Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 ve 9
Like Tree1Likes
  • 1 Post By mustafa ozan bengi

Konu: DURDURUN BU KATLİAMI!

  1. #1
    Yönetici Aşkın YILDIRIM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03-10-2006
    Bulunduğu yer
    karşıyaka/İZMİR
    Mesajlar
    3.717

    DURDURUN BU KATLİAMI!

    Durdurun bu katliamı
    Tuğrul ŞAVKAY


    Yazın deniz kıyısına tatile gidenlerin balığa düşkünlük göstermelerini hep hayretle karşılamışımdır. Hayretimin nedeni, balığın tatil sofralarında aranmasında değil elbette. Balık o kadar güzel bir yiyecek ki, onun keyfini sürmemek apaçık aptallık sayılır. Beni rahatsız eden, aynı insanların bir başka mevsimde, kışın, çoğu zaman deniz kıyısından uzak sıcak evlerinde aynı ilgiyi balıklardan esirgemesi. Balığı yalnız yazın ve deniz kıyısında sevenleri o yüzden bir türlü anlayamam. Melale aşina olmayan bir nesle hayretle bakan şair gibi, ben de balığı yer ve mevsimle sınırlı olarak sevenlere şaşarım.

    Hele balığın sadece rakı mezesi olmasına hiç akıl erdiremem. Balık ile rakı gibi sert bir içkiyi bağdaştırmakta güçlük çekerim. Rakıya eşlik eden bir ahtapot salatasının, bir kalamar tavasının veya çıtır çıtır yenen haşlanmış küçük karideslerin tadını inkar edemem. Edersem de çarpılırım. Bunlar pekala rakı mezesi sayılır. Ama nasıl pişirilmiş olursa olsun, balığa en çok yakışan içkinin şarap olduğunu düşünürüm.

    Öte yandan balığın, Karadeniz'in hamsisi dışında, bizim karasularımızda yaz kış ayrımı olmaksızın pek bol olmadığını da bilirim. Üstelik yazın balık büsbütün kıtlaşır. Üreme mevsimi, balığın avlanmasını engeller. Kıtlık sırasında bir yiyeceği bolca tüketmek akla mantığa aykırı. Yazları balık satıcılarının tablalarındaki balığın azlığı da bunun delili. Üstelik bu balıkların kışın bereketini önlemek pahasına yakalanmış olmasından kuşku duyarım. Böyle bir durum yazın yediğim balığı çoğu kez boğazıma dizer. Elim o güzelim balıklara pek gitmez.


    İLAHİ DENGE

    Oysa kış benim için balık mevsimi demek. Havaların soğumasıyla birlikte balıklar bollaşmaya başlar. Giderek irileşir, lezzet kazanırlar. Ele avuca gelir büyüklüğe ulaşırlar. Tabii bu birdenbire olmaz. Balığa zaman tanımak gerekir. Balığın avlanmasının takvimi böyle oluşur. Havalar soğudukça balığın bereketi artar. Sıcak bir balık yemeği, çoğu zaman soğuk havaların en güzel tesellisi olur. Tabiat bizi bir yandan soğukla cezalandırırken öte yandan da yüzlerce değişik lezzetle bezenmiş balık ve deniz ürünüyle ödüllendirir. Sanki ilahi bir denge oluşur ve bu yolla kendisini bir kere daha gösterir.

    Ancak bu ilahi dengenin farkında olanlar galiba pek az. Bir haftadır gazetelerin kıyısından köşesinden feryatlar yükseliyor. Akil insanlar, ‘durdurun bu katliamı’ diye neredeyse kendilerini parçalıyor. Çünkü Karadeniz'den gelen balıkçılar Ege'ye çıkmış, Çanakkale Boğazı'nın hemen altında balıkları sürü halinde katletmekle meşguller.

    Avla avcı arasında binlerce yıldır konulmuş ve korunmuş kurallardan habersiz biçarelerden sözediyoruz. Balıkçı sıfatını asla haketmeyen bu vahşetin faillerinin çöldeki kumlar kadar çok yavru balığı kör ettiklerini yazdı gazeteler. Onbinlerce voltluk lambalarla kör edilmiş yavru balıklardan sözediyorum. Her canlının sürmesi gereken hayatı yok etmenin parasal karşılığı da yok üstelik. Çünkü öldürdükten sonra, 'taşımaya değmez' diyerek bu yavru balıkları tekrar denize döküyorlarmış. Doğrudur. ‘Tanrıya inanıyoruz‘ diyen Amerikalılar bunu paranın üzerine yazmışlar. Peki bizim balık katilleri için biz de böyle bir para mı çıkarsak, hiç olmazsa kirli kazançlarının meyvesini toplarken Allah'ın adını görüp utansınlar diye!

    Bu müthiş soykırım lambalı cinayetle sınırlı da değil. Gazetelerdeki haberlere ve yorum yazılarına bakılacak olursa, denizin dibi de vahşice taranmakta. O deniz dibi ki, sayısız canlının yuvasını barındırır. Bir av uğruna canlıların yuvasını yok etmek demek, avı da kurutmak demek. Bu budalaların Sait Faik'i okumadıklarını adım gibi biliyorum. Ama hiç mi akıl kırıntısı taşımazlar, o noktada hayretlerden hayret beğeniyorum kendime.

    Üstelik Ege gerçekte balık fakiri bir deniz. Akdeniz'in ancak birkaç noktasında balıklar ve diğer deniz canlıları kendilerine bir sığınak bulabilmiş. Çanakkale Boğazı'nın Ege'ye açılan suları bu ender noktalardan biri. Katliam da zaten burada yapılmakta. Böylece Ege Denizi'nin yoksulluğu katmerlendirilmekte.

    Balık katillerinin kişisel hesaplarını kabul etmek değilse bile anlamak mümkün. Onlar sadece bugünü yaşayan zavallılar. Balık halindeki komisyonculardan alacakları üç beş kuruş fazla paranın peşindeler. Yarın hiçbirimizin sofrasında balık olmaması onları hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Ben yeterince balık yedim ve bu tadı tanıdım. Ya çocuklarımız? Onların sofralarına el uzatmak kimin haddine? Ama kırılası eller şimdiden o sofralara da uzanıyor.


    ÇÖZÜM YOLLARI

    Her toplum böyle sorunları çözmek için yöntemler üretmiş. Üretmek zorunda da. Siyaset teorileri bu varsayımlarla dolu. Doğu'da bu ‘adalet mülkün temelidir' formülüyle ifade edilmiş. Her şey dönüp dolaşıp devletin mülkte adaleti sağlamasına bağlanmış. Batı'da da durum farklı değil. Avrupalı siyaset teorisyenleri, devletin insanların yaşama hakkı, mülkiyet hakkı ve özgürlüklerini korumak üzere kurulduğunu söylemişler. Devletin, yetkilerini ve meşruiyetini böyle kazandığı varsayılmış. Haklar teker teker kişilere ait olmakla birlikte, aynı zamanda toplumun bütününe de ait. Toplumsal yararı gözetmek de devlete verilmiş bir görev. Doğu, Batı ile bu noktada buluşmuş. Toplum için adaleti sağlamak!

    Ama ben bizim öykümüzdeki devletin, Amerikan İhtilali'nin ilkelerine daha yakın olduğunu düşünyorum. Çünkü orada aranan yaşama hakkı, özgürlükler ve mutluluğun peşinde koşma hakkı olmuş. Mutluluk, toplumun korunması gereken bir değeri sayılmış. Hem kendi mutluluğumuz, hem de gelecek nesillerin mutluluğundan söz ediyoruz.

    Bütün bunları bildikten sonra da afra ve tafra ile, avanta dağıtma ile devlet adamı olunacağını sanan bir başka zavallının dramı yansıyor bu öyküde. Çünkü katliam iznini veren bir bakan. O da, balık katilleriyle aynı dar görüşlülükte. Birinciler paranın peşinde koşarken, o da birkaç zavallı oyun peşinde ömrünü tüketmekte. Hadi balıkçılar cahil diyelim, izni veren siyasi sorumlu da mı aynı düzeyde cahil? Bir toplumda cehalet bu kadar yaygın olabilir mi? Cahillik yalnız okumamışlık mıdır?

    Kafamı kurcalayan asıl sorun da burada düğümleniyor. Acaba tabiattaki ilahi dengeyi anlayabilmek için insanların ille de ilahiyat tahsili mi yapmaları lazım? El Ezher'de mürekkep yalamak bir zorunluluk mu? Yoksa Batılı bir yöntemle, felsefe mi okumak lazım üniversite sıralarında? Spinoza'yı bilmeyen Tanrı'nın evrenle birliğini anlayamaz diye bir kural mı var? Yok tabii. Öyle olsa hiçbir sözü eğri büğrü söylemeyen derviş Yunus ile Felemenkli Spinoza aynı türküyü nasıl terennüm ederlerdi? Hem de yüzlerce yıl arayla ve birbirlerinden asla haberdar olmadan!

    Sorular çoğalınca bir an durup nefes almak gerek. Çünkü cevapları aynı hızla vermek mümkün olmuyor. Şark'ın affedilmez bir kurnazlığı var: Teknolojiyi çırılçıplak kabul etmek. Çünkü her türlü ahlaki yargıdan arınıp soyunmuş teknoloji daha çok para vaadediyor. Şarklı kurnazlar da bu paranın şehvetiyle kendilerinden geçmekte. Para aşkı, para şehvetine dönüşmekte. Sevgisiz, sadece şehvetten oluşan bir aşk ne kadar zavallı!

    ALINTI: Hürriyetim.com
    NUR İÇİNDE YAT KARDEŞİM

  2. #2
    Anoron
    Guest
    Umarım ki bu yazıyı sadece biz değil birçok insan okumuştur ve biraz gerçeklerin farkına varmalarını sağlamıştır.Çünkü bilgiden önce o bilgiyi iyi kullanabilecek bir bilince ihtiyacımız var.

  3. #3
    ZIPKINCI Rıdvan LALE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09-09-2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1.193
    bugözler neleri gördü katliyam diyorsun bence az serefsizlik ahlaksızlık ve diğer bütün kabullenmesi zor kelimeler balıkcı cahil diyorsun peki onun başındaki yönetici bilmiyormu ben istanbulda oturuyorum kumkapı halinin karşısında yenikapı mendireği var adam saat gündüz 11 av yasağı hala devam ederken ağustosta kendini uyanık sayan balıkçı trol atıyor hal müdürlüğü orada sahil güvenlik cirit atıyor ehe ne diyelim şimdi bunlara düşünün bir istavritin senelik yumurtasını yakaladığınızda erişkin haldeki durumuna bakın ne kadar ton yapacak bunlar bindiği dalı kesen geri zekalılar o zaman cözüm alıcan hapse atıcan reklamını yapıp rezil edecen hak mahrumiyeti diyecen bakalım bir daha yapacakmı görmezden gelenide tabi ben felsefeden yana değilim içrahat olucak bunlar soyguncu geleceğin hırsızlar:

  4. #4
    kofana_katili
    Guest

    aynı fikirdeyim

    Alıntı Dolpine Nickli Üyeden Alıntı
    bugözler neleri gördü katliyam diyorsun bence az serefsizlik ahlaksızlık ve diğer bütün kabullenmesi zor kelimeler balıkcı cahil diyorsun peki onun başındaki yönetici bilmiyormu ben istanbulda oturuyorum kumkapı halinin karşısında yenikapı mendireği var adam saat gündüz 11 av yasağı hala devam ederken ağustosta kendini uyanık sayan balıkçı trol atıyor hal müdürlüğü orada sahil güvenlik cirit atıyor ehe ne diyelim şimdi bunlara düşünün bir istavritin senelik yumurtasını yakaladığınızda erişkin haldeki durumuna bakın ne kadar ton yapacak bunlar bindiği dalı kesen geri zekalılar o zaman cözüm alıcan hapse atıcan reklamını yapıp rezil edecen hak mahrumiyeti diyecen bakalım bir daha yapacakmı görmezden gelenide tabi ben felsefeden yana değilim içrahat olucak bunlar soyguncu geleceğin hırsızlar:

    hatta dahada ağır cezalar verilmeli teknelerine el koymak gibi

  5. #5
    ZIPKINCI Can ARSLAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30-12-2004
    Bulunduğu yer
    İSTANBUL
    Yaş
    47
    Mesajlar
    3.000
    Aşkın bey, paylaşım için teşekkürler..

    bir örnekte ben vereyim..
    yasak olmasına rağmen yıllardır boğazın karadeniz çıkışında (nisan-mayıs aylarında) Torik avlanır.. kimi dalyanda avlanıyor desede büyük kısmı ağlarla avlanır..
    3-4 kg lık balıklar bu mayısta 20 ytl den tezgah altlarında.. sonlara doğru alanen seyyarlarda satılır..
    dur diyeni görmedim..
    hepsi havyarlı balık..
    karadenize çıkacak, yumurtayı dökecek..
    o yumurtalar ağustosta çingene palamutundan başlayarak tutulacak..

    şimdi aynı vatandaşlar bu sene palamut yok NEDENN diyor..
    değişik yorumlar getiriyor..
    asıl nedeni gören yok..

    bu konularda her zaman söylediğim gerekli DENETİM ve ağır CEZA
    tek çözüm bu.
    Balık çağırmayı bilmem, onlar beni çağırır


    Can ARSLAN İstanbul 13/11/1971

  6. #6
    yucelusta
    Guest

    Cevap: DURDURUN BU KATLİAMI!

    Çocukluk yıllarımda sigara kağıdıyla kapladığımız yaldızlı iğnelerle uskumru kolyoz avlardık, sonraları bu balıklar yitip gittiler. Ticari değerinin yüksek olması, kolay avlanabilir sürü balığı olması, ışık ve düşük voltaj elektirikle rahatlıkla kör edilebilmesi, marmara ve karadeniz de uskumrunun kökünü kazıdı.Şimdiki nesil genç arkadaşlarımız ve bizler canlı yayında palamut balığının yitişini izliyoruz. Yitip giden uskumrudan hiç mi ders alınmadı? Evet aynen öyle alınmadı, denizin cahili ticari balıkçılar yarını tüketmeye devam ediyorlar. Buralarda balıkçılıktan geçinilir, ancak bu cahillerin derdi köşe dönmek. Agresif tedbirlerin zamanı geldi de geçiyor.Zamanında Yeni Zellanda da yapıldığı gibi sert av yasakları uygulanması gerekiyor, tüm denzlerimizde 40 tan fazla ticari değeri olan tür üreme dengesini %80-90 oranında kaybetmiş vaziyette. Bunun anlamı üreme oranının yakalanma oranının altına indiğidir. Bu türlerin tamamı 10 sene içerisinde yokolma eşiği tabir edilen %99 luk üreme kaybı noktasında olacaklar. Tek alınabilecek önlem belirli alanların (Greenpeace deyimiyle) "deniz rezervleri koruma alanı" ilan edilmesi ve her türlü avcılığın süre gözetilmeksizin bu alanlar üzerinde yasaklanmasıdır. Yurdumuzda bunun dışında alınabilecek her önlem günü kurtarmak ya da deniz-çevre koruyucularının gözlerini boyamak amacını taşıyacaktır. Ha keza mevsimlik av yasaklarının türleri korumak yönünden ne kadar etkili olduğu bile tartışılır durumdadır, denetim olmaksızın yasaklamanın hiçbirşey ifade etmediğinin hepimiz farkındayız. Bu yüzdendir ki rezerv koruma alanlarının oluşturulması için Tarım Orman Köyişleri Bakanlığı ve KKGM' ne acilen baskı ve lobi yapılmalıdır. En basitinden şöyle düşünün, bu çok küçük bir örnek. Marmara denizinin tamamı ve boğaz çıkışlarında 10 mil açığa kadar her türlü ağ ile balık avcılığı yasaklansa 2 sene sonra bunun sonuçları neler olabilir? Yorumlarınızı bekliyorum....Sağlıcakla kalın

  7. #7
    mustafa ozan bengi
    Guest

    Cevap: DURDURUN BU KATLİAMI!

    arkadaşlar kaçak balık avcılığı yapıp yakalanan teknedeki personeli sahil güvenlik alıyo tekneden biraz açılıp bi torpil yolluyolar hoooop aynen tekne balık yuvası haline geliyor çok uzaklara diil yakınımızda olan bi uygulama iki tanesine atcan torpili bak bakalım ne oluyo ama tabi önce bunu yapacak uzvu olan biri lazım denizimizi seven herkeze selam olsun
    sualtımeraklısı likes this.

  8. #8
    Hakan KUTLUATA
    Guest

    Cevap: DURDURUN BU KATLİAMI!

    Kolayı var arkadaşlar bizi temsil eden insanlar rüşvet aldıklarında yakalanınca ceza çekecekler kanun uygulayıcı rüşvet alınca ceza çekecek suçu işleyen bu sayede rüşvet vererek işleri yoluna koyamayacak bir kasa balık alıp 10 ton balığa hadi devam et diyemeyecek sarhoş sürücüyü kenara çekince 5 ytl ye bırakmayacak ...bakın nekadar kolay rüşveti haksız kazancı engelle suçlu yakalanma riskini taşısın yeter

  9. #9
    sualtımeraklısı
    Guest

    Cevap: DURDURUN BU KATLİAMI!

    Alıntı yucelusta Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Çocukluk yıllarımda sigara kağıdıyla kapladığımız yaldızlı iğnelerle uskumru kolyoz avlardık, sonraları bu balıklar yitip gittiler. Ticari değerinin yüksek olması, kolay avlanabilir sürü balığı olması, ışık ve düşük voltaj elektirikle rahatlıkla kör edilebilmesi, marmara ve karadeniz de uskumrunun kökünü kazıdı.Şimdiki nesil genç arkadaşlarımız ve bizler canlı yayında palamut balığının yitişini izliyoruz. Yitip giden uskumrudan hiç mi ders alınmadı? Evet aynen öyle alınmadı, denizin cahili ticari balıkçılar yarını tüketmeye devam ediyorlar. Buralarda balıkçılıktan geçinilir, ancak bu cahillerin derdi köşe dönmek. Agresif tedbirlerin zamanı geldi de geçiyor.Zamanında Yeni Zellanda da yapıldığı gibi sert av yasakları uygulanması gerekiyor, tüm denzlerimizde 40 tan fazla ticari değeri olan tür üreme dengesini %80-90 oranında kaybetmiş vaziyette. Bunun anlamı üreme oranının yakalanma oranının altına indiğidir. Bu türlerin tamamı 10 sene içerisinde yokolma eşiği tabir edilen %99 luk üreme kaybı noktasında olacaklar. Tek alınabilecek önlem belirli alanların (Greenpeace deyimiyle) "deniz rezervleri koruma alanı" ilan edilmesi ve her türlü avcılığın süre gözetilmeksizin bu alanlar üzerinde yasaklanmasıdır. Yurdumuzda bunun dışında alınabilecek her önlem günü kurtarmak ya da deniz-çevre koruyucularının gözlerini boyamak amacını taşıyacaktır. Ha keza mevsimlik av yasaklarının türleri korumak yönünden ne kadar etkili olduğu bile tartışılır durumdadır, denetim olmaksızın yasaklamanın hiçbirşey ifade etmediğinin hepimiz farkındayız. Bu yüzdendir ki rezerv koruma alanlarının oluşturulması için Tarım Orman Köyişleri Bakanlığı ve KKGM' ne acilen baskı ve lobi yapılmalıdır. En basitinden şöyle düşünün, bu çok küçük bir örnek. Marmara denizinin tamamı ve boğaz çıkışlarında 10 mil açığa kadar her türlü ağ ile balık avcılığı yasaklansa 2 sene sonra bunun sonuçları neler olabilir? Yorumlarınızı bekliyorum....Sağlıcakla kalın
    zıpkın ve olta tamam ama ağlı tekneli balıkçılık kesinlikle yakalanması lazım, en iyi oltacı 10 tane en iyi zıpkıncı 5 balık vurur ki küçük balıklara dokunmamak şartıyla ama küçük uskumruyu hamsinin içine katar yine satar ticari kafa, dünyanın her yerinde bir anda yasaklanması lazım dengesiz avcılığın sadece türkiyede değil, avatar filmindeki gibi dünyamızı yok edip başka dünyalar aramaya gerek yok.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. ERMENİLERİN YAPTIĞI HOCALI KATLİAMI
    By exmurat in forum Zıpkıncı Kahvesi
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 28-02-2007, 21:10

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196