının cerrahi olarak onarılmasını savunurken, diğerleri hasarın kendi kendine kapanmasını belli bir süre beklemekten, ve artık daha fazla iyileşmenin görülmediği belirli bir dönemden sonra cerrahi girişimden yanadır. Bu gibi durumlarda karar hekimin deneyimine ve hastanın ve hastalığın özelliklerine göre belirlenir. Benzer biçimde bu gibi durumlarda kullanılacak ilaçlar açısından da tartışmalar bulunmaktadır. Ancak belirli bir süre uçuş ve dalış yasağı konulması kesindir.

    Ayırıcı tanı
    Belirti ve bulguları açısından iç kulak barotravması, iç kulak dekompresyon hastalığı ile karışabilir. Ancak ayrıntılı bir hikaye ve dikkatli bir muayene çoğu zaman kesin tanıya yeterli olacaktır.
    Belirtilerin başlama zamanı: İç kulak barotravması genellikle iniş sırasında, iç kulak dekompresyon hastalığı ise çıkışta ya da çıkıştan sonra görülür.
    Dalış tipi ve profili: Sığ ve kısa süreli dalışlarda iç kulak barotravması daha olasıdır. Buna karşın uzamış ve dekompresyonlu dalışlarla iç kulak dekompresyon hastalığı birliktedir. Hava dalışlarında barotravma daha fazla görülürken, iç kulak dekompresyon hastalığına helyum ile yapılan karışım gaz dalışlarında daha sık rastlanır. Bununla birlikte, salyangoz dalgıçları arasında oldukça sık sayıda iç kulak dekompresyon hastalığına rastladığımızı da belirtmek yerinde olacaktır. Bu dalgıçlar hava ile dalmakla birlikte, yo-yo dalışı adı verilen bir dalış tipi uygulamaktadırlar. Görece sığ derinliklere kısa ancak çok sayıda dalış ve çıkıştan oluşan bu tür dalışların iç kulak dekompresyon hastalığı gelişiminde önemli bir yer tuttuğunu düşünmekteyiz.
    Eşlik eden diğer belirti ve bulgular: Denge ve işitme kaybı belirti ve bulgularına eşlik eden orta kulak barotravmasına ait belirti ve bulgular örneğin kulak ağrısı, dolgunluk hissi, muayenede kulak zarı bulguları daha çok bir iç kulak barotravmasını düşündürür. Buna karşın denge ve işitme belirtilerine dekompresyon hastalığına ait diğer belirtiler, güç ve duyu kayıpları, eklem ağrıları, deri belirtileri vs. eklenmişse ilk planda iç kulak dekompresyon hastalığı düşünülmelidir.

    şekil 1: şematik çizimde dış ve orta kulak ile iç kulak görülmektedir. İç kulak sıvısının beyin-omurilik sıvısı ile iştirakli oluşuna dikkat ediniz

    şekil 2: Salyangozun enine kesitinde hassas bir yapı içinde zarlar, sıvı bölümleri ve hücreler görülmektedir.
    Korunma
    İç kulak barotravmasından korunma, kulak açma girişimi için zorlu ve uzun valsalva manevrasından kaçınmakla mümkün olur. Daha önceki sayımızda açıklanan kulak açma yöntemleri valsalva manevrasına tercih edilmelidir. İç kulak barotravması gibi sonuçları kalıcı ve ağır hastalıklardan kaçınmak için, daha basit ve sık rastlandığı için önemsenmeyen orta kulak barotravmasına gereken önem verilmelidir. Kulak açma işlemini zorlaştıran her türlü durumda, örneğin üst solunum sistemi enfeksiyonlarında, nezleli iken dalınmamalıdır.
    İç kulak barotravmasını düşündüren her türlü olayda vakit geçirmeden ve acil olarak bir KBB uzmanına görülmelidir. Hastalığın gelişici karakteri ve kalıcı hasarla birlikte olması zaman kaybetmemeyi gerektirir.

    Sağlıklı ve esen dalış dileklerimizle..

    Kaynak : Sualtı.org

  • #2
    Çok ciddi bir konu, paylaşımın için teşekkürler.

    Yorum yap


    • #3
      paylaşım için çok teşekkürler ... herkesin mutlaka okuması ve bilmesi gereken bir konu ...

      Yorum yap


      • #4
        Paylaşım için teşekkürler,İzmir'de dalışa bağlı hastalıklarla ilgilenen KBB uzmanı varmı?Bilmemizde yarar var..

        Yorum yap


        • #5
          Re: İÇ KULAK BAROTRAVMASI

          İç kulak barotravması geçirmiş bir scuba dalıcı olarak başımdan geçeni yazıyorum: Antalya'da St.Didier batığına dalış yapmak için botla kıyıdan hareket ettik.Eğitmen dışında 2 dalıcıydık.Suya atladıktan sonra hep daha zor açtığım sol kulağım açılmadı.Daha şiddetli zorladığımda yine açamadığımı gördüm.Sıkça karşılaştığım için biraz yükselip tekrar denedim zorluklada olsa açtım.30 m ye yaptığımız ve daha az derinliklerde geçirdiğimiz 40 dk.dalış sonrası bota çıktık. Dalış merkezine döndükten yani yaklaşık 1 saat sonra baş dönmesi ve kusma başladı.Kulak çınlaması ve işitme kaybı yoktu ancak herşey etrafımda dönüyor ve kusuyordum.Gittiğimiz özel hastanede nörolog ve kulak uzmanı muayene ettiler , beyin hatta bıyun damarları tomografileri çekildi Orta ve iç kulak cihazlarla muayene edildi sonuçta iç kulakta barotravma olduğu ve isirahat etmem söylendi.2 gün yattım ve uzaktan geldiğim yere uçağa kesinlikle binmemem , ani kalkış ,başı ani sağa sola çevirme gibi hareketlerden kaçınmam istendi.Betaserc ve Notropil isimli 2 ilaç verildi 2 ay bu ilaçlara deva etmem istendi.Halen tedavinin bitmesine 3 hafta var. Antalyadaki doktorlara göre bir daha asla dalmamam gerektiği söylendi. Çapa sualtı hekimliğini aradım ,oradan da bu durumun dalışta az bi ihtimalde da olsa tekrar edebileceğini daha sığı sulara dalıp örneğin 5-10 m lere sonra bir sorun çıkmazsa daha derinleri deneyebileceğimi söyledi.
          Ben deneyimli ve yaşlı bir dalgıcım. Dalışın bir hobi değil yaşam tarzı olduğunu kabul etmiş ve şimdi okuyanların hayret edeceği tam 40 yıldır dalan 61 yaşında bir dalgıcım ve derinciyim.Yasal olmasada 60+ m lere batık ve ilginç yerlere dalan dekolu dalışlar yapan biriyim. Tabiki bu işi Antalyadaki dr. ların söylediğini yapmıyacağım yani dalışı bırakmıyacağım çünkü dalış hayatla aramdaki çok güçlü bir bağdır.
          Ancak daha sığ derinliklerde kendimi, deneyerek ve mutlaka kulaklarım kolay açılıyorsa dalacağım.Dalıştan önce kulak açan bazı ilaçlarıda alıp dalışa devam etmek istiyorum.Bu iş başından geçmiş biri olarak sizlere başımdan geçeni aktardım.Herkese iyi dalışlar.

          Yorum yap

          Haz?rlan?yor...
          X