1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 123 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 27

Konu: bunlar hakkında bilgisi olan varmı?

  1. #1
    tayfun şeker
    Guest

    bunlar hakkında bilgisi olan varmı?

    bugün silivri ye sahile indim ve deniz kenarında bunlarla karşılaştım herkes arasında konuşuyor bende kulak misafiri oldum tabiki biri diyo
    -bunlar ne?
    -teknelerin atıkları.
    başka biri;
    -yok onlar denizin dibindeki kalıntılar.
    başka biri;
    -lodos açıktan pislik sürüklemiş.
    İşin doğrusunun ne olduğunu bende çok merak ettim dedim bunu bilse bilse değerli abilerim bilir. simdi ise sizlerle paylaşıyorum.
    dalız sağlıcakla...
    http://zipkinci.com/picture.php?albu...ictureid=11401
    http://zipkinci.com/picture.php?albu...ictureid=11402
    http://zipkinci.com/picture.php?albu...ictureid=11403
    http://zipkinci.com/picture.php?albu...ictureid=11400

  2. #2
    ZIPKINCI FATİH GÜMÜŞBAŞ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08-10-2008
    Bulunduğu yer
    istanbul/fatih
    Yaş
    31
    Mesajlar
    3.872

    Cevap: bunlar hakkında bilgisi olan varmı?

    tayfun, gördüğün şey,plankton patlaması..
    Marmara’da plankton patlaması
    bu linkte daha detaylı görebilirsin...
    fatih gümüşbaş
    1988-istanbul

  3. #3
    izmr_cnbk
    Guest

    Cevap: bunlar hakkında bilgisi olan varmı?

    Alıntı FATİH GÜMÜŞBAŞ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    tayfun, gördüğün şey,plankton patlaması..
    Marmara’da plankton patlaması
    bu linkte daha detaylı görebilirsin...
    bencede plankton(link e göre)

  4. #4
    DOSTLAR TAKIMI srkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13-07-2006
    Bulunduğu yer
    İZMİR
    Yaş
    41
    Mesajlar
    4.461

    Cevap: bunlar hakkında bilgisi olan varmı?

    Alıntı FATİH GÜMÜŞBAŞ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    tayfun, gördüğün şey,plankton patlaması..
    Marmara’da plankton patlaması
    bu linkte daha detaylı görebilirsin...
    kışın ortasında ne planktonu
    serkan
    İZMİR

  5. #5
    ZIPKINCI FATİH GÜMÜŞBAŞ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08-10-2008
    Bulunduğu yer
    istanbul/fatih
    Yaş
    31
    Mesajlar
    3.872

    Cevap: bunlar hakkında bilgisi olan varmı?

    madem plankton degil, sen açıkla o zaman...
    fatih gümüşbaş
    1988-istanbul

  6. #6
    Barış Suluoğlu
    Guest

    Cevap: bunlar hakkında bilgisi olan varmı?

    sintine pisliği

  7. #7
    ZIPKINCI FATİH GÜMÜŞBAŞ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08-10-2008
    Bulunduğu yer
    istanbul/fatih
    Yaş
    31
    Mesajlar
    3.872

    Cevap: bunlar hakkında bilgisi olan varmı?

    Alıntı Barış Suluoğlu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    sintine pisliği
    aynı şey,aşırı kirlenmeye baglı oluyor zaten..
    Kırmızı renkler varsa bu bir anormallik göstergesidir. Kırmızı ve mavi kirlenme belirtisidir. Onun olduğu bölgeler genellikle Büyükçekmece Tekirdağ arasıdır.” Biyolojik bir canlı olan planktonlar, toksit salgıladığı için diğer canlılara zarar verebiliyor. Ayrıca beyaz renkte planton oluşursa bu da bir deniz kirliliği anlamına gelmekte. Geçtiğimiz yıl İstanbul Boğazı’nda böyle bir beyaz plankton yoğunluğu yaşanmış ve aşırı kirlenmeye sebep olmuştu. Uzmanlar, mavi ve yeşil ağırlıklı plankton gruplarının yan yana gelmesinin fazla bir risk oluşturmadığını da söyledi.
    fatih gümüşbaş
    1988-istanbul

  8. #8
    ZIPKINCI SercanZengin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    11-02-2006
    Bulunduğu yer
    izmir/Buca
    Yaş
    33
    Mesajlar
    3.343

    Cevap: bunlar hakkında bilgisi olan varmı?

    renginden de büyük olasılıkla plankton gibi geliyor olmadı sularımızdaki nerdeyse bütün balıkların üreme mevsimizdeyiz ..bunlar yumurta da olabilir....
    ********serco********

    Tüm Av Videolarım için Facebook Sayfamı Ziyaret Edebilirsiniz:
    http://www.facebook.com/SercanZenginZipkinaviVideolari




  9. #9
    Utku BİLDİRİCİ
    Guest

    Cevap: bunlar hakkında bilgisi olan varmı?

    denızın safrası derız amabelırlı bır atığada benzıyor.

  10. #10
    ZIPKINCI FATİH GÜMÜŞBAŞ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08-10-2008
    Bulunduğu yer
    istanbul/fatih
    Yaş
    31
    Mesajlar
    3.872

    Cevap: bunlar hakkında bilgisi olan varmı?

    bu kırmızı su tabakası,hakkında daha geniş bilgi buldum..
    Deterjanların Çevreye Etkileri
    Sayfa: (1/1)




    Asi_Bir_Tutku:


    Türkiye'de gittikçe artan bir şekilde üretilip tüketilen deterjanların sularda yarattığı kirlenme, suların canlılar aleminde ortaya çıkardığı olumsuz değişmelerle kendisini indirekt de olsa hissettirecek boyutlara ulaşmış bulunmaktadır.



    Son yıllarda özellikle Marmara Denizi'nde gözlenen "kırmızı su (Red - tide)" olaylarında rol oynayan aşırı plankton üremelerinde Marmara Denizi'ne akıtılan diğer artıklar yanında sentetik deterjanlar da önemli oranda sorumluluk taşımaktadırlar.



    Deterjanların ötröfikasyon yaratan bu özellikleri çerçevesinde, Marmara Denizi'ndeki yapılan çalışmalar sırasında gözlemlenen red - tide olayları üzerinde durmak gereklidir.

    Özellikle 1979' dan beri Marmara Denizi'nin yer yer bandlar halinde veya oldukça geniş alanlarda kırmızı renge boyandığı görülmektedir.



    Böyle suların mikroskopik incelenmesi bile bu renkliğin nedenini ortaya çıkarmaya yetmektedir.

    Su içinde belirli bazı mikroorganizmaların kütlesel çoğalışları...

    Kırmızı renkli tek hücreli canlıların bazı belli şartlar altında periyodik olarak, litrede bir kaç milyon adede varabilecek kadar üremeleri.



    Su yüzeyinin oldukça geniş alanlarını kapsayacak şekilde, bu tip mikroorganizmaların ortaya çıkmalarına deniz biliminde "Red - tide" adı verilmektedir.

    Bir denizde mikroorganizmaların bu denli üreyebilmeleri her şeyden önce, hücre yapı taşları olan besleyici tuzların yeterli miktarlarda ortamda bulunmasını zorunlu kılar.



    Marmara' da red -tide oluşumunu yaratan etkenler kesinlikle bilinmemekte ise de, bu olayın daha çok yoğun yerleşim bölgelerinde izlenmesi, evsel atıklar ile bazı organik kökenli endüstri artıklarının kirletici etkilerini düşündürmektedir.



    Red- tide olaylarının hiç bir zaman açık denizlerde görülmemesi, yalnız körfezlerde ve özellikle besin maddelerince zengin kıyılarda görülmesi bu düşünceyi desteklemektedir.

    Deterjanın bileşiminde bulunan kimyasal maddeler bu besinlerin önemli bir kısmını oluşturmaktadırlar.

    Mikroorganizmaların yoğun olarak ortaya çıkışı, denizin doğal dengesini etkilemektedir. Bunlar, suda çözünmüş oksijeni kullanarak oksijence fakir bir ortam yaratmaktadırlar.



    Burada dikkat edilmesi gereken nokta, red - water olaylarının hemen hemen her zaman büyük miktarlara varan balık ölümleriyle sonuçlanmalarıdır. En azından , red - water görülen bölgeleri balıklar hızla terketmektedirler.



    Burada planktonların aşırı çoğalarak red - tide olayını oluşturmalarının tek nedeninin denizin besinle aşırı yüklenmesi olmadığını ; temperatürün, gece ve gündüz uzunluğunun, ve diğer mevsim şartlarının olayı etkilediğini de , bu konuda yapılan araştırmalardan çıkan sonuçlara bakarak kabul etmemiz gerekir.



    Bu şekilde, deterjanların köpük oluşumunu ve yan etkileri, ötröfikasyon ve etkileri, direkt tok*** etkileri başlıkları altında toplayabileceğimiz çevre kirletici özelliklerine, bu yılda Marmara Denizi'nde belirgin bir şekilde görülmeye başlanan red - tide olaylarını eklemiş bulunuyoruz.



    Türkiye'de kullanılan ve özellikle Marmara çevresi başına yılda 5 kilograma varan tüketimleriyle deterjanlar, içerdikleri ABS, fosfat ve diğer beyazlatıcı, kir parçalayıcı maddeler nedeniyle, kanalizasyon şebekeleri tarafından akıtıldıkları deniz veya iç sularda ; sızdırmalı foseptikler yolu ile yeraltı suyu depolarında olumsuz etkiler yaratmaktadırlar.



    Bu maddelerin alıcı ortamda ayrıştırılması son derece sınırlıdır. Ortaya çıkan problemlerden birincisi ABS ve kısmen de LAS'ın canlı organizmalar üzerindeki tok*** etkileri, ikincisi de ötröfikasyondur.

    Her iki etkide de aşağıda görülen olaylar zinciri oluşmaktadır :



    1 - Ortamdaki can tür adedi azalmakta ve biota'da belirgin değişiklikler ortaya çıkmaktadır.



    2 - Özellikle ötröfikasyon sonucu ABS'ye dayanıklı bitkisel ve hayvansal türlerin biyomass'ı (birim kütleye düşen canlı ağırlığı) büyük bir artış göstermektedir.



    3 - Suyun bulanıklığı gerek planktondaki artış, gerekse bunların oluşturduğu organik maddelerdeki artış nedeniyle artmaktadır.



    4 - Sedimentasyon hızla artmakta ve su kütlesinin miktarı azalmaktadır. (Göl ve barajlarda)



    5 - Anok*** ortam şartları H2S oluşumu ortaya çıkmaktadır. Bunların sonucunda ise, içme sularına kaynaklık eden böyle bir sudan alınacak suyun,



    - Arıtma işlemleri güçlenmekte, şebekeye verilen suyun tad ve kokusu kötüleşmektedir.

    - Bu sular insan sağlığı için tehlike yaratabilmektedirler.

    - Suyun temizleme yeteneği kısıtlanmaktadır.



    Bugün için başta Haliç, İzmit Körfezi gibi bölgeler olmak üzere tüm Marmara'yı etkileyen bu olayların çok yakın bir gelecekte tüm içme suyu kaynaklarımızı da etkileyeceği belli olmaktadır.



    Yapılan incelemelere göre kanalizasyon sistemleri ile alıcı ortama ulaşan fosforun %70 dolayındaki miktarı fosfatlı deterjanlardan ileri gelmektedir. Maalesef bu olguya karşılık, Türkiye'de üretilen deterjanlardaki fosfat oranı gereken miktarın çok üzerinde bulunmaktadır. Bilindiği gibi birçok Avrupa ülkesinde ve ABD'de fosfat yerine zararsız maddeler kullanılarak deterjanlar üretilmekte ve bu ülkelerde fosfat kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır.



    Bu konularda çalışmalarını sürdüren İstanbul Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma Merkezi olarak alınması gereken önlemleri sunuyoruz :



    1- Deterjanlar içinde yaklaşık %30 'a kadar bulunan sodyum - tripolifosfat ve diğer fosfat türlerinin yüzde miktarı, şimdilik belirli süre için en az seviyeye indirilmeli (%15 gibi) ve fosfat yerine geçebilecek maddeler üzerinde araştırma yapılmalıdır.



    Ayrıca ev atık sularından kanalizasyona karışan fosfatları yüzeysel sulara ulaşmadan kimyasal arıtma ile tutmalıdır.



    2 - Deterjanlar içindeki ABS üretimi ve kullanılması yasaklanmalı ve yerine şimdilik biyolojik olarak bozunabilen LAS' lerin üretimine başlanmalıdır. (Yağ asidi, metil ester sülfonatları gibi)



    3 - Sulara karıştıklarında en az zarar veren temizleyicilerin ekonomik üretimleri için derhal araştırmalara başlanmalıdır.





    Topluma etkileri :



    Deterjanların pozitif etkileri :



    Deterjanların olmadığı toplumun temizliği sabunla yaptığı dönemlere baktığımızda deterjanların temizlik kavramını geliştirdiğini görmekteyiz. Çünkü sabunlar formüllerinin değişik olmalarına rağmen özellikle sertliği yüksek veya asidik sularda efektif değillerdir ve kir olarak tarif edilen ve temizlenmesi beklenen olgunun yağlı kirliler diye sınıflandırılabilecek kesiminde etkendirler. Oysa deterjanlar formülasyonlarını oluşturan değişik maddelerin etkisi ile her tür suda hemen hemen her tür kiri temizleyebilecek yapıda formüle edilebilirler.



    Son yıllardaki nüfus artışları dikkate alındığında ise deterjanların başka bir avantajı ortaya çıkmaktadır. Bu da hammadde bolluğudur. Sabun bilindiği gibi değişik yağ asitlerinin sodyum veya potasyum tuzlarıdır. Oysa deterjan aktif maddeleri mevcut kla*** yapı elemanlarına ilaveten gelişen organik kimya ürünlerinin de kullanılması ile sayılamayacak kadar genişlemiştir.



    Deterjan formülasyonlarının geniş imkanları sonucu genişleyen kir temizleme gücü günlük kullanımda gerçek bir hijyenik ortamın sağlanmasını getirmiştir; çamaşırlar daha temiz ve parlak, bulaşıklar daha temiz ve dezenfekte edilmiş, dokunduğumuz yerler daha sağlıklı temizlenmiş hale gelmiştir.



    Fiyat yapısı olarak daha pahalı olmalarına rağmen, sabuna göre aynı miktarda kullanıldığı zaman çok daha etkin olması ; bulaşıkta, ev temizliği, araç temizliği gibi bazı kullanım yerlerinde yegane temizleyici olarak toplumun her kesiminde kabul görmüştür.

    Kolay temin edilebilir olması, pratik kullanımı ve çabuk etki göstermesi, yaygınlaşmasını sağlayan diğer önemli etkenler olarak sayılabilir.



    Deterjanların negatif etkileri ve giderilme yöntemleri :



    a-) Deterjanların toplumda en yaygın olarak rastlanan negatif etkisi, allerjik bünyeli kişilerde rastlanan deri hastalıklarıdır. Daha çok deterjanla doğrudan temas halinde olan cilt bölgelerinde, kişilerin hassasiyet derecesine göre değişen şiddette kızarıklık, kaşınma, yanma hissi gibi etkiler meydana gelebilmektedir. Ancak bu beklenen bir husus olup, nihayet deterjan denen temizleyici madde derinin yağını alması yönünden deriyi zayıflattığından böyle alerjik bir durum meydana gelebilmektedir.

    Bu etkiler kişinin deterjan ile teması kesmesinden bir süre sonra kendiliğinden yok olmaktadır. Deterjan allerjisine hassas olan kişinin yıkama sırasında eldiven kullanması, çoğu kez cildin etkilenmesini önlemeye yeterli olmaktadır.



    Üretici tarafından alınabilecek önlemler ise :



    -Uygun hammaddelerin seçimi

    -Doğru teknolojinin uygulanması

    -Ürünün piyasaya verilmesinden önce bu konuda uzmanlaşmış kurumlarda test edilmesi olarak özetlenebilir. Ancak tüm bu tedbirler alınmış olsa dahi çok hassas bazı kişilerde alerji reaksiyonları görülmesi muhtemeldir.



    b-) Basın ve bazı kuruluşların yayınlarında zaman zaman deterjanların vahim hastalıklara sebep olduğu, tabaklarda ve bardaklarda kalabilecek zerrelerin sağlık için önemli zararlar verebileceği yazılmakta ve söylenmektedir.



    c-) Çevre kirliliği yönünden deterjanlarda başlıca iki maddenin etkisinden söz etmek yerinde olacaktır. :



    Aktif madde kirliliği :



    Bu tür kirlilik aktif maddelerin yıkama sularıyla karışıp seyrelmesinden sonra, doğal etkilere direnç göstererek parçalanmadan yapısını muhafaza etmesi nedeniyle oluşur. Deterjan yapısı muhafaza edildiği sürece etkileri de devam edeceğinden iki önemli mahzur oluşmaktadır. Birincisi, suların durgun bölümlerinde sabir köpük oluşumuna yol açtıkları için estetik yönden arzu edilmeyen bir görünüm yansıtmalarıdır. Aynı sebep yüzünden deterjan içeren suların pompalanması, stoklanması ve kullanılması köpüklenme nedeniyle güç ve bazen imkansız hale gelir.



    İkinci önemli mahzur ise deterjanın suyun gerilimini etkilemesi neticesinde çözünmüş oksijen miktarını azaltmasıdır. Bu ise suda yaşayan canlılar ve doğal suların kendi kendini arıtması açısından önemli bir negatif etkidir.



    Bu tip kirliliğin giderilmesi için en uygun çözüm deterjan aktif maddesi olarak biyolojik olarak parçalanabilen maddeler (düz zincirli alkil benzen sülfonatlar) kullanılmasıdır. Türkiye'de üretilen deterjanların aktif maddeleri en az %50 oranında parçalanabilir olmalıdır. Bu rakamın %100'e getirilmesi gerekir.



    Fosfat kirliliği :



    Toz deterjanların temel maddelerinden birisi olan Sodyum polifosfatlar atık sularda yoğun olarak bulundukları zaman ortamda bulunması muhtemel azot bileşiklerinin de yardımı ile gübre etkisi göstermektedir. Bu ise, göllerde ve akıntısı olmayan deniz sularında bitkisel hayatı sağlıksız bir şekilde körükleyerek alg ve yosunların büyük boyutlarda artmasına sebep olmaktadır.

    Ötröfikasyon olarak isimlendirilen bu olay, daha ziyade İsviçre, İtalya, Finlandiya, İsveç, Hollanda gibi göl ve durgun suların önemli ölçüde yer aldıkları ve yerleşme merkezlerinin artıklarından etkilendikleri ülkelerde ciddi bir sorun halindedir.



    Yapılan incelemeler, ötröfikasyon sebebi olarak deterjanlardaki fosfatın, diğer fosfat kaynaklarına göre İtalya için (1981 yılı için kişi başına toz deterjan tüketimi 7 kg/yıl) %20 olduğunu en önemli fosfat miktarlarının ise %53 ile insan ve hayvan menşeli atıklardan geldiğini daha sonra %22 ile tarımda kullanılan gübrelerin katkısı olduğunu göstermektedir. Bu nedenle deterjanlarda fosfat miktarının kısıtlanması ile ötröfikasyon probleminin önlenemeceği, soruna daha köklü tedbirler aramak gerektiği ortaya çıkmaktadır. Bu köklü tedbirler ise şehir atıksularının tüm fosfatlarından arındırılması için kanalizasyon arıtma sistemlerinde fosfat arıtma işleminin ilave edilmesi ile mümkündür.



    Su ortamında alglerin ve diğer bitkilerin büyümesi, sudaki inorganik element konsantrasyonlarında değişiklik meydana getirir. Bilhassa yaz aylarında güneş ışınlarının kuvvetli olduğu zamanlardaki fotosentez olayı sudaki karbondioksit konsantrasyonunun azalmasına sebep olur ve pH artar. Bu pH değişikliği ile birlikte kalsiyum karbonat çökelmesi olur. Geceleri ise fotosentez durup solunum devam ettiğinden karbondioksit konsantrasyonu artar ve pH düşer. Arıtmaya alınan sudaki bu pH değişiklikleri pıhtılaşma ve yumaklaşma verimini olumsuz yönde etkiler.

    Algler kum filtrelerindeki tıkanmalara sebep olabilir. Tesirli bir pıhtılaştırma ve çökeltme alglerin % 90 - 95 'ini gidermekle birlikte kalan miktar filtrelerde yük kayıplarına sebep olabilir. Filtrenin geri yıkama sıklığı dolayısıyla geri yıkım masrafları da artar. Bunu önlemek gerektiğinde ise pıhtılaştırma ve yumaklaştırmanın işletme giderleri artacaktır.

    Alg büyümesi ve daha sonra ölmesi sonucu ortamdaki organik madde konsantrasyonu artacağından suyun klor ihtiyacı da artacaktır. Bazen de rezervuarlarda alg kontrolü için klorlamaya ihtiyaç hissedilir.

    Suda çok miktarda alg bulunması, güneş ışınlarının ısı enerjisine çevrilmesi sonucu suyun sıcaklığını da arttırır. Üniform kalitede arıtılmış su için arıtma tesisine giren su sıcaklığındaki değişiklikler az olmalıdır. Algler aynı zamanda korozyona da sebep olmaktadır.

    1970 yıllarında kullanılan deterjanlar sebebiyle suya karışarak ötröfikasyonu hızlandıran fosforun kontrol çalışmalarına başlanmıştır. Bu hususta üç genel yaklaşım ele alınmıştır :

    Birincisi, yeni dolgu maddelerinin geliştirilmesidir. Yapılan çalışmalar sonunda nitrilo triasetik asidin (NTA) uygun çözüm olacağı görüşü ortaya çıkmıştır. Fakat daha sonra NTA'nın ağır ****l iyonları ile meydana getirdiği komplekslerin kuşlarda meydana getirdiği zararlı tesirler gözlenince NTA'nın deterjan dolgu maddesi olarak kullanılmasından vazgeçilmiştir.



    İkincisi, deterjanlarda kullanılan fosfat miktarının sınırlandırılmasıdır. Bu durumda daha önce bilinen ve daha az tesirli olan dolgu maddelerinin kullanılması söz konusudur. Bunlar karbonatlar, silikatlar, sitratlar ve borotlardır. Tripoli fosforik asitten daha zayıf asitlerden türüyen bu dolgu maddeleri sodyum tuzları, suda hidroliz olduğundan daha bazik çözelti meydana getirmektedir. Bu ise deterjanları bilhassa çocuklar için tehlikeli hale getirmektedir.

    Üçüncü ise fosfatın arıtma tesislerinde giderilmesidir. Bu ise geliştirilmiş 2. kademe veya 3. kademe arıtmayı gerektirmektedir.

    Bunların içerisinde en uygun 2. kademe ve 3. yaklaşımların kombinasyonu gibi görülmektedir.




    Sayfa: (1/1)
    fatih gümüşbaş
    1988-istanbul

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Pathos makaralar hakkında bilgisi olan varmı
    By ferhansaricam in forum Makaralar
    Cevaplar: 20
    Son Mesaj: 14-08-2012, 11:20
  2. diyaframla ilgili bilgisi olan varmı
    By superorfoz in forum Uzmanına Danışın
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 27-03-2009, 19:12
  3. diyaframla ilgili bilgisi olan varmı
    By superorfoz in forum Genel Sağlık
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 18-11-2008, 17:49
  4. suunto d3 military siyah hakkında bilgisi olan varmı?
    By cem nalbantoğlu in forum Serbest Dalış Malzemeleri - Genel
    Cevaplar: 16
    Son Mesaj: 08-02-2008, 15:14
  5. Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 21-06-2006, 10:34

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504