1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 12 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 13
Like Tree22Likes

Konu: Osmanlıda Balıkçılık

  1. #1
    ZIPKINCI
    Üyelik tarihi
    07-05-2010
    Yaş
    49
    Mesajlar
    2.033

    Osmanlıda Balıkçılık

    Osmanlı’da balık ve balıkçılık

    Su ürünleri arasında Osmanlı açısından en önemli ticari ürün balıktan çok yumurtasıydı. Karadeniz ve Hazar’dan gelen siyah havyardan (mersin balığı) Ege dalyanlarının kefal yumurtalarına kadar çeşitli balık yumurtalarının ticareti yapılmaktaydı.

    Balıkçılık, insanlığın ilk uğraşlarından biridir. Besin toplama ve karasal avcılık kadar eskidir. Ancak Osmanlı döneminde bu toprakları ziyaret etmiş olan seyyahların hemen hemen hepsi ağız birliği etmişcesine, döndüklerinde yazdıkları seyahatnamelerde Türklerin ağızlarına balık koymadıklarını, uzak durduklarını belirtirler. Hatta, bazıları yaygın olan bir batıl inançtan söz ederler: “Şarap değil de su içtiklerinden yedikleri balıklar midelerinde tekrar dirilir diye korkarlar.” Anadolu’da bugün bile halkın büyük çoğunluğunun su ürünlerine büyük ilgi göstermemesinin nedeni bu olabilirmi? Türk toplumunun ilkin göçebelik özelliği, sonra da toprağa bağımlılığı, onun hem tarım hem de hayvancılık alışkanlığını pekiştirmiştir. Ayrıca İslâmiyet’teki su ürünleri tüketimiyle ilgili yanlış yorumlar yüzyıllardır Osmanlıların balıkçılığa yönelmesini engellemiştir. İmparatorluğu kuranlar başlangıçtaki göçebe alışkanlıkları nedeni ile su ürünleri tüketimine uzak durmuşlardır. Belki bu nedenle besin olarak kullanımı toplumda tam olarak yaygınlaşmadı dolayısıyla avlanmada büyük bir iş hâline gelmedi.
    Gerek Bizans gerekse Osmanlı dönemlerinde balık o kadar bol ve ucuzdu ki sadece fakirler ve keşişler balık yerdi. Nitekim, Evliya Çelebi taze ya da tuzlu balığı ayyaşlara layık görür.
    Osmanlı Sarayında balık gerektiği zaman daha ziyade tatlı su balığının tercih edildiğini saray mutfağı kayıtlarından çıkartabilmekteyiz. Saray ahalisi boğaza kepçeyi daldırsa bolca balık yakalayabilecek iken, Uludağ veya Terkos gölünden tatlı su balığı getirtip onu yerdi.
    Aslında İstanbul’daki balık bolluğu bir efsane değil yaşanmış bir gerçektir. Bizans’da basılan paralarda kentin simgesi olarak tonbalığı suretinin bulunması, o yıllarda bile balık bolluğunun önemini gösterir. Doğa bilimciliğinin öncüsü olan Romalı Plinius eserinde; paralarda tonbalığı resminin bulunmasının nedenini şöyle açıklar:
    “İlkbaharda tonbalıkları büyük gruplar halinde Akdeniz’den gelip Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı yoluyla Karadeniz’e giderler. Boğazın Asya kıyılarındaki Khalkedon (Kadıköy) yakınlarında göz kamaştırıcı beyazlıkta yüksek kayalar bulunur. Bu kayaların parlaklığı tonbalığı sürülerini sersemletir ve korkuyla Khalkedon’un Burnu ve Bizans Haliç’i içinde tonbalıklarının avlanmasını çok kolaylaştırır ve bol bol avlanırlar. Tonbalıklarının bolluğundan dolayı bu buruna ve haliç’e Hrisun Keras yani Altın Boynuz denilir.”
    İstanbul’da balık bolluğunun nedeni şehrin coğrafi konumudur. İstanbul kılıç, ton, torik, palamut, uskumru, kolyoz, lüfer, istavrit, akya, dülgerbalığı, hamsi ve sardalye gibi yazı Karadeniz, kışı Marmara Denizinde geçiren göçmen balıkların göç yollarının üzerindeydi. Boğaz, büyük gruplar halinde geçen balıkların avlanması için uygun bir ortamdı. Ayrıca göç etmeyen kırlangıç, iskorpit, hani, barbunya, tekir, karagöz, mezgit, gelincik, fener gibi yerli balıkların da İstanbul açıklarında, Adalar ve Bostancı civarında yoğun olarak bulunması bu balık zenginliğini bir kat daha artırıyordu.
    Bu iki ana grup balık dışında havalar güzelleşince haliçleri ziyaret edip havalar soğuyunca denizlere dönen gezici ve uğrayıcı levrek, izmarit, mercan, eşkina, kayabalığı, gümüşbalığı gibi balıklar da İstanbul civarındaki deniz ve göl ağızlarında genellikle rastlanan ve avlanan balıklardı.
    Ancak o yıllarda muhafaza zorluğu nedeniyle balık yerinde tüketilen bir üründü. Su ürünleri arasında Osmanlı açısından en önemli ticari ürün balıktan çok yumurtasıydı. Karadeniz ve Hazar’dan gelen siyah havyardan (mersin balığı) Ege dalyanlarının kefal yumurtalarına kadar çeşitli balık yumurtalarının ticareti yapılmaktaydı.
    Evliya Çelebi, Trabzon seyahatinde Laz olan balık satıcılarının çığırtkanlıklarını bile kaydetmiştir. Özellikle Karadeniz’de çok sık tutulan hamsiyi çağrıştıran folklor hareketlerini anlatmış, hamsiyi tüm hastalıklara iyi gelen bir ilaç olarak tanımlamıştır. Trabzonlular hamsiyle yapılan “kırk” çeşit yemekle övünürler. Hamsinin kızartması, çorbada ve sosla kullanılması ya da baklavası bile şaşkınlık yaratmaz. Evliya Çelebi balıkla ilgili bir yemek tarifini de aktarmıştır. Temizlenen hamsiler onar onar şişlere çekilir. Maydanoz, kereviz, soğan, pırasa karıştırılır ve bu karışımın da içine karabiber ile tarçın katılır. Sonra tavaya, ilk sırası balıkla başlamak üzere üst üste sebze ve balıklar dizilir. Üzerine zeytinyağı dökülür ve tamamı hafif ateşte yaklaşık bir saat süreyle kızartılır. Çelebi'nin anlattığına göre bu yemek şenlik günlerinde hazırlanırdı.
    XVII. yüzyılda İstanbul’da balıkçılık lonca hâlinde örgütlenmiş, dalyanlar vergiye tâbi kılınmıştı. Evliya Çelebi İstanbul’daki balıkçı esnafını ayrıntılı olarak anlatır. Çelebi balıkçıları “esnaf-ı dalyancıyan” ve “esnaf-ı ığrıbcıyan” olarak ikiye ayırmaktadır. İlk grup 700, ikinci grup ise 3 bin balıkçıdan oluşur. Iğrıpçı esnafı dalyanlarda değil açık denizde balık tutanlardır. Ayrıca yalnız Haliç’te balık tutabilen “esnaf-ı karityacıyan” vardı. Bunların yanında ağ ile balık tutan bin balıkçı ve oltayla balık tutan bin “esnaf-ı düzenciyan” ve saçma adı verilen ağlarla balık avlayan 300 balıkçı, zıpkınla balık avlayanlar ve çömlek denen özel sepetlerle kayabalığı yakalayanlardan ve “esnaf-ı sepetçiyan” dediği ıstakoz avcılarından da söz eder. İstanbul’da, balık satan balıkçılar 3 bin kişi kadardı. Sayıları 2 bini bulan balıkçı dükkânları Balat, Cibali, Unkapanı, Yenikapı, Kumkapı, Samatya, Kasımpaşa, Hasköy ve Beşiktaş’ta bulunmaktaydı. Evliya Çelebi bu yerleri şöyle tarif eder: “Velhasıl meyhane bulunan yerlerde balıkçı dükkânlarının bulunması normaldir çünkü balık içki yemeğidir. Bir Bekri biraderimiz bu fakire bir balık başını meze yapıp bir şişe içkiyi bitirdiğini söylemiştir.” Evliya Çelebi esnaf alayındaki helvacı, balıkçı kavgasından sözederek helvacıların “Çok balık yiyen âdemin aklı hafif olur, avladığınız balıklar ekseriya Bekri canlara (içki içenlere) taamdır” dediğini aktarır.
    Osmanlı döneminde balıkhanenin amiri “balık emini” denilen kişiydi. Bunun bir görevi de sarayın balık ihtiyacını karşılamaktı. Balık satışı iltizam usulüyle vergilendirilirdi. Açık artırmayla satışa çıkarılan iltizamı alan kişi yıllık balık resmini devlete peşin öder ve yıl içinde balıkhaneye gelen balıklardan alınan vergileri kendi toplardı. Balığın bol veya kıt olmasına göre az veya çok kâr ederdi. Yerini kesinlikle saptadığımız ilk resmi balıkhane ise 1902 yılında açılışı yapılan ve ünlü mimar Valori tarafından planları çizilen binadır. Galata Köprüsü’nün Yemiş İskelesi yönünde bulunan Rali Hanı, Düyun- u Umumiye’ce alınıp tadil edilerek balıkhane yapılmıştı.
    Balıkhanede gelenek haline gelmiş bazı uygulamalar vardı. Örneğin palamut ve torik gibi balıklar çift balık hesabıyla; daha büyük balıklar ve kalkan tek balık hesabıyla, diğer balıklar okka veya kilo olarak; ıstakoz, böcek, pavurya tane ile; istiridye, midye, tarak, karides ise “çevalya” denilen kapların aldığı miktar esas alınarak satılırdı. Balık mevsiminin açılmasıyla birlikte balıkhanede her yıl bir tören yapılır; ilk kez yakalanan nadide balıklar törenle açık artırmaya tâbi tutulur ve töre gereği balıkhane nazırı açık artırmayı kazanır ve bu nadide balıkları saraya gönderirdi.
    Sultan II. Abdülhamid döneminde saraya kalkan, lüfer, kefal ve kaya balığı alındığı kayıtlardan anlaşılıyor. 1890 yılı Şubat ayında mutfak için yedi gün boyunca levrek, pisi balığı, barbunya, mezgit, uskumru, kaya balığı, kırlangıç, kefal, mercan ve istiridye alınmıştı. Hatta bir hafta boyunca Sultan’ın özel mutfağından Melkon Ağa tarafından teslim alınan uskumru sayısı 485 idi. 1884-1885 yılları arasında mutfakta çalışan diğer görevlilerin yanısıra Balıkçı Manuk Ağa’da bulunuyordu.
    Balığa meraklı II. Abdülhamid için balık seçmeyi Serkilerci Osman Bey yapar ve “Padişahın nefs-i hümayununa mahsus balıkların kılçıkları cımbız ile ayıklanıp badehu pişirilirdi” der. Padişahın özellikle lüferin yanağındaki eti sevdiği ve bir tabak dolusu lüfer yanağından çıkarılmış etin onun için özel hazırlandığı da rivayet edilir.
    Balık ve sağlık
    1 Eylül tarihinden itibaren balık av yasağı kalktı. Artık balıklar mutfağımıza konuk olmaya başlayabilir. Ülkemiz denizlerle çevrili olduğundan birçok balık çeşidine rahat ve mevsiminde de ucuza ulaşabiliyoruz. Ama bu imkanlarımıza rağmen bir çok ülkeden daha az balık tüketimimiz var. Balığın faydalarını bilsek herhalde daha fazla balık tüketmek için gayret ederdik. İnsanların en eski besin kaynaklarının başında gelen balığın sağlıklı beslenmede önemli bir yeri bulunmaktadır. Protein içeriği bakımından oldukça zengin olan balık, yumurta, et ve süt gibi iyi kaliteli protein kaynaklarındandır ve vücudun bu proteinlerden faydanma oranı yüksektir. Balık eti, A vitamini, D vitamini K vitamini ve B grubu vitaminler açısından zengindir. Ayrıca, iyot, selenyum, fosfor, magnezyum ve çinko mineralleri bakımından da iyi bir kaynaktır. Bu mineraller de yine kemik gelişiminde, saç sağlığında, insülin hormonu yapımında, yaygın olarak görülen guatr hastalığının engellemesini sağlayan minerallerdir. Hamsi gibi küçük balıklar da kılçıkları ile yenilirse Ca minerali açısından da iyi bir kaynak olurlar.
    Sağlıklı ve dengeli beslenmek, guatrdan korunmak istiyorsanız, koroner kalp rahatsızlığı riskiniz varsa, kolesterolünüz yüksekse, daha sağlıklı yaşamak istiyorsanız; kısaca yaşınız ne olursa olsun düzenli balık tüketmelisiniz…
    Kenan AKYOL
    BANDIRMA 1970

    05325275997

  2. #2
    Zıpkıncı Scotchsoda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13-02-2012
    Mesajlar
    8.046

    Cevap: Osmanlıda Balıkçılık

    Güzel bir paylaşım teşekkürler ..Bende bir samatyalı olarak eski halini arasamda yeniliğede boyun eğmek gerekiyor .Şu an İstanbul hastanesi olarak bilinen samatya ssk nın ön kısmından yenıkapıya kadar deniz dolduruluyor yazık oluyor su altı yaşamına denizde zaten balık çok az dahada azalacak denizi olan memlekette balığa hasretiz...
    Türkay Demiroğlu likes this.
    Fatih
    İstanbul
    1978
    Adam olmak bir gruba dahil olmak değil bir duruşa sahip olmaktır.

  3. #3
    ZIPKINCI Serdar ALTINBİLEK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30-12-2005
    Bulunduğu yer
    Bursa
    Yaş
    48
    Mesajlar
    929

    Cevap: Osmanlıda Balıkçılık

    Dostum çok güzel bir derleme olmuş,
    Kaynağını sorabilir miyim?
    Sea you...

    Serdar ALTINBİLEK
    ______________________
    15.08.1970-Karşıyaka

  4. #4
    Baltazar Divers Soner TAŞ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26-07-2013
    Bulunduğu yer
    istanbul-küçükçekmece
    Yaş
    40
    Mesajlar
    1.236

    Cevap: Osmanlıda Balıkçılık

    bu güzel bilgi için teşekkür ederim
    scuba10 likes this.
    Soner TAŞ
    İSTANBUL
    05435238364
    YAŞ 37

    NEFESİNİZ VE ŞANSINIZ BOL OLSUN
    passion trip master
    paranoyak frekans

  5. #5
    Deniz Aşığı B.Murat Yılmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22-11-2011
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    38
    Mesajlar
    2.738

    Cevap: Osmanlıda Balıkçılık

    Kenan Bey harika bir yazı. Teşekkür ederiz.
    scuba10 likes this.

    Murat Yılmaz 1980
    İstanbul
    Padi 1 Freediver

    Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir, tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir.
    MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

  6. #6
    ZIPKINCI
    Üyelik tarihi
    07-05-2010
    Yaş
    49
    Mesajlar
    2.033

    Cevap: Osmanlıda Balıkçılık

    Alıntı Serdar ALTINBİLEK Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Dostum çok güzel bir derleme olmuş,
    Kaynağını sorabilir miyim?
    Pardon kaynak belirtmem gerekirdi, Dünya gıda dergisinden Prof.Dr.Mustafa Tayarın yazısıdır.
    Kenan AKYOL
    BANDIRMA 1970

    05325275997

  7. #7
    HK54
    Guest

    Cevap: Osmanlıda Balıkçılık

    Teşekkürleeer.
    scuba10 likes this.

  8. #8
    SaT01
    Guest

    Cevap: Osmanlıda Balıkçılık

    Tebrikediyorum bu bilgileri paylaştığınız için, Teşekkürler.
    scuba10 likes this.

  9. #9
    A. Gürkan SÖNMEZ
    Guest

    Cevap: Osmanlıda Balıkçılık

    Güzel bilgiler. Teşekkürler.
    scuba10 likes this.

  10. #10
    ZIPKINCI argon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22-11-2012
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    988

    Cevap: Osmanlıda Balıkçılık

    çok faydalı bilgiler.. teşekkürler emeğinize..
    scuba10 likes this.
    M.Bahadır Anteplioğlu
    Makine Mühendisi

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Amatör Balıkçılık Belgesi
    By Atakan121 in forum Zıpkıncı Kahvesi
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 18-07-2013, 08:17
  2. Sorumlu Balıkçılık İlkeleri
    By Erhan Ocak in forum Üye Duyuruları
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 21-04-2012, 23:09
  3. Cevaplar: 20
    Son Mesaj: 10-02-2009, 15:43
  4. Osmanlıda Harem
    By volkanince in forum Zıpkıncı Kahvesi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21-08-2007, 17:00
  5. amator balıkçılık belgesi
    By farmer in forum S.S.S
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 30-06-2005, 14:26

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504